Güzellikle Öğrenilen Her Şey Sevgiyle Hatırlanır

6 Nisan 2021
Çocukların eğitiminde kullanılan yöntem gelişim süreçleri açısından son derece önemlidir. Klasik stratejiler yerine güzellikle, şefkatle ve yumuşak bir biçimde yetişen çocuklar her açıdan daha sağlıklı büyürler.

Güzellikle ve nazikçe öğretmek “yürekten” çocuk yetiştirmek demektir. Bu yöntemle çocuklarımızı sabır ve saygı kavramları ile büyütürüz. İhtiyaçlarına gerektiği gibi cevap verir, hiçbir şeyi aceleye getirmez, aralık vermez, onlarla adım adım ve el ele birlikte yürürüz.

Günümüz şartlarında garip gibi görünse de halen zorlama ve cezalandırma gibi klasik davranışsal yöntemler kullanan eğitim tarzını benimseyen anneler, babalar ve hatta öğretmenler bulunmaktadır. Bu insanlar ufaklıkların hiçbir şey bilmeyen ve bilginin zorla kazandırılacağı boş birer sayfa olduklarına inanırlar.

Aslında eğitimi bu açıdan görmek yerine daha çok bir uyanış olarak algılamamız gerekir. Yani eğitim bir insanın gözlerini hayata ve etrafını saran dünyaya açması demektir. Bu yaklaşım için merak, sevgi ve çocuğa karşı gerçek anlamda saygı göstermek gerekir. Bu sayede içselleştirilmiş her öğreti sevgiyle hatırlanır ve uygulamaya konur.

Hepimiz “gözyaşı ve ter olmadan başarı olmaz” gibi cümleler ve tavsiyeler duymuşuzdur. Elbette çaba göstermenin önemi ve değeri yadsınamaz. Ancak pedagojik anlamda doğru olmayan ve mazur görülmesi mümkün olmayan yaklaşımlar genelde fedakarlık üzerine kuruludur. Bunlar ise çocuğun çocukluk büyüsünü elinden alır ve sadece ödül ceza yöntemi ile onu yönlendirmeye çalışır.

Güzellikle öğrenmek, ister inanın ister inanmayın başarıya giden en önemli anahtar gibidir. Çünkü çocukları şefkatle yetiştirmek, onlara sevgi ile yol göstermek aynı zamanda onlara saygı duymak demektir. Böylelikle hayata dair uyanışları daha yoğun, etkili ve mutlu olacaktır.

Güzellikle Öğretmek Duygusal Zekayı Kullanarak Yol Göstermek Demektir

bebek eğitimi

Günümüzde pek çok eğitimci bu uyanışı destekleyen bir yaklaşım benimsemektedir. Bu bağlamda, duygusal zekanın günlük olarak sürekli bir biçimde uygulandığı ve sınıflarda bir odak noktası değişimi anlamına gelen bu yaklaşım yaygınlaşmaktadır. Olumlu değerleri teşvik etmek, olumlu faktörleri olumsuzlara göre ön planda tutmak ya da yarışmacı aktiviteler yerine işbirliği gerektiren aktivitelere ağırlık vermek yavaş yavaş pozitif sonuçlar veren doğru adımlar arasında yer almaktadır.

O halde eğer anaokullarında, ilkokullarda, liselerde, üniversitelerde ya da enstitülerde bu yaklaşımı ön plana çıkaracak adımlar atılıyorsa, evde de bunlarla uyumlu şekilde bir tutum sergilemek gerekir. Aslında anne ve babaların büyük bir çoğunluğunun çocuklarını yetiştirirken duygusal zekanın gerektirdiği kavramların önemli bir kısmını her gün uyguladıklarından eminiz. Bu yetiştirme tarzında güzellik, sevgi dolu davranma ve kapsayıcı bir ebeveynlik gösterilir. Bu stratejiler bir çocuğun yetiştirilmesinde klasik yaklaşımlara göre çok daha etkin sonuçlar vermektedir.

