Çocuğunuza Kendine Gülmeyi Öğretin

30 Eylül, 2018

Şaka yapmayı, iyi şeyler söylemeyi ve kendinize gülmeyi öğrenmek duygusal olgunluğun bir parçasıdır. İyi bir mizah anlayışı, çocuklara ilkokulun inişli çıkışlı zamanlarında ve hayatlarındaki diğer zor dönemlerde ihtiyaç duydukları gücü sağlayacaktır.

Gerçek şu ki, çocuklar kendilerine gülmeyi ne kadar çabuk öğrenirse o kadar iyi olacaktır. Şaka yapmayı bilen, gerçek ve mecaz anlamın farkını anlayan bir çocuk, genellikle kendinden daha emin, girişken ve cesur olur. Yani çok güçlü nitelikler edinir.

Mizah duygusuna sahip olmak, yetişkinliklerinde doyurucu, tatmin edici ve nihayetinde daha mutlu bir yaşam sürmek üzere onları hazırlamakla kalmayacak, aynı zamanda büyürken yaşayacakları karmaşık durumlar karşısında bir çeşit koruyucu tabaka görevi üstlenecektir.

Çocuğunuza kendine gülmeyi öğretmek, ona zorbalık gibi hiç de hafife alınmayacak kişiler arası problemler ve ciddi olaylara karşı bağışıklık kazandırmaz. Çocuk, kendine gülmenin mağduriyet ve başkalarının taciz teşebbüslerine kesin bir cevap olmadığını açıkça kavramalıdır.

kendine gülmeyi öğrenmek

Kendine gülmeyi öğrenmek, duygusal zekânın, dengenin ve olgunluğun bir işaretidir, çünkü çocuğa emniyet ve öz güven duygusu verir. Bu, bazı zorbalık vakalarıyla yüzleşmek için etkili bir araçtır.

Okulda karşılaşabileceği bir zorbalık veya taciz durumunda çocuğun kendine güven duyduğunu gören zorba, kendiliğinden geri çekilecektir. Buna rağmen zorba eylemlerine devam ederse bu, çocuğunuzun kendini savunmayı bildiği, yardım istemeyi ve haklarını bildiği anlamına gelir.

Hayat Mizah ile Yaşanmalı

Herkesin günlük yaşamı, özellikle de çocuklarınki, birçok gerçeklik ve deneyim sunar. Her sabah samimiyetle yaşamak ve garip durumlarla mücadele etmek zorundayız. Günün sonuna kadar mümkün olduğunca mutlu hissetmek istiyoruz. Buna ulaşmak için güvendiğimiz en etkili araçlardan biri de bir espri ve mizah anlayışıdır.

Birçok durumda, mizah olmadan gerçeği söylemek çok soğuk gelebilir ve çocuğun kırılgan benlik saygısına veya gelecekteki kişiler arası ilişkilerine zarar verebilir. Bu zaman zaman meydana gelen bir şeydir.

Benlik saygısı eksikliğini çözmede yardımcı olabilecek ipuçlarından biri, hepimizin insan olduğumuzu ve dolayısıyla hata yaptığımızı keşfetmemizdir.

Ders çıkarmak için kendi başarısızlıklarımıza gülmek de mümkündür. Bunu başarmak için oyunlara başvurabiliriz. Oyunlar, daha doğal bir öğrenme şeklidir ve çocukların doğal meraklarını, yaratıcılıklarını ve cesaretlerini teşvik etmenin harika bir yoludur.

Dünyada en iyi sonuçların elde edildiği eğitim sistemine sahip olmakla övünen Finlandiya’da çocuklar, yedi yaşına kadar sadece oyun oynarlar.

Kendinize Gülmek Benlik Saygısını Geliştirir

kendine gülen bebek

Hayattaki pek çok durumla yüzleşmek için hayati bir araç, kendimize olan saygımızı geliştirmemize yardımcı olan bir mizah anlayışıdır; gerçek ve ideal benlik algımız arasındaki ilişkidir. Her ikisi arasında büyük bir fark olması, düşük benlik saygısının bir işaretidir.

Mizah duygusu bu ikisi arasındaki boşluğu ortadan kaldırır. Bu noktada çocuk, kusurlarına, ufak tefek yanlışlarına ve engellere gülmeyi öğrenir. Çocuk, kendini iyi hissetmek için başkalarının onu takdir etmesini istemez ve kendini olduğu gibi kabul eder.

Bu duygusal olgunluk hâli, sadece çocukluğun başlangıcında geliştirilen iyi bir mizah anlayışıyla mı ilgilidir? Bu soruyu cevaplayabilmek için diğer sosyal becerileri göz önüne almalısınız. Örneğin, “yeter” demeyi öğrenmesi gibi.

Bir okul ortamında, zorbalık gibi çeşitli durumlar ortaya çıkabilir. Bu durumda mizah, öz sevgiden sonra en önemli şeydir. Peki bu ikisini birbirinden nasıl ayırırız? Çünkü bir şaka ancak herkes katılırsa ve kimse incinmezse şaka kabul edilir. Durum bu değilse, pozitif mizah değil tam tersi söz konusudur.

Bu günlerde okulda zorbalık vakaları daha yaygındır. Okul zorbalığı basit şakalardan ibaret olsaydı, sorun çocukların güçlü bir kişiliğe sahip olmasıyla kendiliğinden çözülebilirdi.

Ancak gerçek bu değil. Günümüzde meydana gelen tacizler, mağdurun uzun bir süre boyunca strese ve şiddete maruz kaldığı ve yaşamları üzerinde önemli bir olumsuz etkiye neden olduğu anlamına gelmektedir. Güçlü bir kişiliğe sahip olmanın zorbalığın etkisini azaltacağını iddia etmek yanlış olacaktır.