İstediğim Her Şeye Sahibim; Hayattan Başka Hiçbir Şey İsteyemem

28 Ağustos, 2018

Bazen hayallerimizi taşıyan uçurtmaların ipini bırakırız elimizden. Onların yıldızlardan bile öteye uçmalarına izin veririz. Ancak çoğu zaman, hakiki mutluluk yeryüzüne çok daha yakın yerlerde çiçek açar.

Mutluluk, hayat bahçesinde çiçek açar. O yer, en çok sevdiğimiz insanlara, yani eşimize ve çocuklarımıza, olabilecek en yakın yerdir.

Albert Einstein der ki, büyük başarının buhar, elektrik ve atom enerjisinden çok daha güçlü bir itici gücü vardır. Bu itici güç de bizim azmimizdir.

Azmimiz, bizim için en önemli olan, bize sağladıkları tatmin duygusu sebebiyle kendilerine en iyi şekilde bakılmasını hak eden küçük yavrularımız uğruna her gün savaşmamızı sağlayan güçtür.

“Zamanınızı boşa harcamayın, hayatı meydana getiren şey zamandır…”

Benjamin Franklin

Sevdiğimiz kişiye saygı duymak ve onun gereksinimleriyle ilgilenmek, çocuğumuzun mutlu bir birey olarak büyümesini de sağlamanın en önemli kuralıdır.

Aslında, anne ve babalar tarafından çokça yapılan bir hata da, bu konuda her zaman aşırı mükemmeliyetçi olmalarıdır.

Bu yalnızca, anne ve babaya uzun vadede bıkkınlık olarak geri dönecektir. Daha kötüsü de anne ve babanın çocuğun temel gereksinimleri göz ardı etmesine sebep olabilir.

Herkesin hayallerini süsleyen bir hayat sürmemize ya da saray gibi bir evde yaşamamıza, hatta çocuklarımızın en hızlı şekilde birçok beceriyi geliştirebilmesi için en iyi okullarda okumalarına gerek yok. Çocuklarımızın yaşıtları arasında en uzun çocuk olmasına, ya da en güzel çocuk olmasına da gerek yok.

Başkalarına mükemmel bir aile tablosu çizmemize de gerek yok aslında. Kendimizi, her şeyi kusursuzca, pürüzler olmadan halleden, gözlerine kestirdikleri tüm hedeflere ulaşabilen bir aile olarak göstermeye de ihtiyacımız yok.

Şunu netleştirelim: Mükemmel aile, mükemmel ilişki, mükemmel çocuk gibi kavramlar aslında yoklar. Gerçek ve net öncelikleri olan insanlar olmalıyız ve bu önceliklerimizden bir tanesi de kesinlikle mutluluğumuz olmalı.

Çocuğumun, ne olmak isterse onu olabileceğini hayal ediyorum

çocuk ve yıldızlar

Hayal kurmak iyidir. Bedava olmasının yanı sıra, hedeflerimize odaklanmamıza yardımcı olur. Hayaller, bize savaşmak için bir sebep verir.

Ancak aileler söz konusu olduğunda, bir de eğer anne baba birbirlerine iyi eşlerse, ikisinin ortak bir hayal kurmaları çocuklarının da bu hayalin baş kahramanı olması savaşma gücünü ve amacını kuvvetlendirecektir.

  • Ebeveynler olarak, çocuklarımızın hayatlarını daha küçük yaştan itibaren çizip onlara sunmayı bir kenara bırakmalıyız. Kendi gerçekleştiremediğimiz hayallerimizi onların aracılığıyla gerçekleştirmek çok sağlıksızca bir davranış. Onlara kendi geleceklerini planlayabilecekleri özgürlüğü sunmalıyız.

Naomi Aldort’un “Beraber büyüdüğümüz çocuklarımızı büyütmek” adlı makalesinden çıkarılacak bir ders şudur, evimizde sevdiğimiz insanları içeren bu küçük takımımızda özgürlük hissi asla eksik olmamalı.

Özgürlük, insanı tamamlayan bir olgu olarak anlaşılmalıdır; kişisel gelişimimizi sürdürebilmek adına bize verilen, kendimizi daha iyiye taşımamızı sağlayabilecek bir şanstır aslında.

Özgürlük, aynı zamanda, yeni hedeflere yelken açmayı ve yeni zorluklara göğüs germeye kendini hazırlamayı da beraberinde getirir. Bunları yaparken, en yakınımızdakilerin tüm desteğini de alıyor oluruz.

