Koronavirüs ve Okulların Kapanması

20 Mart 2020
Koronavirüs ya da diğer adıyla COVID-19 nedeniyle dünya genelinde büyük bir sağlık sorunu ile karşı karşıya bulunuyoruz. Peki salgın hastalığın çok hızlı bir biçimde yayıldığı bu günlerde okullar ve eğitim merkezlerinin kapalı olması neden önem taşıyor?

Hemen hepimiz koronavirüs salgını ve bu virüs hakkındaki neredeyse her detayı biliyoruz. Çünkü son haftalarda dünyanın tek gündemi haline gelen bu problemle ilgili bilgilere neredeyse her yerde rastlamamız mümkün. Ancak bu kadar geniş çaplı bilgiye ulaşmak kimi zaman korku ve kafa karışıklığına da yol açabiliyor. Geldiğimiz aşamada, daha önce hiçbir virüsün sosyal ve ekonomik anlamda bu kadar büyük bir etki bırakmadığını söylemek yanlış olmaz. SARS-CoV-2 olarak da adlandırılan koronavirüs salgını artık dünya çapında derin etkileri nedeniyle pandemi kategorisine alınmış durumda.

Virüs kaynaklı bulaşıcı hastalıklar dünyada ilk kez görülmüyor. Yakın zamanda ortaya çıkanları hatırlamak gerekirse, Ebola ve kuş gribi gibi örnekleri vermemiz mümkün. Ancak şu anda koronavirüs ya da COVID-19 kaynaklı ölümler dünyanın çok farklı yerlerinde ölümlere yol açmaya devam ediyor. Bu bağlamda, özellikle yaşlılar ve diğer sağlık problemleri nedeniyle sorun yaşayan insanlar en riskli gruba giriyorlar. Hastalığın şu anki seyri vaka sayılarında görülen artışın yakın zamanda sona ermeyeceği yönünde. Bu durum doğal olarak insanların ciddi anlamda korkuya kapılmalarına yol açıyor.

Koronavirüs Salgını Ne Zaman Sona Erer?

Virüsün ne kadar daha etkili olacağını kesin olarak kestirmek şu an için elbette zor. Ayrıca yeni tip koronavirüsün yaz aylarında kaybolup soğukların başlaması ile yeniden ortaya çıkan dönemsel bir virüs olup olmadığı da henüz bilinmiyor. Bunların dışında virüsün mutasyona uğrama ya da bir öncekinden daha agresif özelliklere sahip başka bir virüse dönüşme ihtimali de bulunuyor. Bu konuda insanların büyük bir kısmı gelişmeleri anlık olarak takip etme ihtiyacı duyuyorlar.

Bazı uzmanlar, güneş ışığı ve ve yaz aylarının gelmesi ile birlikte ısı artışının virüsün etkisinin azalacağını tahmin ediyorlar. Bunun en büyük nedeni, havalar ısındığında insanların kalabalık kapalı mekanlardan daha çok açık havaya çıkmaları olarak gösteriliyor. Ayrıca virüslerin yüksek sıcaklıklarda üremesinin çok daha zor olduğu da bilinen bir gerçek.

Koronavirüs hakkında bilinmesi gerekenler

Bu virüsü kapan insanlardan bazıları çeşitli semptomlar gösterse de, kimilerinde hastalıkla ilgili herhangi bir belirti görülmeyebilir. Konuyla ilgili en olumlu bilgi, virüs bulaştıktan sonra hastalığı atlatınca bağışıklık sisteminin bu tehdidi öğrenmesi ve yeniden hastalanma olasılığının ortandan kalkması. Ancak yine de bu konudaki verileri inceleme ve gözlemleme sürecinin halen devam ettiğinin altını çizmemiz gerekir.

Koronavirüsü Durdurmak İçin Sosyal Mesafeyi Korumak

Sağlık yetkilileri, virüsün bulaşma riskini azaltmak ve enfeksiyonun büyük çaplı bir biçimde yayılmasını önlemek amacıyla insanların birbirleri arasına sosyal mesafe koymalarını tavsiye ediyorlar. Eğer yaygın bir enfeksiyon varsa, bunun aşamalı bir biçimde yayılması sağlık sisteminin etkin bir biçimde işlemesi açısından önemli bir konu olarak ön plana çıkıyor. Çünkü sağlık altyapısının şimdiden bu virüsün yarattığı etki nedeniyle ciddi bir biçimde etkilendiğini söylemek mümkün.

