Eleştirel Pedagoji Hakkında Bilmeniz Gerekenler

20 Aralık 2019
Pedagoji içerisinde bilim olarak çeşitli farklı dalları da barındırmaktadır. Bu yazımızda eleştirel pedagoji olarak bilinen bu dallardan birini detaylı olarak inceleyeceğiz.

Ne olduğunu tam olarak anlayabilmek için öncelikle eleştirel pedagojinin bir pedagoji dalı olduğunu göz önünde bulundurmamız gerekmektedir.

Pedagoji, eğitim ve öğretimin tüm karmaşıklığını çalışan, analiz eden ve geliştiren disipline verilen isimdir. Bu bilim tabiatı gereği psiko-sosyal olarak uygulanmaktadır. Amacı da eğitimi ve bireylerin geliştirilmesini organize etmektir. 

Pedagoji zamanla daha somut bakış açılarına odaklanan farklı çalışma dallarına ayrılmıştır. Bu nedenle bu dallar ortaya farklı pedagoji türleri çıkartarak geliştirmiştir. Kaleme aldığımız bu makalede özellikle bunlardan birisi üzerinde duracağız; eleştirel pedagoji.

Eleştirel pedagoji nedir?

Bu pedagoji dalı öğrencileri eleştirel olmaya teşvik eden ve günümüz eğitimine alternatif bir yöntem bilimsel yaklaşımdır. Diğer bir deyişle, eleştirel pedagojinin amacı öğrencilerin hali hazırda egemen olan inanç ve uygulamaları sorgulamalarına yardımcı olmaktır.

Bir kişi veya grubun fikirlerini, kurallarını, bakış açılarını, inançlarını veya gerçeklerini dayattığı bir durumdan bahsetmekteyiz. Bu dayatma, baskı, tehdit ve hatta güç kullanılarak gerçekleşebilmektedir.

Kara tahta üzerinde formuller

Eleştirel pedagoji eleştirel sosyal bilim alanından doğmuştur. İtalyan filozof, politikacı ve Marksist düşünür Antonio Gamsci’nin fikirlerine dayanmaktadır. Bu fikirler daha sonra Latin Amerika’daki devrimci fikirlerde tekrar hayata dönmüştür.

Brezilya’da dünyaya gelen Paula Freire (1921-1997) eleştirel pedagojinin başlıca temsilcilerinden ve destekçilerinden biriydi. Freire ayrıca 20. yüzyılın en etkili teorisyenlerinden biriydi.

Freire, Ezilenlerin Pedagojisi ve Eğitim, Özgürlük Uygulaması gibi eserlerinde fikirlerini geliştirdi. Bu eserler sadece eğitimsel ve pedagojik düzeyde değil, ayrıca sosyal ve politik düzeyde de esas alınmıştır.

Böylece Freire kendi ülkesi olan Brezilyada oldukça güçlü bir pedagojik ve politik akım başlatmıştır. Bu akım var olan okuryazarlık seviyesini yükselterek ülkedeki okuma yazma sürecini genelleştirmiş ve yaygınlaştırılmıştır. Siyasi olarak yetersiz olanlar bu konuda oldukça üretken olmuştur.

Eleştirel pedagojinin temel ilkeleri ve amaçları

Eleştirel pedagojinin temel prensibi daha adil ve insancıl bir toplum oluşturmaktır. Bunu başarmak için teori ve uygulama arasında sabit bir ilişki kurmaya çalışır. Bunu yaparken öğrencilerde eleştirel düşünmeyi tetikler ve bunu geliştirir. Böylece öğrencilerin toplumda işleyen güç figürlerini ve dinamiklerini de sorgulamalarını sağlar.

Başka bir deyişle, eleştirel pedagoji diyalektik öğretim yöntemiyle donatılmış devrimci bir pedagoji türüdür. İlk olarak öğrencilerin deneyimleriyle (uygulama) başlar.

Bu başlangıçtan sonra da öğrencilerin deneyimlerini, başkalarının hayatıyla bir ilişki içerisinde günlük yaşam hakkında daha eleştirel, yapısal ve bilimsel bir anlayışa sahip olmaları için yardımcı olarak devam eder.  Dahası, bu ilişkileri oluşturan (teori) kurumsal, kültürel ve sosyal aracılığa nasıl eleştirel bir anlayışla yaklaşılacağını öğretir.

Paulo Freire öğrencilerin kendi eğitim durumları için kendilerinin eleştirel bir yaklaşım sergilemeleri gerektiğini savunmuştur. Durumlarına ve deneyimlerine göre daha geniş sosyal bağlamlarla ilişkiler tespit etmiştir. Bu yaklaşımı da toplumdaki baskılara ve güçlere karşı daha özgürleştirici bir eğitim için gerekli koşul olarak görmüştür.

Freire bu nedenle Ezilenlerin Pedagojisi adlı kitabında geleneksel eğitimi ve pedagojiyi eleştirmiştir. Bu ikiliye “bankacılık kurumları” diyecek kadar ileri gitmiş ve onların öğrencilere bilgiyi şırıngayla verebilecekleri varlıklar olarak davrandığını belirtmiştir.

Yazar, eğitimcilerin bilgiye tek başlarına sahip olduğu ve öğrencilerin de bu bilginin pasif alıcısı olduğu fikrini asla kabul etmemiştir. 

Aksine, eğitimcilerin görevi öğrencilere sosyal, ekonomik veya politik sorunlara dogmatik veya önceden belirlenmiş hazır cevaplar sunmak veya öğretmek değildir. Onların asli görevi öğrencileri mevcut sosyal adaletsizlikleri sorgulamaları ve bunlara meydan okumaları için yetiştirmek ve teşvik etmektir. 

Yapboz beyin ve düşünce

Eleştirel pedagojinin günümüze bıraktığı miras

Eleştirel pedagoji üzerinde durduktan sonra, bu alanın günümüze bıraktığı miras hakkında da biraz konuşmak istiyoruz. Bunun en büyük nedeni de teorisyenlerin ve diğer düşünürlerin eleştirel pedagojiyi oluşturan ilkeler üzerinde durmaya devam etmesidir. Bu teorisyenler ve düşünürler kültürel, akademik, sosyal ve bilimsel olarak farklı çalışma alanlarından gelmektedir.

Teorik gelişim ve sosyal uygulamalar için eleştirel pedagojinin bıraktığı en önemli miras eğitim sürecinin kültürel bir eylem olduğunu ilke edinmesidir. Sosyal değişimde ilerlemek ve özgür kadın ve erkeklerden oluşan bir topluma ulaşabilmek için bu vazgeçilmezdir.

Bu nedenle, eğitimcilerin öğrencilerine eğitim gördükleri toplum içinde öncelikle düşünmeyi öğretmeleri esas olarak kabul edilmektedir. Öğrenciler bilgiyi politik bir eylem olarak inşa etmeyi bilmelidir. Bunu yaparak öğrenciler yaşadıkları toplumda aktif, eleştirel ve düşünceli sosyal varlıklar olabilirler.