Bebeğin duydukları beyninde bir iz bırakıyor

· 22 Mart 2018

Bebek, dünyada algıları en açık varlıklardan biridir. Her biri, uyarı, şefkat, dokunuş ve her şeyden öte, kelimelere ihtiyaç duyar. Dahası, duydukları her şey beyinlerinde silinmez bir iz bırakır, bu nedenle, ses tonunuzla anladığı o sevginin mimarları ve onu saran, uyaran sesin sıcaklığının sahipleri biz olmalıyız.

Yenidoğan bebeklerle konuşmanın mantıksız olduğunu söyleyenler yanılıyorlar. Ayrıca, çocuğun iletişimsel gelişimine de darbe vuruyorlar. Bebeklerle yüz yüze, oldukça fazla konuşmalıyız, onlara şarkı söylemeyeli ve fısıldamalıyız, onlara hikayeler anlatmalıyız… Kelimelerin gizemini çözemiyor olsalar da, duyguları çevirmede ustadırlar ve dil gelişimlerine katkıda bulunurlar.

Günler ve aylar geçtikçe, bazı kelimelere anlam yüklemeye başlayacaktır, ve bir gün gelecek, nasıl olduğunu bilmeden onları anlamaya, daha sonra da cümlelerinizi algılamaya, ve daha sonra kendi dilleriyle size yanıt vermeye başlayacaklar. Bu muhteşem süreç, sevgi dolu, şefkatli ve sıcak bir ortamda gerçekleşmelidir.

Çünkü, yenidoğanın duyduğu her şey, sürekli olarak bir gelişim halinde olan beyni tarafından kayıt altına alınacaktır. Bu nedenle, şüpheye düşmeyin, doğrusunu yapıyorsunuz. Eğer bebeğiyle konuşmayı asla bırakmayan bir anne veya bir babaysanuz, çok şanslı bir insansınız.

Size nedenini açıklıyoruz.

Rutinler, iletişimi güçlendirmek için ideal zamanlardır

bebeğine sarılan anne figürü

Yenidoğan bir bebeğin vaktinin çoğunu uyuyarak geçirdiğinin farkındayız. Ancak, hayatının bu ilk hafta ve ayları boyunca, dil yoluyla çocuğun beyin gelişimini uyaran sihirli bir sürecin başladığı o mükemmel anlara da tanıklık ederiz.

  • Emzirmek, şüphesiz ki, bir bebekle konuşmak için en uygun, büyülü ve önemli andır.
  • Sesinizin, sıcak, şefkatli ve her zaman olumlu bir tonda olduğundan emin olun.
  • Bebeğinizin bezini değiştirirken her zaman göz teması kurmaya çalışın.
  • Banyo zamanı, bebeğin, annesinin ve babasının seslerine ve mimiklerine karşı algılarının en açık olduğu keyifli anlardan biridir.
  • Eğer ondan bir gülücük koparabilmeyi başarırsanız, o zaman bebeğinizin beyninde olumlu ve sevgi dolu bir iz bırakmış olursunuz.

Annenin sesi bebeğe rehberlik eder

Annenin sesi güçlüdür, ve her zaman oradadır, bebek dünyaya gelmeden çok öncesinde bile. Bebek, 9 ayını şu an onu sallayan, besleyen ve emziren o kadının karnında geçirmiştir.

  • Doğumda, bebek annesinin sesini çoktan tanıyor olur. Unutmamalıyız ki, amniyotik sıvı sesi iyi iletir, böylece fetüs duyma yetisini geliştirir geliştirmez, annenin sesi ona her gün eşlik eder.
  • Bebeğin kelimelerin anlamını kavrayamadığını hepimiz iyi biliyoruz. Ancak, başta da belirttiğimiz üzere, her bir cümledeki niyetinizi ve tonunuzu anlayabiliyorlar.
  • Bu sebeple, size karşılık veriyor, gülüyor, ve sesimizi gereğinden fazla yükselttiğimizde korkuyor.

Mükemmel anneler ve eşsiz ebeveynler, çocuklarının beyinlerinde sevgi kırıntıları bırakan ve onları şefkatle eğitenlerdir.

Kelimelere mimiklerin de eşlik etmesi gerekir

annesinin kollarında bir bebek

Bir bebekle iletişim, mimiklerle ve uygun bir ses tonuyla desteklenmelidir. Bu şekilde, sözlü iletişimi sözsüz iletişimle tamamlamış oluruz, ve bunun sonucunda, bebeğinizde pozitif bir ruh halini tetiklersiniz.

  • Onunla konuşurken asla gülümsemeyi unutmayın, her zaman gözlerinin içine bakın.
  • Bebeğinizle konuşurken, ona küçük cevap süreleri de vermeyi unutmayın. Tepki vermesini, bir ses çıkarmasını, gözlerini daha da kocaman açmasını, ya da küçük bir kıkırdama veya gülümseme bekleyin. Bu şekilde, kelimeler arasındaki değişimlerin sırasını da belirlemiş olursunuz.

Unutmamamız gereken bir diğer ilginç gerçek ise, çocuğumuzun iletişimsel gelişimini anlamaktır. Bir bebek de, jest ve mimikler yapabilir, sesli tepkiler verebilir. Bu iletişim şeklini güçlendirmenin yollarından biri, onun mimiklerini ve çıkardığı sesleri taklit etmektir, böylece onları anladığımızı görmelerini sağlarız; söyledikleri ve yaptıkları her şeyin anlamlı ve değerli olduğunu görürler.

 “Babytalk” yapmanın püf noktaları: hepimizin farkında olmadan yaptığı bir şey

Yetişkinlerin bir bebekle konuşma şekline “babytalk” – bebek gibi konuşmak – deniyor. Bu İngilizce kelime biz ebeveynlerin çoğunun her gün yaptığı bir şeyi tanımlıyor.

  • Hiçbir yetişkin, bir bebekle, bir yetişkinle konuştuğu şekilde konuşmaz. Aslında beynimiz, bir bebeğin iletişimsel gelişimini uyarmak için nasıl konuşması gerektiğinin farkında.
  • Dilin, bizi diğer primatlardan ayıran genetik bir özellik olduğunu unutmamalıyız, ve bu nedenle, çocuğumuzun bu yeteneğinin erken yaşta gelişmesini sağlamalıyız.
  • Dikkatlerini çekmek için yüksek bir ses tonuyla konuşuruz.
  • Aynı zamanda onlarda yeni hislerin oluşumunu uyarmak için farklı sesler çıkarırız: kahkaha, kıkırtı ve agu gibi
  • Bunun sonucunda, kimse bize bunu öğretmemiş olsa da, içgüdüsel olarak “agu agu” gibi aslında dilde bir anlam ifade etmeyen ancak bebeğimiz için büyük anlam taşıyan sesler çıkarırız, bebeğin sakinleşmesini sağlamak için.
anne ve bebek figürü

Sonuç olarak, bebeğiniz doğduğu andan itibaren onunla iletişim kurmak için sayısız nedene sahipsiniz. Dünyaya geldikleri ilk andan ve onu kollarınıza aldığınız ilk andan itibaren sizlere ihtiyaçları var. Size, aynı zamanda iletişim kurmayı öğrenmek için de ihtiyaçları var.

Bu nedenle, unutmayın, bütün o ilk kelimeler bebeğinizin beyninde bir iz bırakacak ve dilin gizemini çözme yolunda, her an ona sonsuz şefkat gösteren sıcak bir sesle dünyayı anlamaya bir adım daha yaklaştıracak.

Bunlar da ilginizi çekebilir