Çocuklarla Göz Hizasına Gelerek Konuşmak

20 Aralık, 2020
Çocuklarla göz hizasına kadar eğilerek konuşmanın pek çok faydası bulunmaktadır. Aktif dinlemenin bir parçası olarak kabul edilen bu davranış şekli çocuğun kendine olan güvenini artırır ve anne babasıyla daha sağlıklı iletişim kurmasına yardımcı olur.

Bir süre önce medyada ilgi çekici bir haber yer aldı. Cambridge Dükü Prens William ve eşi Düşes Kate, çocukları George ile birlikte tüm dünyanın dikkatini üzerlerine çekti. Hem anne hem de baba çocuklarıyla onun göz hizasına gelerek konuşmayı tercih etmişlerdi.

Bunu yaparken bir kamu hizmetinde bulunuyor olmaları ya da son derecede dikkatli olan İngiltere Kraliçesinin ayağa kalkarak protokolü çiğnememelerini söyleyen tehditkar bakışları da hiçbir şeyi değiştirmedi. Her ikisi de çömelerek çocukla göz hizasına gelerek onun gözlerinin içine baktılar ve onunla daha yakın bir biçimde konuştular. Çok daha samimi bir şekilde. Ayrıca Barack Obama’nın Birleşik Krallık’ı ziyaret ettiği o akşam ABD Başkanı da dizlerinin üstünde eğilerek çocukla konuşma konusunda hiç tereddüt etmedi.

Pek çoğu bu hareketi bir tür protokol ihlali olarak görebilir ve kurumlara saygısızlık olarak algılayabilir. Ancak bu çift gerçek saygıyı göstermeleri gereken kişinin kendi çocukları olduğunu anlamış görünüyorlar. Aslında Cambridge Dükü ve Düşesinin çocuğa saygı kavramını en temel faktör alan bir anlayışla çocuklarına yeterli eğitimi verme konusuyla her zaman ilgili oldukları bilinen bir gerçektir.

Bugüne dek Prens George, Montessori metodunu benimsemiş bir okula giderek eğitim almıştır. Ancak bu konuyla ilgili bizi ilgilendiren asıl detay çocuklarla göz hizasına gelene dek eğilmektir. İster inanın ister inanmayın, bu davranışın bir adı bile bulunmaktadır: aktif dinleme.

Başkan ve Prens eğilerek konuşuyor

Bir Çocukla Aynı Frekansı Yakalamak: Aktif Dinlemenin Gücü

Bir çocuğun yaşantısında 0 ile 5 yaş arasındaki dönemi bir düşünün. Bir gün gelir artık kollarımızda yaşamayı bırakır ve yavaş yavaş kendi başına hareket etmek için ilk adımlarını atar. Bu evrimsel “sıçrama” bizimle olan yakınlığını bir dereceye kadar kaybetmesine neden olur.

İşte bu çocuk, yetişkinlerle iletişime geçtiğinde kafasını kaldırarak yukarı doğru bakmak zorunda kalır. Bu durumda anne ve babalar, dikkatlerini çekmek için paçalarından ya da kollarından çekiştirilmeleri gereken uzak birer figür haline dönüşürler. Bu şartlarda çocuklar için kendilerini anlatmaya çalışmak oldukça karmaşık ve hatta çok sinir bozucu bir hal alabilir.

Bu durumda dizlerinizi büküp çocuğun göz hizasına kadar eğilmek çok değerli eşsiz bir fırsat sunar. Şimdi bunun ne kadar önemli bir detay olduğunu açıklıyoruz.

Tüm Dikkatimi Sana Veriyorum

Şimdi kendimizi bir çocuğun yerine koyalım. Birden anne ve babamızın yüzünün ve bakışlarının karşımızda olması bizim için büyük bir zafer niteliği taşır. İletişim kurmak, konuşmak ve ilgi görmek için onların yakınlığını ve bize sundukları güveni derinden hissetme şansına sahip oluruz.

baba ve çocuk

  • Aynı seviyede ve göz hizasına gelerek konuştuğumuzda artık güç olarak bir farklılık kalmaz ve bununla bağlantılı olarak korkular da yok olur. Daha içten davranır ve hoşlandığımız her şey hakkında daha kolay bir biçimde konuşabiliriz. Söylediğimiz her şey anlaşılır.

