Düşük Sonrası Karmaşık Duygular

22 Şubat, 2020
Düşükten sonra duyguları yönetmek basit bir mesele değildir. Yas, güçsüzlük hissi, stres ve benlik saygısı kaybı, bir kadının bu durumdan geçerken yaşayabileceği duygulardan sadece birkaçıdır.

Hamilelik biyoloji ve tıp biliminin çok ötesine geçer. Yavaş yavaş, bebek ve müstakbel anne arasında çok özel bir ilişki kurulur. En başından beri ilişki beklentiler ve hayallerle doludur. O zaman şu soru ortaya çıkar: düşük sonrası nasıl tepki vermelisiniz?

Gebelik kayıpları bir çocuğun kaybı kadar zor olabilir. Kültürümüzde, bu tür kederle ilişkili ritüeller yoktur, bu nedenle ortaya çıkan duygularla uğraşmak zordur. Bu konu günümüz toplumunda tabu gibi görünüyor.

Bu hoş olmayan durumlar genellikle bunu yaşayan kadınlarda travmaya neden olur. Çoğu durumda, akrabalar bu zor durumdan geçen bir kadına yaklaşmanın veya ona yardım etmenin doğru yolunu bilmez.

Düşük: eşsiz bir hayat kayboldu

Düşük yapmak, geri alamayacağınız eşsiz bir varlığı kaybetmektir. Bu tür durumlardan geçen insanların yaşadığı gerçek budur.

Aile ve arkadaşlar tavsiye vermeye çalıştıklarında, her zaman kadının duygularıyla uyumlu olmayan olumlu bir söylemde bulunulur. Ne yazık ki, sorun tekrar hamile kalmayı düşünerek çözülmüyor.

Aslında, bedenlerimizde bir yaşam taşımak, anne ve çocuk arasında benzersiz bir ilişkinin başlangıcına işaret eder. Bebek doğmadan önce planlar ve beklentiler çoktan belirlenmiştir. Hamilelik sadece biyolojik bir süreç veya tıbbi bir ilgi alanı değildir.

düşük sonrası terapi gören çift

Kürtaj sonrası sendromu

Kürtaj sonrası sendromu, gebelik kaybının bıraktığı psikolojik yaraların bir araya geldiği bir kavramdır. Psikologlar bunun bir insanın yaşayabileceği en karmaşık zihinsel süreçlerden biri olduğunu anlıyorlar.

Bu sendrom tarafından üretilen iki tip semptom vardır: psikolojik ve somatik. İkincisi, kusma, kilo kaybı, karın ağrısı ve baş ağrısı gibi bedensel kayıp veya depresyon belirtileri ile ilgilidir.

Psikolojik düzeyde, kürtaj sonrası sendromunun etkileri daha karmaşıktır. Duygular suçluluktan düşmanlığa kadar değişiklik göstermektedir. Üzüntü, stres, uykusuzluk, motivasyon kaybı, kendi kendine zarar verme ve libido azalması da yaygın belirtilerdir.

“Bir kadının düşük yapması durumunda, sorun sadece başka bir bebeğe sahip olmakla çözülmez.”

Düşük sonrası duyguların karmaşıklığı

Düşükleri çevreleyen duygusal sıkıntıların bir kısmı, bireyin acı çektiği çeşitli aşamalarda yatar. Bu aşamalar belirli bir düzen olmaksızın çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir. Daha sonra farklı duygulara dönüşecek olan suçluluk duygularıyla başlayabilir.

Düşükten sonra ortaya çıkan zor duyguların sadece anneyi etkilemediğini unutmamalıyız. Baba da etkilenir ve yası kendi yöntemiyle deneyimleyecektir. Ayrıca onun için ciddi duygusal komplikasyonları da beraberinde getirebilir.

İlişkide zorluklar da ortaya çıkabilir. Bu sorunu çevreleyen güçlü bir sosyal bileşen de vardır. Gebelik kaybı, bundan muzdarip olanların yaşamını etkiler. Çoğu insan bundan muzdarip olanlara uygun bir şekilde nasıl yardım edileceğini bilmez.

düşük sonrası depresyon

Düşük sonrası sendromun komplikasyonları

  • Nasıl hissettirdiğini tanımlayamama: Bir düşük sonrası duygular sürekli evrim halindedir, bu nedenle onları tanımlamak ve ele almak zordur.
  • Düşük yaptıktan sonra fetusu görmek: Etkilenen ebeveynler, bebek öldükten sonra bebeği görüp görmeyeceğini bilmez.
  • Olay hakkında konuşma: Çift, kayıpları hakkında konuşmak isteyip istemediklerine karar vermelidir. Bazen sorunun nasıl ele alınacağı konusunda anlaşmazlıklar olabilir.
  • Anlayış eksikliği: Ebeveynlerin belirli duyguları hissetme hakkını reddeden arkadaşlardan ve aileden gelen bazı ifadeler vardır. Örneğin, “Gençsiniz, başka bir bebeğiniz olabilir.”

En önemli şey ebeveynlerin çocuklarının kaybının yasını aktif bir biçimde ve tamamen tutmasıdır. Bu nedenle, aile üyeleri ebeveynlere söylediklerine çok dikkat etmeli ve kederlerine saygı duymalıdır.

Bir psikolog duyguları yönetmeye yardımcı olmak konusunda yararlı olabilir. Çiftler de her zaman acılarını yönlendirmenin ve birbirini desteklemenin yollarını bulmalıdır. İletişim esastır.