Çocukluk Döneminde Sosyalleşmenin Önemi

14 Mayıs 2019
Çocukluk yıllarında sosyalleşme dikkat edilmesi gereken önemli konulardan bir tanesidir. Bu konuda aile çok önemli bir rol oynar.

İnsanoğlu sosyal bir varlıktır. Hayatımız süresince kaçınılmaz bir biçimde diğer insanlarla etkileşim içine girer ve topluma entegre olarak yaşarız. Sosyal ilişkilerimiz strese karşı çok etkili birer tampon işlevi yerine getirerek daha iyi bir ruh sağlığına sahip olmamız için bize yardımcı olurlar. Bu nedenle, bu yazımızda insanların birbirleri ile olan ilişkilerinin başlangıç noktası olan bir kavrama göz atacağız: çocukluk döneminde sosyalleşme.

Modern Batı toplumundaki yaşam hızı her bireyi (en küçük yaşlarda olanlar da dahil olmak üzere) çok farklı sosyal sistemlerde yetişip büyümeye zorlamaktadır. Bu sistemler içerisinde her birimiz, çok farklı ve pek de belirgin olmayan roller oynamak durumunda kalırız. Bu zorunluluk ise her gün üzerimize düşen rolleri düzgün bir biçimde yerine getirebilmemiz için belirli bir sosyal deneyim ihtiyacı doğurur.

İşte sosyalleşme dediğimiz kavram, öğrenmemize ve kültürün normlarını içselleştirmemize yardımcı olan sürece verilen addır. Bu süreç boyunca sosyal anlamda gelişim için gerekli olan yetenekleri edinir ve diğer insanlarla temaslarımız sonucunda sosyal bir kimlik oluşturma şansını yakalarız. Bu süreç, kolayca anlaşılabileceği üzere, insan olarak her birimizin gelişimi için temel bir fonksiyon niteliği taşımaktadır.

Çocukluk Döneminde Sosyalleşme: Aşamalar ve Sosyalleşme Faktörleri

Sosyalleşme süreci kendi içinde barındırdığı karakteristik özellikleri bakımından iki temel aşamaya ayrılmıştır:

  • Birincil Sosyalleşme. Bu aşama, bireyin çevresi ve bu çevreyi oluşturan insanlarla ilk teması anlamına gelmektedir. Bu aşamada çocuk, temel olarak deneyerek, gördüklerini taklit ederek ya da öğretilenleri uygulayarak en temel sosyalleşme becerilerini edinir. Bu aşama genel anlamda ana faktörünü ailenin (özellikle çekirdek aile) oluşturduğu serbest bir süreçtir. Çocuk aile bireylerinden temel değerleri öğrenir; onlarla birlikte ilk duygusal bağlarını oluşturmaya başlar. Bu aşama süresince aile dışında, kreşler, ana okulları ve ayrıca medya önemli birer sosyalleşme aracı olarak ön plana çıkar.
  • İkincil Sosyalleşme. Bu aşama, daha resmi ve düzenli bir öğrenme sürecine işaret etmektedir. Temel olarak okul ve diğer eğitim kurumları tarafından yürütülen bu süreçte çocuk, daha karmaşık ve soyut yetenekleri edinme şansı yakalar. Bu aşama, artık ailenin ötesinde yeni dünyaları keşfetme ve ayrıca hiyerarşik sistemi anlamaya başlama süreci anlamına gelmektedir.
Köpekleri ile birlikte sosyalleşen aile

Peki tüm bu süreç içerisinde anne ve babalar nasıl bir rol oynar? Yani çocuklarımızın yeterince sosyalleşmeleri için bizler ne yapabiliriz?

Sosyalleşme ve Aile

Daha önce de değindiğimiz gibi aile, çocukluk döneminde sosyalleşmenin en temel ve en önemli faktörüdür. Anne ve babaların çocukları ile kurdukları etkileşim, o çocukların kendi kimliklerini oluşturmak ve davranış biçimlerini şekillendirmek için birer anahtar işlevi görecektir. Benzer şekilde, aile içinde gerçekleştirilen her bir sosyalleşme etkinliği, çocukların gelecekte şekillenecek kişilikleri üzerinde doğrudan etkili birer faktör olarak görev yapacaktır.

Mizaç Etkisi

Çocukluk döneminde sosyalleşme kabiliyetini etkileyen temel etmenlerden biri mizaçtır. Bu özellik, bebeğin dünyaya gözünü açtığı ilk anlardan itibaren yaşantısı süresince onun bir parçası olarak yer alacaktır.

Kimi çocuklar diğerlerine göre daha aktif, gözü pek, çevrelerinden aldıkları sinyallere daha fazla cevap veren ve yeni bir şeyler keşfetmekten korkmayan bir yapıya sahiptir. Diğer bazı çocuklar ise daha sakin, dingin ve temkinli bir kişiliğe sahiptir. Bu tür çocuklar kendilerini bağlı hissettikleri kişilere yakın olmayı ve etraflarındaki dünyaya doğal bir biçimde dahil olmamayı tercih ederler.

Çocukların sahip oldukları mizaç çok önemli bir konudur. Çünkü, Buck (1991)’a göre çekingen olmayan çocuklar, kendi kişilikleri ve davranış biçimlerine göre sosyal anlamda daha zengin bir çevre yaratma ve bu çevre içinde büyüme eğilimindedirler. Bu tür çocukların etrafındaki insanlar da onları daha fazla destekleme ve onlarla daha yoğun bir biçimde ilgilenme eğilimi göstermektedirler.

Buna karşın, daha çekingen yapıya sahip çocuklar ise kendilerine teşvikten ve destekten yoksun bir ortam yaratırlar. Bu nedenle de, sosyalleşme ve ilgili süreçleri yönetmeyi öğrenme konusunda kendilerini geliştirme fırsatlarını büyük oranda kaçırırlar.

Bu yüzden, çocuğunuzun mizacı ne olursa olsun ona destekleyici ve seçeneklerini çeşitlendirici bir ortam sunduğunuzdan emin olun. Bu ortam sayesinde çocuk, çevresi ile herhangi bir korku duygusuna kapılmadan etkileşime gireceği ve sosyal yeteneklerini geliştirebileceği, fırsatlarla dolu bir ortama ulaşma şansı yakalayacaktır.

Aile etkisi

Ebeveynlik Stili

Önemi tartışmasız olan bir diğer önemli faktör de anne ve babanın çocuk yetiştirme stilleridir. Bu faktör, çocukların dünyayı görme ve onunla bağlantı kurma konusunda temel bir yol gösterici niteliği taşımaktadır.

Bu bağlamda, anne ve babaların demokratik ve daha fazlasını isteyen bir yapıda olması gerekmektedir. Yani çocuklarını dinleyebilen, onlara sorunları ile nasıl başa çıkabileceklerini öğreten, dünyayı keşfetmeleri konusunda ve kendi kararlarını kendileri vermeleri konusunda onları cesaretlendiren, ayrıca çocuklarına tutarlı ve mantıklı sınırlar çizebilen ebeveynler çocukların sosyal gelişimini doğrudan etkilemektedir.

Kısacası, bu şekilde davranan anne ve babalar çocukların dünyayı pozitif bir biçimde görmelerine yardımcı olacaktır. Bu sayede çocuklar dünyayı güvenle yaşayabilecekleri bir yer olarak algılayabilecektir. Bunların dışında, bu tür çocuklar kendilerini tanıyan ve olumlu sonuçlara ulaşmak için nasıl davranmaları gerektiğini bilen kabiliyetli ve yetenekli bireyler olarak hayatlarını sürdüreceklerdir.