Bundan daha harika bir duygu olabilir mi?

Çocuklar 12 Yaşına Kadar Dünyayı Farklı Bir Biçimde Algılarlar

“Aktif dinleme” kavramı aslında tam olarak eğitim ya da çocuk yetiştirme alanında ortaya çıkmış bir kavram değildir. Bu terimin kökeni 1960’larda ortaya çıkan beşeri psikolojik yaklaşımda bulunmaktadır. Bu yaklaşımın temelini Carl Rogers atmıştır. Ancak ondan sonra gelen pek çok yazar bu stratejiyi anne ve babalar için etkin bir yöntem olarak uygulamıştır.

  • Günümüzde pek çok psikolog aktif dinlemeyi hayata karşı bir duruş olarak savunmaktadır. Bu bir tür yakınlık içeren ve diğerlerini tanıma anlamına gelen önemli bir yaklaşımdır.
  • Çocuklarda küçük yaşlardan itibaren aktif dinleme yöntemini uygulamanın inanılmaz faydaları bulunmaktadır.
  • Anlamamız gereken önemli bir nokta, 12 yaşına kadar çocukların dünyayı algılama biçimlerinin çok farklı oluşudur.
  • Bu nedenle çocukların dünyası ile etkileşim içine girebilmek için daha yakın bir davranış biçimi sergilemek gerekir. Yani sadece ellerini tutmak ya da onların yanına oturmak yeterli değildir.
  • Çocuklar bizim o anda onlarla birlikte “bulunmamızı” isterler. Onlarla konuşmalarımızın niteliği bizi sadece basit bir pozitif destek olarak sınırlamamalıdır. İçeriğe daha fazla katılmamız için aktif dinleme seçeneği en iyi ve etkili araçlardan biridir. Bu sayede elde edebileceğimiz yakın ilişki özellikle 12 yaşına kadar çocuklarla iletişim için gereklidir.
annesiyle birlikte olan bir çocuk

Aktif Dinleme “Sınırlar” İle Uygulanır

Cambridge dük ve düşesini haksız bir biçimde eleştiren insanların büyük bir kısmı, onların sürekli olarak çocuklarını şımarttıklarını düşünmektedirler. Bu düşünceye halka açık organizasyonlar da dahildir.

  • Aktif dinlemenin çocukları şımartmak ya da aşırı derecede müsamahakar ebeveynlikle bir ilgisi yoktur. Aslında bu yöntem kurallar ve sınırlara dayalıdır. Bu bağlamda çocuk, yapabileceklerinin nereden başladığını ya da izin verilmeyen şeylerin neler olduğunu anlayabileceği sınırların varlığından haberdar olmalıdır.
  • Bu sınırları önceden bilmek çocuğun kendine daha fazla güven duymasını ve kendini güvende hissetmesini sağlar. Eğer çocuk anne ve babasıyla her istediğinde iletişim kurma şansına sahipse, daha düşünceli, sorumlu ve hatta empati kurabilen bir davranış şekli geliştirir.

Şimdi Prens George’un ileride anne ve babasını nasıl hatırlayacağını düşünelim. Büyük bir olasılıkla onları kimsenin eleştirilerine aldırış etmeyip kendi hizasına inerek göz teması kuran bir kraliyet çifti olarak anımsayacaktır. Tıpkı kendi hisleri ve düşünceleri gibi…

İşte bu şüphesiz ki hiçbir zaman aklından çıkmayacak son derece değerli bir anı olarak kalacaktır.

  • Bowlby, J. (1986). Vínculos afectivos: formación, desarrollo y pérdida. Madrid: Morata.
  • Bowlby, J. (1995). Teoría del apego. Lebovici, Weil-HalpernF.
  • Garrido-Rojas, L. (2006). Apego, emoción y regulación emocional. Implicaciones para la salud. Revista latinoamericana de psicología, 38(3), 493-507. https://www.redalyc.org/pdf/805/80538304.pdf
  • Marrone, M., Diamond, N., Juri, L., & Bleichmar, H. (2001). La teoría del apego: un enfoque actual. Madrid: Psimática.
  • Moneta, M. (2003). El Apego. Aspectos clínicos y psicobiológicos de la díada madre-hijo. Santiago: Cuatro Vientos.