Çocuklarda İkincil Duygular ve İfade Ediliş Biçimleri

11 Nisan 2019
Duygular, birincil ve ikincil olmak üzere iki kategori altında sınıflandırılabilirler. Birincil duygular çevremize ve etrafımızdaki kişilere tepki verirken hissettiğimiz duygulardır. Örneğin, birisi bize vurduğunda veya hakaret ettiğinde buna öfkeyle tepki veririz. İkincil duygular ise doğuştan var olan duygular değillerdir. Bu duyguları yaş aldıkça ve tecrübe ettikçe öğreniriz.

Psikolog Paul Ekman’ın yarattığı sınıflandırmaya göre birincil duygular neşe, üzüntü, korku, öfke, yalnızlık ve şaşırma gibi duygulardır. Bu duyguların ortak özelliği evrensel olmaları ve genetik olarak aktarılmalarıdır. Başka bir deyişle, bu duygulara doğduğumuz andan itibaren sahibizdir.

Danimarkalı Doktor Carl Lange ve Amerikalı psikolog William James de bu alanda çalışmalar yürütmüşlerdir. Onların ortaya attığı düşünceye göre duygular iki etkene bağlıdır. Birincisi, bir etki durumunda vücutta meydana gelen fiziksel değişimlerle alakalıdır. İkincisi ise bunlara nasıl tepki verdiğimizle ilgilidir.

Araştırmacılar Stanley Schachter ve Jerome Singer de teorilerini bu fikre dayandırırlar. Onlara göre düşüncelerimiz vücudumuzda bir takım nörotransmitterlerin salgılanmasını sağlayarak organik bir tepki oluşumuna sebep olur. Bu demek oluyor ki, tıpkı çevremiz ve diğer kişiler gibi düşüncelerimiz de birincil duygularımıza etki edebilirler.

İkincil duygular nelerdir?

Yukarıda bahsettiğimiz duyguların aksine, ikincil duygular çok daha karmaşıklardır. Ekman’a göre ikincil duygular büyümenin ve çevreyle etkileşim halinde olmanın sonucunda birincil duyguların bir kombinasyonu olarak gelişirler.

Buna ek olarak, ikincil duyguları saptamak birincil duygulara göre çok daha zordur. Yani, bu duyguları yaşarken sevinç ve şaşırma anında yaşanan gülme ve kaş kaldırma gibi yüz ifadelerini her zaman sergilemeyiz.

1990’larda Ekman’ın tanımladığı ikincil duygulardan bazıları şunlardır:

  • Neşe
  • Suç
  • Mahcubiyet
  • Küçümseme
  • Hoşnutluk
  • Heyecan
  • Gurur
  • Tatmin
  • Utanç
  • Rahatlama
  • Duyusal zevk

Tüm bu ikincil duyguların üç ortak özelliği vardır. Hepsi öğrenilmiştir, zihinseldir ve herhangi bir uyarlanabilir biyolojik fonksiyona bağlı olarak gelişmezler.

ağlayan bebek

Birincil ve ikincil duygular arasındaki bağlantı

Venezuela’lı psikolog Graciela Baugher konuyla alakalı ilginç bir analiz yapmıştır. Ona göre, ikincil duygular beyindeki ileride bizi mutsuz edecek sonuçlar doğurabilen ve bu sebeple çözülmesi gereken bir problemi ifade ederler.

“İkincil duygular büyümenin ve çevreyle etkileşim halinde olmanın sonucunda birincil duyguların bir kombinasyonu olarak gelişirler.”

İkincil duygular birincil duyguların zihinsel bir uzantısı olarak gelişirler. Bu duygular zamanla sağlık için bir tehdit oluşturabilir. Baugher’ın örneğine göre korku duygusu bizi bazı durumlara karşı korurken uzun vadede anksiyete, fobi ve paniğe yol açabilir.

Benzer bir durum üzüntü duygusu için de geçerlidir. Üzüntü duygusu travmatik bir tecrübeyi atlatma sürecini başlatır. Fakat, uzun süreli üzüntü depresyona ve kişinin kendine zarar verme eğilimine yol açabilir.

Son olarak, Bauger’a göre mutluluk ve öfke duyguları ile de benzer bir durum yaşanır. Mutluluk duygusu uzun vadede alışkanlık ve bağlılığa yol açabilir. Uzun süreli hissedilen öfke duygusu ise nefret veya içerlemeye yol açabilir.

Çocuklarda ikincil duygular nasıl görülür?

Duyguları ifade edebilmek çocukların duygusal gelişimi açısından çok önemlidir. İfadelerinden yola çıkarak bu duyguların tespit edilmesi gerekir.

Bu anlamda, duygusal zekanın gelişimini destekleyerek ebeveynler çocuklarının gelişimine büyük bir katkıda bulunmuş olurlar. Peki bunu nasıl başarabilirler? Çocukların duygularını anlamalarına yardımcı olan egzersizler ve aktiviteler sayesinde bunu başarmak mümkün. Bu aktiviteler oyunlar, çizimler ve cep telefonlarındaki uygulamalar olabilir.

Ekman çalışmalarını yüz ifadelerine dayandırmıştır. Yüz ifadeleri çocukların hissettikleri ikincil duyguları anlamaya yarayan ilk araçtır.

İkincil duyguların herhangi birinin varlığından şüphelendiğiniz anda çocuğunuzla konuşmanızı şiddetle tavsiye ederiz. Hisleri kelimelere dökmek duyguları ifade etmenin en etkili yollarından biridir. Bu, yalnızca çocuklar için değil yetişkinler için de geçerli bir durumdur.

resim çizen çocuklar

Bir kişinin duygularını ifade etmek yerine içinde tutması düşündüğünüzden çok daha tehlikeli olabilir. Duyguları bastırmak zihinsel ve duygusal olarak bazı zayıflıklara, özgüven eksikliğine, empati kurmada zorluklara, güven eksikliğine ve benzeri bir takım davranışsal problemlere yol açabilir.

“Ebeveynler duygusal zekanın gelişimini destekleyerek çocuklarının gelişimine büyük bir katkıda bulunmuş olurlar.”

Duygular ve kötü davranışlar

Davranış bozuklukları ise çocukların ikincil duygularını ifade etmelerinin başka bir yoludur. Neden mi? Çünkü davranış bozuklukları genetikle ve kişilikle alakalı olduğu kadar yetiştirilme şekliyle de alakalıdır. Kötü davranışlar çocuğun aldığı kötü eğitimin direkt bir sonucu olarak duygusal boyutta görülen problemlerdir.

Kötü duyguları dışarı vurmak yerine içinde tutan çocuklar içerlemek gibi olumsuz hisleri yaşamaya maruz kalırlar. Çocuğun duygularını ifade edip beklediği ilgi ve desteği görememesi durumu çok daha kötü sonuçlandırabilir.

Ebeveynlerin çocuklarının duygusal durumunu tespit etmede büyük rol oynadıkları aşikardır. Bununla birlikte, ebeveynler çocuklarına duygularını ifade etmeyi ve onlarla nasıl sağlıklı bir şekilde başa çıkabileceklerini öğretmekle sorumlulardır.