Koronavirüs semptomlarının ağır bir biçimde görüldüğü hastalara mümkün olan en etkili şekilde tıbbi müdahalenin yapılması gerekiyor. Daha az ciddi durumda olanların da yakından takip edilmesi ancak evlerinde kalmaları öneriliyor. Bu sayede hastaneler, sağlık kuruluşları ve en önemlisi de yoğun bakımların aşırı bir yoğunluk yaşamasının önüne geçilebileceği değerlendiriliyor. İnsanlar arasında en az düzeyde etkileşim ve kalabalıklarla aramıza koyacağımız mesafenin olabildiğince büyük olması riskin de o derece düşük olması açısından büyük önem taşıyor.

Halkın mümkün olduğunca bulundukları yerden başka yerlere gitmemeleri ve kalabalık gruplar nedeniyle virüsün yayılmasını önlemek amacıyla İtalya ve Çin’in de içinde bulunduğu bazı ülkelerin sınırlarını tamamen kapattıklarının altını çizmemiz gerekiyor. Bunlara ek olarak, çoğu ülkede kreşlerden üniversitelere kadar tüm eğitim kurumlarının faaliyetlerine en az iki hafta süreyle ara verildiğini gözlemliyoruz.

Koronavirüs Korkusu Nedeniyle Okullar Kapalı

Koronavirüs salgını sebebiyle okulların kapatılması, özellikle çocukları okullarına götüren anne ve babalar ile diğer aile bireylerinin bu amaçla evden çıkmak zorunda kalmayacakları anlamına geliyor. Bu sayede çok sayıda insanın birbiri ile teması önleniyor ve olası vakaların da önüne geçilmiş oluyor.

Tıpkı eğitim kurumlarının kapalı olması gibi toplu olarak gerçekleştirilen toplantılar, gösteriler, konserler, spor etkinlikleri ya da konferanslar gibi tüm faaliyetler iptal ediliyor. Ayrıca bazı ülkelerde toplu taşıma araçlarında azaltma ya da kimi durumlarda tamamen durdurma gibi (örnek olarak çeşitli ülkeler arasında hava yolu taşımacılığının askıya alınması) diğer bazı önlemler de devreye sokulmuş durumda. Ayrıca kapalı alanlarda on kişiden fazla katılımlı toplantıların iptal edilmesi gerektiği yönünde tavsiyeler veriliyor.

Koronavirüsten korunma

Yaşlı Nüfus Tehlike Altında

Koronavirüs her ne kadar bir soğuk algınlığı ya da grip gibi görünse de, toplumun bir kısmında ağır zatürre vakalarının görülmesine yol açan ve dolayısıyla ciddi ölüm riski taşıyan etkilere yol açıyor. Bu açıdan baktığımızda, en riskli gruba giren insanları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Yaşlı insanlar.
  • Kronik rahatsızlığa sahip olanlar.
  • Kanser hastaları.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirmeye yönelik tedavi gören kişiler.
  • Hamile kadınlar.

Bu zorlu süreçte her birimizin, tüm insanların iyiliği için üzerimize düşeni yapmamız en önemli konu olarak karşımıza çıkıyor. Bu bağlamda, şirketlerin evden çalışma ya da farklı saatlerde aşamalı çalışma modelleri de dahil olmak üzere çeşitli çözümlerle kalabalık oluşmasını engellemek için ihtiyaç duyulan önlemleri alması gerekiyor. Bu sayede, insanların birbirleri ile karşılaşma ve etkileşim olasılıklarını da en alt düzeye indirmek mümkün olabilir.

Eğer grip semptomları taşıyorsanız, işe gitmemeniz ve hastalığı diğer çalışanlara da bulaştırmamanız gerekiyor. Bunun yerine bir doktora görünmek ya da ilgili sağlık birimleriyle iletişime geçmek daha doğru bir yöntem olacaktır. Eğer bir çalışana SARS-CoV-2 ya da daha yaygın adıyla koronavirüs teşhisi konulursa, kesinlikle evden dışarı çıkmamalı ve hem iş hem de ailesinde bulunan kişileri durumdan hemen haberdar etmelidir.

Tüm bunlara ilave olarak çocukları bu hastalık konusunda endişeye düşürecek davranışlar içine girmemeli ve panik olmalarını engellemeliyiz. Uzmanların tavsiye ettikleri biçimde, ellerin iyi bir biçimde yıkanması ya da öksürürken kolların iç kısmının ile ağzımızın kapatılması gibi gerekli hijyen önlemlerini çocukların da almalarını sağlamalıyız.