Johann Heinrich Pestalozzi'nin Eğitim Üzerine Fikirleri

20 Kasım, 2019
Bugünkü yazımızda, Johann Heinrich Pestalozzi'nin eğitim üzerine fikirlerinden bahsedeceğiz. Ayrıca, eğitimin dezavantajlı gruplar üstündeki etkisine de değineceğiz.

Johann Heinrich Pestalozzi’nin eğitim üzerine fikirleri modern pedagojinin şekillenmesinde çok önemli bir rol oynar. 1746 yılında Zürih’te dünyaya gelen Pestalozzi, oldukça etkileyici bir pedagog ve eğitmendi. Toplumdaki çatışmaların ve yoksulluğun üstesinden iyi bir eğitim sistemiyle gelineceğine inanıyordu.

18. yüzyılda özellikle Avrupa’da kültürel ve entelektüel anlamda büyük çaplı hareketlenmeler yaşandı. İşte bu aydınlanma çağında, Pestalozzi de eğitim üzerine düşüncelerini geliştirme fırsatı buldu.

Bu dönemin amacı, insanın aklı sayesinde cehaletle savaşabileceği ve daha iyi bir dünya için mücadele edebileceğini göstermekti. Aynı motivasyon Fransız Devrimi gibi bazı kültürel ve sosyal değişimlere de ön ayak oldu.

Johann Heinrich Pestalozzi’nin Eğitim Üzerine Fikirleri: Kökenleri ve Deneyimleri

Pestalozzi eğitim üzerine ilk deneyimlerini, 1775 yılında İspanya’nın Aargau bölgesine yakın bir çiftlikte edindi. Neuhof (Yeni Çiftlik) denen bu çiftlikte, yoksul çocuklara ve yetimlere iplik ve pamuk kumaş ile çalışmayı öğretti. Bunlar olurken, Avrupa inanılmaz bir sosyal ve ekonomik krizin ortasındaydı.

Pestalozzi Neuhof’taki bu deneyimlerine, çocukları üretim dünyasına dahil ederek yaptığı hatayı fark edince son verdi. Ardından, aydınlanma çağının getirdiklerinin yarattığı etkiyle kendini yazın dünyasına adadı.

Hareketin öncülerinden Jean Jacques Rousseau’dan etkilendi. En önemli işlerinden biri olan Leonard ve Gertrude’u 1781 yılında yayınladı.

Neuhof’tan sonra Pestalozzi, savaşta yetim kalan çocuklarla ilgilenmek için İsveç’in Swans kentine taşındı. Burada, sezgiler üzerine eğitim teorisini ya da diğer bir adıyla sezgisel metodu geliştirdi. Daha sonra, öğretmenlere bu metodu öğretmek amacıyla bir okul kurdu.

Johann Heinrich Pestalozzi metotu

Pestalozzi daha sonraki işlerinde bu metoda da yer verdi. Bu işlerinden bazıları şunlar:

  • Pestalozzi Metodu (1800)
  • Gertrude Çocuklarını Nasıl Eğitti? (1801) – annelerin eğitim anlamındaki rolünü yücelten bir çalışma
  • His Algısının ABC’si (1803)

Pestalozzi son olarak, 1805 yılında İsveç’in Verdon-les-Bains Belediyesi’nde öğretmenleri eğitmek için bir okul kurdu. Kurumda, eğitime yeni bir kan olan Pestalozzi prensipleri uygulandı. Okul başarısıyla farklı ülkelerden başarılı öğretmenleri kendine çekmeyi başardı.

Johann Heinrich Pestalozzi’nin Geliştirdiği Metodun Pedagojik Prensipleri

  • Pestalozzi, eğitimin kendiliğinden ortaya çıkan bir şey olmadığını savunduğu, çocuk eğitimi üzerine bilimsel bir metot geliştirdi. Eğitimin, dışarıdan bir destek gerektirdiğini ileri sürdü. Bu destek, çocukların dünyayı algılayabilmelerini sağlamak için sezgilerini ve hislerini kullanmalarına olanak sağlamalıydı. Bundan dolayı, eğitimin çocukların gelişimine ayak uyduran ve bu gelişime saygı duyan doğal ve sezgisel bir yaklaşımı olmalıydı.
  • Bu metodunda Pestalozzi, evde annelerin sorumluluğunda ilerleyen eğitimi ele alıyordu. Dahası, çocukların gelişimi için annelerin de eğitilmesi gerektiğini savundu. Annelerin bebeklerin duygusal bağ kuracakları ilk kişiler olmaları gerektiğini belirtiyordu. Bu duygusal bağın okulda da akranlarla arkadaş olunarak sürdürülmesinin önemine vurgu yapıyordu.
  • Pestalozzi, kızların ve erkeklerin bir arada okumaları gerektiğini savunuyordu. Ahlaki ve dini eğitime de önem verdi. Fakat eğitimin evde başlayıp okulda devam etmesi gerektiğinin özellikle altını çiziyordu.
  • Bilginin, çevre ile sürekli etkileşim halinde olunarak edinilmesine dayalı bir eğitimi savundu. Diğer bir deyişle, teori ve kitaplara dayalı eğitimdense, bu metodunda pratik ve deneyimi önceliklendirdi.
  • Ayrıca, ekonomik imkanları kısıtlı çocuklar için kurumların açılmasının gerekliliğini de savundu.
Kanepede babasıyla sarılarak kitap okuyan kız

Pestalozzi Metodu’nun Didaktik Prensipleri

  • Rakamları öğrenmeleri, çocukların bu konuya dair geçmişten gelen bilgilerine göre şekillenir. Ardından, en basit kavramlardan daha karmaşık kavramlara doğru bir ilerleme gözlemlenir.
  • Egzersizlerde rakam tabloları gibi materyallerden yararlanılabilir.
  • Dil öğrenimi sırasında, önce kelimelerin ilk harfleri öğrenilir. Ardından, cümle içinde bu kelimeler pekiştirilir. Sonrasında kelime dağarcığı geliştirilir ve ufak sohbetlere başlanabilir.
  • Dilin okuma ve yazma ile ilerletilmesi sağlanır.
  • Nesne ve materyallerin açıklamaları aracılığıyla çocuklarda hafızanın gelişimine destek olunur. Bu nesne ve materyallerin algılanması için tanımlamaların yapılmasına ağırlık verilir.
  • Nesnelerin boyutlarının öğrenilmesi ve yeniden yapılmalarının sağlanması için çizim de bir öğrenme yöntemidir. Pestalozzi’ye göre çizim, el hareketlerini geliştirdiği için, yazı yazmanın gelişimine de hizmet eder.
  • Dayanıklı bir vücut için fiziksel eğitim de şarttır.

Son Notlar

Zamanının ünlü pedagog ve düşünürleri gibi, Pestalozzi’nin eğitim üzerine fikirleri de çocukluk kavramının anlaşılması için epey yardımcı olmuştur. Pestalozzi, çocukluğu kendi kimliği olan bir süreç olarak görmüştür. Ayrıca, çocukların yalnızca bilgiyle beslenen pasif elemanlar da olmadıklarını belirtmiştir.

Pestalozzi, çocukların kendi dünyalarını keşfetme ve buna dair fikir yürütmeleri gerektiğini öne sürer. Ebeveynlerin görevi yalnızca bu yolda kolaylaştırıcı rolü oynamaktır.