35 yaşından sonra hamile kalmanın riskleri

04 Kasım, 2020
Bu yazımızda sizlere 35 yaşından sonra hamile kalmanın risklerini açıklıyoruz. İleri yaşta çocuk sahibi olmadan önce yazımızı okuyun.

35 yaşından sonra hamile kalmak gitgide yaygın bir durum olmaya başladı. Her ne kadar yaygın bir durum olsa da, bu gerçek, geç yaşta hamile kalmanın riskli bir durum olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Pek çok kadın, hem kişisel hem de mesleki sebepler gibi çeşitli faktörler nedeniyle anneliği ertelemektedir. Bu makalenin asla ama asla bu kişisel tercihleri eleştirmek gibi bir amacı yoktur. Bu makalenin amacı 35 yaş ve üstünde gebeliği geciktirmenin asıl risklerini ortaya çıkarmaktır.

35 yaşından sonra hamile kalmak

Kadınlar yaşlandıkça gebe kalmak daha zor hale gelebilir ve hamile kalındığı durumda bile, sağlıklı bir hamilelik yaşamak çok zordur. Doğurganlık oranı, 32 ile 37 yaşları arasında azalmaya başlar, 37 yaşından sonra ise daha hızlı bir düşüşe geçer.

Bunun nedeni, kadınların belirli sayıda yumurtalık ile doğmasıdır. Yıllar geçtikçe, özellikle yaşamın üçüncü on yılında yumurtaların miktarı ve kalitesi düşmeye başlar. Ayrıca, gebe kalma olasılığı üzerinde olumsuz bir etkisi olan endometriozis veya fibroidler gibi dokular yaşla birlikte daha yaygın hale gelir

Aynı zamanda yaşla birlikte hamile kalma olasılığı azaldığı gibi ileriki yaşlarda oluşan hamilelikler için bazı risk faktörleri vardır. Bu faktörler hem anne hem de bebeğin sağlığı açısından birtakım riskler taşır.

hamile anne

35 yaşından sonra anne olmaya hazırlananlarda risk faktörleri artıyor

35 yaşından sonra hamile kalmak hem anne hem de bebek için gebelik komplikasyonları oluşma riskini artırabilir. Kadınlar yaşlandıkça, hipertansiyon ve diyabet (gestasyonel diyabet yani gebeliğe bağlı şeker hastalığı dahil) oluşma riski artar. Bu durumların hamilelik üzerinde olumsuz bir etkisi olabilir.

Hamilelik sırasında gelişen yüksek tansiyon, plasenta ile ilgili sorunları ve fetal büyümede anomalilik riskini artırır. Gebelik diyabeti, doğum anomaliliklerini, hipertansiyon ve düşük yapma riskini artırabilir. Normalden daha büyük bir bebeğe sahip olma olasılığını da artırır. Doğum sırasında da ek sorunlar oluşmasına da neden olur.

Hipertansiyon ve diyabet rahatsızlığı, bebek sağlığını doğal olarak etkilediği gibi anne sağlığı üzerinde de kalp hastalığı ve inme riskinin artması dahil olmak üzere uzun vadede ciddi sorunlara yol açabilir. 35 yaş ve üstü kadınlarda, doğuştan doğum kusurları arasında yer alan, kromozom anomalliklerle ilişkili Down sendromu bebek sahibi olma olasılığı diğer yaştaki kadınlara göre oldukça fazladır.

İleri yaşlarda hamile kalan kadınlar, hamilelikleri sırasında aşağıdaki yüksek dereceli riskleri taşırlar:

  • çoklu hamilelik
  • erken doğum
  • düşük kiloyla doğan bebek
  • sezaryen
  • fetal ölüm veya ölü doğum

Erken doğan veya düşük kiloyla doğan bebekler, solunum sıkıntısı sendromu, çeşitli enfeksiyonlar ve gelişimsel gecikmeler dahil olmak üzere hem kısa hem de uzun vadede sağlık sorunları açısından yüksek risk altındadır.

Bazı araştırmalar, ileri yaşta hamile kalan annenin yanı sıra ileri yaşta olan babanın sperm kalitesinin de bebek sağlığını etkileyebileceğini öne sürmektedir. Bu konuda yürütülen araştırmalar geliştirilmeye açıktır.

Hamile annenin tansiyonunu ölçen hemşire

35 yaşından sonra hamile olan annelere, sağlıklı bebek sahibi olmaları için tavsiyeler

35 yaşından sonra anne olacak kadınların, sağlıklı bir bebek sahibi olma olasılıklarını artırmak için almaları gereken bir dizi önlemler serisi vardır. Unutmadan, doğum öncesi konsültasyonların düzenli olması gerekir. Doktor, hem anne karnındaki bebeği hem de annenin sağlığını ultrason yöntemiyle izlerken, bu önlemler de uzman hekimle konuşulmalıdır.

Uzmanla görüşülmesi gereken önemli faktörler arasında diyet, egzersiz ve kilo alma gibi konular yer almaktadır. Hamilelikte sağlıklı beslenmek, aktif olmak ve daha fazla kilo almamak tüm kadınlar için önemlidir. Bu faktörler özellikle ileri yaşta hamile kalan kadınlar için daha çok önemlidir.

Ayrıca, doktorlar hamile kalmayı planlayan kadınlara, gebelik gelişmeden bir ay önce her gün 400 mikrogram folik asit almaya başlamalarını ve hamileliklerinde devam etmelerini önermektedir. Folik asit eksikliği spina bifida ve diğer nöral tüp defekti risklerini artırır. Bu nedenle düzenli kullanımı bu riski azaltmak için önemlidir.

Bu öneriler haricinde annelerin dikkat etmesi gereken diğer şeyler de vardır. Sigara içmek, alkol almak ve uyuşturucu kullanmak bırakmalıdır. Çevresel olarak toksik maddelere maruz kalmaktan kaçınmak da önemlidir. Ayrıca alınan ilaç ve takviyeler mutlaka uzman gözetiminde olmalıdır.

Tüm hamile kadınlarda olduğu gibi, 35 yaşın üzerindeki kadınların da gebeliklerinde oluşacak anomalilikleri önlemek için genetik taramaya tabi tutulması tavsiye edilebilir. Bu, özellikle ileri yaştaki annelerden doğan bebeklerde oluşacak sağlık risklerinin artması nedeniyle önemlidir.

Doğumda oluşabilecek riskleri azaltmak için aşağıdaki testler yapılır:

  • Ultrasonlar: Fetusu incelemek için ses dalgaları kullanılır
  • Amniyosentez: Doğuştan olan kusurları tespit etmek için yapılan bir testtir. Doğum öncesi fetüsün içinde yüzdüğü sıvıdan bir iğne yardımı ile bir miktar sıvı alma işlemine verilen isimdir. Kürtaj riski vardır.
  • Koryon villus biyopsisi: Özel bir iğne yardımıyla analiz yapmak amacıyla plasentadan bir örnek alınır. Kürtaj riski vardır.