Şımarık Çocuğun Tehlikeleri: Hayır Demeyi Öğrenin

Çocuğunuzun şımarık olmasının getirebileceği en büyük tehlike sizce nedir? Bu sorunun en temel cevabı, çocuğun sınırlarını bilmemesi ve yapmak istediği ya da sahip olmayı arzuladığı bir şeye ulaşamayınca yaşadığı düş kırıklığı ile nasıl başa çıkabileceğine dair bir çözüme sahip olmamasıdır. 

Herkes özellikle toplum içinde çocuğunun bir öfke nöbeti yaşamasından endişe eder. Bu tip durumlar, şımarık bir çocuğun en fazla üzerinde kafa yorduğumuz ve hoşumuza gitmeyen özellikleri arasında bulunmaktadır. Ancak aslında bu tarz bir durumun sadece şımarık çocuğun kişiliğinin bir sonucu olduğunu bilmemizde fayda vardır.

Bunun yanında, bir çocuğun öfke nöbetleri geçirmesi onun kesinlikle şımarık bir yapıya sahip olduğu anlamına da gelmemektedir. Çocukların hayatlarında bu tip durumlara sık rastlanan belirli bir çağ bulunmaktadır. Anne ya da baba olarak sizin bunlarla nasıl başa çıkılacağını öğrenmeniz ve bu durumun hep birlikte üstesinden gelinecek bir aşama olduğunun bilincinde olmanız çok önemli bir konudur.

Israrla ifade etmek isteriz ki, şımarık bir çocukla ilgili en kötü durum, çocuğun sınırlarını bilmemesi, nasıl davranması gerektiğinin bilincinde olmaması ve kendisinden ne beklendiğini ayırt edememesidir. Bu noktadaki temel mantık, şuna ya da buna dokunma, şunu ya da bunu yapma demek yerine, çocuğun asgari seviyede bir bilince sahip olması ve yaşının el verdiği ölçüde ne yapıp yapmaması gerektiğinin farkına varmasını sağlamaktır.

Violeta Alcocer, çocukları dostça bir biçimde büyütme ile ilgili makalelerinden birinde; “Başarmak istediğimiz şey, çocuğun herhangi bir ceza ya da ödül kaygısı olmadan içten bir biçimde, işbirliği yaparak birlikte çalışma isteğinin gelişmesidir. Böylelikle kızımız ya da oğlumuz için sürekli tetikte durmak yerine, onun kendi kendini kontrol edebilir duruma gelmesi sağlanmış oluruz.” diye ifade etmektedir.

Blog yazarı Alcocer, bu konuda şu şekilde devam etmektedir: En ideal olanı çocuğunuzun kendi kendisinin koruyucusu olması, kendi hayatını, sahip olduğu duygusal birikimiyle bilinçli bir biçimde toplumsal değerler çerçevesinde yönlendirmeye çalışmasıdır.

ağlayan bebek

Sınırlar Nelerdir?

Sınır kavramı, sürekli konuşulur ancak ne olduğu kimse tarafından tam olarak bilinmez; aslında insanların ihtiyaçlarının diğerleri ile buluştuğu ortak noktalardan başka bir şey değildir. Bu bölgeler, sağlıklı dengelerin bozulduğu, kendimizle, diğerleri ile ve etrafımızda bulunan çevre ile sağlıklı ilişkilerimizin çerçevesinin kuşatıldığı noktalardır.

Alcocer diğer bir makalesinde, sınırların her zaman bir sertlik, otorite ya da hayır demek anlamına gelmediğinin altını çizmektedir: Sınırlar, kendi ihtiyaçlarımız ve isteklerimiz ile çocuklarımızın isteklerini uyumlu bir biçimde bir araya getirebilme becerisi ile ilgili kavramlardır.

Diğer taraftan, beklentilerse, birer anne baba ve aile olarak kendimizden ve çocuklarımızdan neler beklediğimiz ile ilgilidir. Sınırlar ve beklentiler birbiri ile yakından ilişkili kavramlardır. Çünkü Alcocer’e göre, sahip olduğumuz beklentiler, sınırlarımızın çerçevesini belirler ve bu sınırları tanımlar.

Hayır Demeniz Yeterli Değildir

Hayır kelimesinin çocuğun hayatındaki yerini anlamak çok önemlidir. Alcocer; “Kişisel olarak, “hayır”ı eğitim verme anlamında bir ilaç olarak gören teorilere karşıyım. Genelde bu teoriler, çocuğun bilinçli bir biçimde reddedilmesi anlamına gelen aktif düş kırıklığının gerekli olduğunu ve bu yöntemin, çocuğun hayatı boyunca karşılaşacaklarına hazırlanması açısından büyümesine yardımcı olduğunu düşünmeye yönlendirir.” ifadelerini kullanmaktadır.

Bu öğrenme sürecinin başarılı bir şekilde yürütülebilmesi için, çocuğumuzun isteklerine karşı, konuyu basit bir hayır ile kapatmak yerine, “şu noktaya kadar evet” diyebileceğimiz başka bir boyuta taşımamız gerekmektedir. Yüksek sesli bir “hayır”, artık belirli sınırların aşılması ve başka çare kalmaması durumunda kullanılabilecektir. Ayrıca bu hayır, kardeşine bir tokat atması ya da bizim saygı veya birlikte yaşamamızın temel parçalarından biri olarak gördüğümüz değerlere ve kavramlara zarar verecek durumlarda başvurulabilecek bir kelimedir.

kızlarını öpen ebeveynler

Konuşmayı ve Anlamayı Öğrenin

Psikolog ve yazar Rosa Jove, kitaplarında çocukların öfke nöbetleri ile nasıl baş edilebileceğine ilişkin bir teknikten bahsetmektedir.

Bu teknik, ciddi manada oto kontrol ve sabır gerektiren bir uygulamadır. Öncelikle sizi hangi durumların çileden çıkardığı ve hangi durumlarla baş edebildiğinizi görmek ve bu noktaları belirlemek hayati derecede öneme sahiptir. Ayrıca çocuğunuzun zayıf yönlerini belirlemek ve ona, örneğin istediği bir şekeri neden alamayacağını ya da bazı şeyleri neden yapamayacağını açıklamak gereklidir.

Jove ayrıca, çocuğunuza her zaman ne istediğinizi söylemenizi ve bazı konularda onunla anlaşmaya varamamanızın doğal bir durum olduğunu anlatmanızı tavsiye etmektedir. Ayrıca, bazı şeylere erişmesini engelleyebileceğinizi ya da bazı davranışlarını sınırlayabileceğinizi, ve bunları istemesi durumunda yine de hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini ona açık bir biçimde ifade etmeniz gerekmektedir.

Bunlar da ilginizi çekebilir