Karlar Ülkesi ve Kızkardeşlerin Sevgisinin Gücü

· 29 Kasım 2018
Gösterime girdiği 2013 senesinden beri Karlar Ülkesi animasyon filmi, çok beğenilen ''Aldırma'' şarkısıyla izleyicilerinin kalbini kazandı.

Frozen, türünün tüm kurallarını çiğneyen popüler bir Disney animasyon filmi. İki kız kardeşin sevgisinin olağanüstü gücüne ve diğer başka önemli hayat derslerine odaklanıyor.

Bu filmin benzersiz olan yanı, kız kardeşlik sevgisinin zorlukları yenmesi. Dahası, prenses olmalarına rağmen, çoğu masalda karşılaştığımız sıkıntı içindeki tipik kızlardan uzaklar.

Karlar Ülkesi, küçük Deniz Kızı’nın yazarı Hans Christian Anderse tarafından yazılmış Kar Kraliçesi hikayesinden esinlenilmiştir.

Orijinal masalda, kötü bir buz kraliçesi bir çocuğu kaçırır. Çocuk daha sonra arkadaşı Gerda tarafından kurtarılır. Kız, rengarenk bir karakter grubundan yardım almasına rağmen, arkadaşını kurtarmak için ciddi bir tehlikenin üstesinden gelmelidir.

Andersen’ın masalının ne kadar karanlık olduğu göz önüne alındığında, yapımcılar kaynak materyalde izleyiciye çekici gelmeyecek bölümlerin çoğunu dışarıda bıraktılar. Yine de Kar Kraliçesi’nin hikayesine dair birçok benzerlik 2013 yapımı filmde bulunabilir.

Karlar Ülkesi: Buz Krallığı

Karlar Ülkesi, Arendelle krallığının prensleri Elsa ve Anna’nın hikayesini anlatıyor. Elsa, dokunduğu her şeyi dondurma gücüne sahiptir. Anna’yı yanlışlıkla incittiğinde, kendini kız kardeşinden uzak tutmaya karar verir. Anna bu olayı hatırlamadığı için kız kardeşinin onu sevmediğini düşünür.

frozen animasyon filmi

Ebeveynlerinin ölümünden sonra Elsa tahta geçer. Anna, yeni tanıştığı yakışıklı prens Hans ile evlenmeye karar verir. Ancak Elsa, bu evliliği onaylamaz.

Korkusunun etkisiyle öfkelenir ve güçleri kontrolden çıkar. Saray halkının önünde büyü gücü açığa çıkar. Prens’in amcası Wesselton Dükü, onu bir canavar olmakla suçlar. Bunun üzerine Elsa kaçar, krallığı ise büyülü bir kışın içine girer.

Bir kardeş, doğa tarafından verilen bir arkadaştır.

-Jean Baptiste Legouvé–

Anna cesaretini toplar ve büyük kız kardeşini aramaya başlar. Yol boyunca genç bir buz hasatçısından, Kristoff’tan ve ren geyiği Sven’den yardım alır. Birlikte, bir dizi maceraya atılırlar ve Olaf adında sevimli bir konuşan kardan adamla tanışırlar. Ama sonunda ona ulaştıklarında Elsa’nın kontrolsüz büyüsü bir kez daha kız kardeşinin canını yakar.
Kristoff, Anna’yı prensin yanına götürür. Ama Hans’ın aslında çok kötü bir adam olduğunu bilmiyordur. Anna’nın iyileşmesi için tek yol, büyüyü geri almak için gerçek bir sevgi eylemidir. Tahta kendisinin çıkması için planlar yapmakta olan Hans bunu reddeder. Bunu keşfeden Elsa, sonunda Hans ile yüzleşir.
Hans, Elsa’yı öldürmek üzereyken, Anna yeniden ortaya çıkar ve kendini kardeşinin önüne atar.Ablasının onun için ne yaptığını fark eden Elsa, kız kardeşini kucaklar. Kız kardeşlerin sevgisi, laneti bozar.

Kız kardeş Sevgisinin Önemi ve Karlar Ülkesi’nden Alınacak Diğer Dersler

Karlar Ülkesi filminin temel mesajı, kız kardeş sevgisinin büyülü, eşsiz ve özel olmasıdır. Anna buza döndüğünde, onu kurtaran şeyin romantik bir öpücük değil, kız kardeşinin gözyaşları olduğunu görürüz. Bu bize önemli bir hayat dersi verebilir:

  • Kardeşler arasındaki sevgi, bize romantik aşkın hayattaki her şey olmadığını hatırlatır.
  • Romantik aşkı idealleştirmemeli ya da kendimizi onun için değişmeye çalışmamalıyız. Her şey doğru zamanda gelecektir.
  • Kız kardeşler birbirlerini sevmek, birbirlerini desteklemek ve sıkıntıların üstesinden gelmek için vardır.
karlar ülkesi animasyon filmi karakteri

Filmde ayrıca Kristoff’un karakteriyle de sevgi temsil edilir. Tüm kusurları ve karmaşıklıkları ile gerçek aşkı temsil eder.
Anna ve Kristoff arasındaki çekimi açıkça görebilmemize rağmen, alçakgönüllü kar hasatçısının görünümü, Anna’nın romantik aşk algısına karşılık gelmiyor.
Aynı şekilde, öykü fedakârlığın değerini ve kendini kontrol etme ihtiyacını vurgular. Bunlar Elsa’nın zor yoldan öğrenmesi gereken dersler. Elsa filmdeki en yalnız kişidir ve yalnızlığından zevk almaktadır.
Ancak bağımsızlık ihtiyacına rağmen, sonunda bakış açısını değiştiriyor. Dünyadan kopmadan kendi hayatını yaşamanın mümkün olduğunu keşfetmeye devam ediyor. Gerçekten de başkalarıyla uyum içinde yaşamamız için gereken tek şey, iyi iletişim ve saygıdır.
Sanatta olduğu kadar hayatta da, bizi gerçekten seven insanlar, gerçekte kim olduğumuz için bizi nasıl takdir edeceklerini bilirler. Ve erkek ve kız kardeşler söz konusu olduğunda,sadece tüm küçük kusurlarımızı bilmekle kalmaz, bizi kusurlarımızla severler.

Bunlar da ilginizi çekebilir