Birden farkına varıyorum, istediğim her şeye sahibim

aile kucaklaması

Birden, nerdeyse göz açıp kapayıncaya kadar, başka hiçbir şey istemediğinizi anlıyorsunuz. Çok istediğiniz tek şey her şeyin aynı kalması ya da saniyelerin, mutluluğunuzdan ve kurduğunuz dengeden alabildiğine keyif alabileceğiniz kadar yavaş geçmesi.

Geçmişte düşlediğiniz her şeye şu anda sahip olmayabilirsiniz. Dünyadaki en iyi işe, kendinizi dilediğinizce şımartabilecek boş zamana, ya da banka hesabınızda yan yana bir sürü 0 ‘a sahip olmayabilirsiniz.

Fakat, tüm bunlar şu anda ne kadar önemli? Her gece kafanızı yastığa çocuğunuzun mutlu, sağlıklı büyüdüğünü bilerek koyarken, tüm bunların gerçekte ne kadar önemi var?

Eşinizle her sabah kahvaltıda, aynı suç ortakları gibi, bakışlarınızla anlaşabilmenizin sebebi, mutluluğunuzu birbirinize anlatmak için kelimelere ihtiyaç duymuyor olmanız.

Bundan daha iyisini isteyemezdiniz. Muhteşem bir uyum… Dünya üzerindeki en iyi takım.

Eğer hayat yalnızca iki gün sürseydi ve günlerden bir tanesinde hava kapalı olacak olsaydı, çocuğuma yağmurda dans etmeyi öğretirdim.

Aile hayatınızda iyi günler de kötü günler de olacak. İlk başta bunaltıcı gözüken engellerle karşılaşacaksınız.

Ancak, tüm bu zorluklara, ekonomik krizlere, kişisel problemlere rağmen, tek bir sebeple sevdiğiniz bu hayatı yaşamaya devam edeceksiniz: En sevdiğiniz insanlar bu hayatın içindeler.

Şu hayatta başına gelebilecek en talihli şeylerden bir tanesi mutlu bir çocukluk geçirmektir

Agatha Christie

  • Çocuklarınız büyüdükçe daha talepkar olabilirler. Bazı eşyaları isteyecekler, hak talep edecekler, özgürlük talep edecekler, hatta kendilerini, kendi sınıf arkadaşlarıyla kıyaslayıp aynı kıyafetleri giymediklerini, aynı oyuncaklarla oynamadıklarını ve diğer aileler gibi bir hayat sürmediklerini de fark edecekler.
  • Bu çok kilit bir andır. Bu, onlara, mutluluğun sadelikle geldiğini öğretmeniz gereken andır.  Gerçek kişilik eşya biriktirerek, maddi şeylere sahip olarak, marka kıyafetler giyerek ya da son teknoloji şeyler kullanarak oluşturulmaz.

Gerçek kişilik özgüvenle oluşur, parkta oyunlar oynanan bir öğleden sonrayla oluşur, ailecek bir deniz tatiliyle oluşur, babayla yapılan bir bisiklet turuyla, evlat edinilen bir evcil hayvanla, edinilen yeni arkadaşlarla, anneyle çizim yapmayı öğrenmekle, ya da günden güne daha olgun, özgür ve kendi kendine yeten bireyler olarak büyüdüğünün farkındalığıyla oluşur.

Hayatın mükemmel olmadığını çocuklarımıza öğretmek akıllıca olacaktır. Hikaye kitaplarının bize anlattığı gibi değildir hayat, ama yine de, hayat her şeyiyle mükemmeldir.

  • Bowlby, J. (1986). Vínculos afectivos: formación, desarrollo y pérdida. Madrid: Morata.
  • Bowlby, J. (1995). Teoría del apego. Lebovici, Weil-HalpernF.
  • Garrido-Rojas, L. (2006). Apego, emoción y regulación emocional. Implicaciones para la salud. Revista latinoamericana de psicología, 38(3), 493-507. https://www.redalyc.org/pdf/805/80538304.pdf
  • Marrone, M., Diamond, N., Juri, L., & Bleichmar, H. (2001). La teoría del apego: un enfoque actual. Madrid: Psimática.
  • Moneta, M. (2003). El Apego. Aspectos clínicos y psicobiológicos de la díada madre-hijo. Santiago: Cuatro Vientos.