Bunu başarabilmek ve konu hakkında biraz daha derinlemesine düşünmek için son derece faydalı olacağına inandığımız şu detayları aklınızdan çıkarmamanızı tavsiye ediyoruz:

Çocuk Boş Bir Sayfa Değildir

Bir çocuk yetiştirirken daha etkili sonuçlar almak ve daha sağlıklı bir eğitim süreci sunmak için öğrenme ve gelişime ilişkin klasik yaklaşımları bir kenara bırakmamız gerekir. Çocuklarımız birer “boş sayfa” değildirler. Eğer öyle olsalardı her çocuğun çocukluğu süresince aynı şekilde davranması gerekirdi.

kedi ve çocuk

  • Bir anne ya da baba olarak iki, üç ya da altı yaşındaki çocuğunuzun kendine ait bir karakteri, davranış biçimi, olaylara reaksiyon gösterme şekli, öğrenme türü ya da sizinle etkileşime girme tarzı bulunduğunu bilmeniz gerekir.
  • Onların nasıl birer insan olduklarını anladığımızda, ne tür hisler taşıdıklarının farkına vardığımızda ya da bizimle veya çevreleriyle nasıl etkileşim içine girdiklerini gördüğümüzde onlara doğru bir eğitim verme şansına sahip olabiliriz.
  • Çocuk yetiştirme ve ona gereken eğitimi verme yolculuğunun başarılı olması nezaket, güzellik ve onun sizi anlamasından geçer. Çünkü çocuklar asla boş birer dolap ya da içinde hiçbir şey olmayan birer kutu değildir. Onlar hayallerle dolu, birbiriyle çatışan pek çok duygu taşıyan, kaygıları ve korkuları olan birer insandırlar.

O halde bize düşen görev, çocukların iç dünyalarındaki tüm bu detayların farkında olmak ve bu sayede sahip oldukları yeteneklerin ve kapasitenin en üst noktalarına ulaşabilmeleri için onlara yardımcı olmaktır.

Güzellikle Çocuk Yetiştirmek Ne Demektir?

bebek

  • Güzellikle ve nazikçe çocuk yetiştirmek sabırlı olmak ve hiçbir şeyi aceleye getirmemek demektir.
  • Çocukların ihtiyaçlarının farkında olmak demektir.
  • Olumlu teşvikleri kullanmak, bir hata ya da yanlış yaptığında hemen yanında bulunmak ve ona yol göstermek, “Bak ben senin yanındayım, çok daha iyi yapabileceğini biliyorum ve bunun için ben sana yardım edeceğim” demeyi bilmektir.
  • Güzellikle çocuk yetiştirmek, bağırıp çağırmak ya da sesinizi yükseltmek demek değildir. Çocuklarınızı diğer çocuklarla kıyaslamak, eksik oldukları konulardan, hobilerinden, yanlışlarından ya da sınırlarından sanki onlar orada değillermiş gibi önlerinde konuşmak demek de değildir.
  • Güzellikle çocuk yetiştiren bir anne ya da baba olmak demek çocuğu için ne istediği konusunda son derece net birer insan olmak demektir: Kusursuz, en yakışıklı ya da güzel veya en zeki çocuklar isteyen anne ya da baba değil, bunların hepsinden önce çocuğunun mutlu bir insan olmasını isteyen bir anne ya da baba olmak demektir.

Sonuç olarak, çocuğunuzla birlikte geçirdiğiniz günlerde şu üç kelimeyi hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın: yumuşaklık, sabır ve yakınlık. Bunlar sizin en yakın dostlarınız ve en değerli yardımcılarınız olacaktır.

Görseller: Komako Sakai

  • Bowlby, J. (1986). Vínculos afectivos: formación, desarrollo y pérdida. Madrid: Morata.
  • Bowlby, J. (1995). Teoría del apego. Lebovici, Weil-HalpernF.
  • Garrido-Rojas, L. (2006). Apego, emoción y regulación emocional. Implicaciones para la salud. Revista latinoamericana de psicología, 38(3), 493-507. https://www.redalyc.org/pdf/805/80538304.pdf
  • Marrone, M., Diamond, N., Juri, L., & Bleichmar, H. (2001). La teoría del apego: un enfoque actual. Madrid: Psimática.
  • Moneta, M. (2003). El Apego. Aspectos clínicos y psicobiológicos de la díada madre-hijo. Santiago: Cuatro Vientos.