Çocuğum: Benim En Büyük Sanat Eserim

· 21 Mart 2018

“Çocuğum benim en büyük sanat eserim.” Annelerin olduğu bir ortamda, bir hastanenin bekleme odasında ya da bir komşuluk ziyaretinde bu cümleyi ya da benzerini duyabilirsiniz.  Ama eğer bir anne bunu söylüyorsa, altında yatan anlam çok açıktır.

Ve asla önemsiz değildir. Sanatsal bir yeteneğe sahip olun ya da olmayın, yaşam mucizesinden daha büyük bir sanat ya da yaratıcılık yoktur.

Bu şaheseri yaratmak 9 ay alır ve geliştirmek de bir ömür sürer. İşte! Her çiftin en iyi sanat eseri.

Benim çocuğum, bir sanat eseri

Bir düşünün: Bir anne, bebeği hala rahmindeyken bile çocuğuna bağlanmaya başlar. Ona hala çok bağımlı olan bu varlığın nasıl kendi başına bir canlı olduğuna tanıklık eder.

Ve bilir ki, bir zamanlar onun bir parçası olan bu küçük varlık onu herkesten daha iyi anlamaktadır.

Mutlu bir Çocuk

Çocuğunuz her acınızı hisseder, tıpkı karnınızdayken her kalp atışınızı hissettiği gibi.

Gücünüzü biliyor, çünkü yorgunken iç geçirmelerinizi ve onları takip eden derin nefeslerinizi o duydu ve sizi hep ileri taşıdı. Bir zamanlar imkansız görünen o şey için savaştığınızı hep hissetti.

Çocuklar bu bilgiye sahip olarak güçlü ve korunaklı halde bu dünyaya gelirler. Çocuğunuz ne kadar savunmasız görünse de, minik bedeni hayatın tüm sırlarını içinde tutar.

Benim çocuğum, benim en güzel sanat eserim, beni her zaman heyecanlandırma yeteneğine sahiptir.

Benim çocuğum, beni şu anda tam burada, geleceği düşünürken, geçmişe yolculuğa çıkarmak gibi bir doğaüstü güce sahiptir.

Bütün bunlar sadece bir anı şekillendirir ve bu sevginin tek bir halidir: Annelik

Bebekler, içimizde bir hassasiyet ve masumiyet uyandırır. Yoğun ve telaşlı hayatlarımıza huzur getirme yetenekleri, herhangi bir sanat eserinin gücünü bile aşar. Onların küçük şakaları ve taklitleri Mona Lisa’nın gülüşünden bile daha etkileyicidir.

Çocuğunu Öpen Anne

Benim çocuğum her sanat eserini aşar

Çocuğumun teninin kokusu, yaramazlıkları ve bakışlarında ifade ettiği her şey: Bunlar, herhangi bir sanat eserinden daha büyüktür.

Bir çocuğun büyümesine şahit olmak Frida Kahlo’nun hayallerinden birini izlemek kadar büyüleyicidir.

Çocuğumu kafası karışık, ümitsiz hissederken ya da kızgın görmek Van Gogh ya da Munch’ın bir eserinden daha rahatsız edicidir. Onun hem dışarıdaki hem evdeki farklı yönleri ve davranışları, Picasso’nun kübist bir portresinden de daha çok boyutludur.

Hayatınıza bir çocuğun girişi sizin için gurur verici ve muhteşem kelimelerinin anlamlarını değiştirebilir. Dünyada bu kadar büyülü bir şeyi içinde tutabilecek bir müze yoktur. Ve hiçbir sanat eseri gerçeğin kendisiyle karşılaştırılamaz. Bu, çok şey ifade eden ama daha da çok ilham veren bir eserdir.

Çocukluğun çekimine direnmek imkansızdır. Çocuğum en büyük sanat eserimdir; sessizce seyretmekten memnun olduğum bir eser. Ben hayatının bir numaralı efendisi haline gelmiş olan bu varlığın, aklını başından aldığı tipik bir anneyim.

Bu sanat eserine kendinizi kaptırmaktan çekinmeyin. Kendinizi rahat bırakın. Sadece bir öpücük, bir sarılma ya da basit bir “Seni seviyorum anne” cümlesi ayaklarınızı yerden kesmek için yeterlidir.

Sonuçta, çocuğunuz, aşkınızın bir meyvesi, paylaştığınız ortak hayallerinizin somut halidir.

Durun ve çocuğunuzu takdir edin. Tüm detayları gözlemleyin, her şeyi kabul edin. Onun her bir doğru tavrıyla gurur duyun ve küçük hatalarını affedin.

Güzelliğinin tadını çıkarın ve onun doğal zarafetine hayran kalın. Sınırları olmayan bir sevgi yoğunluğunun gerçek anlamını küçük çocuğunuzda keşfedin.

Bunlar da ilginizi çekebilir