Senin Kolların Boynuma Takmak İstediğim Tek Mücevher

09 Eylül, 2018

Bazı insanlar bir gün kendi evlerini almanın hayalini kurarlar, bazıları da güçlü ve zengin olmanın. Çoğu insan, çok parasının olmasını, lüks arabalar içindeki en iyisine sahip olmayı ya da en seçkin, en değerli görülen objelere sahip olabilmeyi diler. Ben yalnızca boynumda en değerli mücevheri taşımayı istiyorum: senin kollarını.

Benim pahalı inci kolyelere ya da güzide pırlanta mücevherlere ihtiyacım yok. Bunlar gibi parçalar benim ne kalbimi ne ruhumu doyurur. Ve aynı şekilde, diğer maddi olmayan eşyalar gibi, finansal değerleri ne kadar yüksek olursa olsun beni mutlu edecek manevi değerlerin yarısını bile içlerinde taşımazlar.

Senin kolların eşi benzeri görülmemiş bir manevi değer taşıdığından ötürü bana inanılmaz bir keyif veriyor. Dünya üzerindeki tüm altınların toplamıyla bile kıyaslanamayacak kadar değerliler. Yalnızca bir annenin anlayabileceği bir yüceliğe ve benzersiz bir anlama sahipler. Yalnızca bir annenin yaşayabileceği çılgın hisler bunlar.

Çocuğum, sana bu hayattaki tek arzumu itiraf edeyim. Senin kolların boynuma takmak istediğim tek mücevher. Sana istediğin, ihtiyacın olan her şeyi vermenin vereceği tatmini başka hiçbir şey bana veremez. Benim kıymetli çocuğuma olan tüm sevgimi gösterebilmemin ve tanıdığım en müthiş kişilik olan sen tarafından sevilmenin vereceği hazzı şu dünyadaki başka hiçbir şey bana veremez.

anne bebeğine sarılırken

Seninle her sarıldığımızda, kollarımda olduğun tüm anlarda aramızdaki bağın muhteşemin çok daha ötesinde olduğunu hissediyorum. Saf, kusursuz ve koşulsuz olan bağımızı en derinden hissediyorum. Bizi bir yapan bu bağ sonsuz ve hiç bitmeyecek, kuşkusuz. İşte tam da bu sebeple sen benim hayatım boyunca en değerli, en kutsal emanetimsin ve sonsuza dek de öyle olacaksın.

Anne: insanoğlu tarafından telaffuz edilmiş en güzel kelimedir.

Khalil Gibran’ın bir sözü

Boynumda kolların, sınırları olmayan bir sevginin simgesi

Dünyaya geldiğin andan itibaren, boynumda en güzel mücevherimin zarif parıltısını taşıyorum: kollarının. Bu mücevher çok derin bir sevginin sadece yansıması. Sınırları olmayan bir sevgiden ne fazlası ne de azı.

Boynumdaki kolların bana en kutsal bağlardan biri hakkında çokça şey öğretiyor. Bir zamanlar göbek bağıyla birbirine bağlanmış, daha öncesinde aynı insana ait olan iki ruh, şimdi sevginin iplikleriyle bağlı birbirine. Artık bu birliktelik senin ufacık ve capcanlı ellerin ve ayaklarında baş gösteriyor.

En sevdiğim unvanım olan “anne” unvanını aldığımdan beri övünmeden duramadığım bu mucize beni sana yakınlaştıran yegane şey. Tüm çaba ve fedakarlıklarımın meyve verdiğinin işareti bu benim için. Seni bugün kollarımda tutabilmek adına yaptığım her şey, bu mucizeye değermiş, bunu öğrendim.

Senin kokunu alıyorum. Bu sarhoş edici, bağımlılık yapan hayat kokusu her gün her gece duyularımı esir alıyor. Senin narince nefes alıp verişini, kalbinin atışının sesini duyabiliyorum. Senin de benim kalp atışlarımı tekrar, yalnız bu sefer başka bir açıdan duyuyor olduğunu anlıyorum, tüylerim diken diken oluyor bu düşünceyle.

9 ay boyunca beni hep içeriden dinledin. Bugün, kolların bana bu çılgın dış dünyanın içinden uzanıyor, yapışıyor üstüme. Bugün hala senin sığınağınım, vücudumla sığınabileceğin bir çatı oluyorum sana. Ayrıca seni koruyan, seni ısıtan kişiyim.

Kolların, hayatımın hazinesi

anne emzirirken

Senin kolların gerçekten benim hazinem. Bana hayat verebilecek en güzel hediye onlar. Boynuma sonsuza dek düğümlü kalacakmışçasına bağladığın minicik ellerinde mutlu olmam için gerekecek her sebebi bulabiliyorum.

Sükuneti buluyorum ve huzuru her nefesimle içime çekiyorum. Her şeyden önce, kelimelerle anlatılamayacak bir neşe sarıyor ruhumun her tarafını. Mutluluğun vücudumdaki tüm damarlardan taşarcasına aktığını fark ediyorum. Sevginin anlamını, ne demek olduğunu tekrar keşfediyorum. Kendimin, daha önce tanıdığım “ben”den tamamen farklı biri olduğunu hissediyorum.

Bundan önce kimse için bu kadar önemli birisi olmamıştım. Senin tüm dünyan olduğumu fark ediyorum. Senin de benim tüm dünyam olduğunun bilincine varıyorum. Hayatta çıktığım yolu aydınlatan o ışık sen oldun. Hayatımı tamamlayan, benim tarihimin kitabına müthiş bir kapanış yapan o anekdot sen oldun. Beni ayakta tutacağına, her gün savaşmamı sağlayacağına güvendiğim dayanağım oldun.

Senin kolların beni gitmem gereken yere yönlendirecek olan kılavuz. Sen, düpedüz, doğru olan her şeysin. Bu yüzden, biriciğim, boynumda sonsuza dek olmasını istediğim tek mücevher sensin. Memnuniyetimin ve gururumun en büyük sebebisin. Hayatımın her gününde hayranlık ve adanmışlık duygularımı bu denli harekete geçirebilecek inci tanemsin, pırlantamsın.

  • Bowlby, J. (1986). Vínculos afectivos: formación, desarrollo y pérdida. Madrid: Morata.
  • Bowlby, J. (1995). Teoría del apego. Lebovici, Weil-HalpernF.
  • Garrido-Rojas, L. (2006). Apego, emoción y regulación emocional. Implicaciones para la salud. Revista latinoamericana de psicología, 38(3), 493-507. https://www.redalyc.org/pdf/805/80538304.pdf
  • Marrone, M., Diamond, N., Juri, L., & Bleichmar, H. (2001). La teoría del apego: un enfoque actual. Madrid: Psimática.
  • Moneta, M. (2003). El Apego. Aspectos clínicos y psicobiológicos de la díada madre-hijo. Santiago: Cuatro Vientos.