Anne Sütündeki Prebiyotikler: Ne İşe Yarar?

17 Eylül, 2020
Anne sütündeki prebiyotikler, bakteriler için süper besin görevi gören ve bebeğin sağlığına fayda sağlayan karmaşık şekerlerdir. Daha fazlasını öğrenmek için yazımızı okumaya devam edin.

İnsanlar genellikle prebiyotiklerin çözünür lif bileşenleri olduğunu ve yutulduğu andan itibaren, üst gastrointestinal sistemden geçerken sindirilemeyeceğini düşünür.

Daha sonra, prebiyotikler kalın bağırsağa ulaştığında orada yaşayan ve bu lifi işleyebilen bakteriler onu enerji kaynağı olarak kullanırlar. Sonuç olarak anne sütündeki prebiyotikler, kolonik bakteri popülasyonlarının büyümesini teşvik eder.

Prebiyotikler genellikle probiyotiklerle karıştırılır

İsimlerinden de belli olduğu gibi, prebiyotik ve probiyotik birbiriyle ilişkilidir. Bununla birlikte, aradaki farkı anlamak önemlidir. Tanım olarak probiyotikler, sağlığı olumlu etkileyen canlı mikroorganizmalardır.

Bunlardan bazıları, laktik asit bakteri grubuna ait olan laktobasiller ve bifidobakteriler ve bir mantar cinsi olan saccharomycesdir.

Ayrıca, prebiyotikler bakteri değil; probiyotiklerin kendi nişleri olan kolonda yaşamasına ve çoğalmasına izin veren besin kaynağı sağlayan bileşiklerdir. Prebiyotikler, probiyotikler için besin görevi gören maddelerdir.

moleküller

Bağırsaklarınızda yaşayan bakteriler neden önemlidir?

Birincisi, bağırsaktaki bakterilerin sayısı çok fazladır. Bakteriler bağırsak florasının çoğunu oluşturur ve kuru dışkı kütlesinin yarısından fazlasını temsil ederler.

Öte yandan, bakterilerin bileşimleri çok değişkendir. Bağırsak mikrobiyotası binden fazla türden oluşur. Ancak uzmanlar, her kişide yaklaşık 30 veya 40 türün sayısal üstünlüğünün olduğunu belirtmektedir.

Mikroorganizmaların çok sayıda olması, dışsal değişikliklere dirençli olağanüstü olgun bir ekosistem oluşturduğu için son derece önemlidir. Bu dengenin tıbbi terimi “bağırsak homeostazı”dır.

Antibiyotiklere, enterik enfeksiyonlara veya diyet değişikliklerine maruz kalmak bu homeostazı değiştirebilir. Bilimsel kanıtlara göre, bağırsak mikrobiyotasındaki dengesizlik çok sayıdaki hastalıkla ilişkilidir.

Bu dengeyi yeniden sağlamak için hasta prebiyotik ve probiyotik kullanabilir. Ciddi vakalarda fekal mikrobiyota transplantasyonu (FMT) gerekebilir.

Anne sütü prebiyotik ve probiyotikler bakımından zengindir

Şu anda bilim, anne sütünün bir bebeğin bağırsak mikrobiyotasının başlangıcı, gelişimi ve bileşimi için yeri doldurulamaz bir faktör olduğunu kabul etmektedir. Günümüzde pek çok insan, anne sütünde bebeğin bağırsak kolonizasyonunu başlatmasına yardımcı çok sayıda laktik asit bakterisi olduğu bilmiyor.

Bebeklerin günde yaklaşık 800 mililitre anne sütü emdiği ve günde 100.000 ila 10 milyon arasında bakteri aldığı tahmin edilmektedir.

Bunun da ötesinde, meme bezlerinde eşsiz bir prebiyotik bileşimi olan oligosakkaritler bulunur. Probiyotikleri ve prebiyotikleri birlikte almak, bebeğin bağırsaklarında “iyi bakterilerin” kolonileşmesine yardımcı olur.

Sütün karbonhidratları, monosakkaritler isimli tek bir şeker molekülünden oluşabilir. Glikoz, galaktoz ve fruktoz buna örnektir. Oligosakkaritler, doğrusal veya kollara ayrılan yapılar oluşturmak için rastgele birleşen beş tip monosakkaritten oluşur.

bebeğini emziren anne

Anne sütündeki prebiyotiklerle ilgili şaşırtıcı veriler

Anne sütünün laktik asit bakterileri üzerinde yarattığı proliferatif etki tek bir maddeden değil, çeşitli faktörlerden kaynaklanmaktadırAnne sütündeki prebiyotik etkinin, özellikle düşük protein ve fosfat konsantrasyonundan ve laktoferrin, laktoz, nükleotidler ve oligosakaritler içermesinden kaynaklandığı düşünülmektedir.

Uzmanlar, grupta en çok araştırılan oligosakkaritler dışında, bu maddelerin her birinin gerçek prebiyotikteki rolünü hala bilmiyorlar. Bununla birlikte, oligosakkaritlerin devasa repertuarının bir kadından diğerine ve aynı kadında bir laktasyon aşamasından diğerine değişiklik göstermesinin ardındaki sebebi henüz çözebilmiş değiller.

Bu bağlamda, yaklaşık oligosakarit sayısının 150 bileşenden yüz binlere kadar değişebileceğini tahmin ediyorlar. Uzmanlar, bu evrende galaktooligosakkaritlerin (GOS) baskın olduğunu da belirtiyorlar.

Anne sütündeki oligosakkaritlerin ek işlevleri

Anne sütündeki oligosakkarit repertuvarı taklit edilemez. Çeşitli çalışmalar, bu bileşenlerin “bakteriler için besin” olmanın yanı sıra başka işlevleri de yerine getirebileceğini göstermiştir. Bu işlevlerden bazıları aşağıdaki gibidir:

  • Virüsleri ve patojenik bakterileri aldatabilirler. Bazı değişkenler, tam olarak sağlıklı hücreleri istila etmek için patojenleri kullanan, bağırsak duvarının oligosakkaritlerini taklit eder. Patojen buna aldandığında enfeksiyon önlenir.
  • Ayrıca, bağışıklık hücrelerinin aktivasyonunu düzenleyebilirler.