Çocukluk Döneminde Sevgi Eksikliği ve Sonuçları

15 Ocak 2020
Çocukluk döneminde sevgi noksanlığı probleminden kaçınmak için anne ve babaların dünya gerçeklerinin farkında olmaları ve çocuklarının ilgi alanlarını iyi bilmeleri gerekir.

Sevgi, ilgi ve şefkat, çocuklara hayatlarının ilk yıllarında verebileceğiniz en önemli gıdalardır. Çocukların özellikle doğumdan sonraki ilk aylarda yaşama sıkı sıkı tutunabilmeleri için bu duyguları hissetmeleri gerekmektedir. Peki normal bir biçimde gelişimleri için onların ruhlarını besleyecek gıdalarda eksiklikler olursa ne olur? Çocukluk döneminde yaşanan sevgi eksikliği nedir ve bunun sonuçları neler olabilir?

Anne ve babaların çocuklarına karşı sevgi, ilgi ve şefkat gösterme konusunda eksik kalmalarına sevgi eksikliği adı verilmektedir. Bu durum özellikle anneler ile çocuklar arasında daha derin bir biçimde yaşanır. Sevgi eksikliği çok farklı biçimlerde ortaya çıkabilir. Fiziksel olarak kötü davranma, ihmal etme, kabul etmeme ya da terk etme gibi durumların sonucunda sevgi eksikliği yaşanırken, bu soruna hayatta karşılaşılan daha büyük problemler de yol açabilir. Örnek olarak, anne ve babanın ayrılması, ebeveynlerden birinin zamansız ölümü, çocuktan uzun süreler ayrı kalma ya da annenin önemli bir hastalık nedeniyle hastanede yatması bu tür ciddi durumlar arasında gösterilebilir.

Çocukların fiziksel, psikolojik ve duygusal gelişimleri açısından tıpkı günlük olarak tüketilen besinler kadar sevgiye de ihtiyaçları vardır. Çocukluk döneminde ev sıcaklığını hissedemeyen, anne ve babasının sonsuz sevgisinden mahrum kalan, hatta onlarla birlikte dahi olamayan, yeterince sevilmeyen insanlar, sevgi eksikliği yaşarlar. Bunun sonucunda da çok sıra dışı ve garip ilişkiler geliştirir ya da kendi kendine zarar verici davranışlar sergilemeye daha fazla eğilimli olurlar.

Çocukların uzun süre anne ve babalarının ya da bakıcılarının sevgi ve şefkatinden uzak kalmaları, onlarda sevgi eksikliği adı verilen sendromu tetikleyebilir. Bu durum, özellikle anne ile çocuk arasındaki ilişkide ortaya çıkması gereken sevgi ve ilginin çocuk tarafından yeterince alınamaması anlamına gelmektedir. Aslında bunun, çok ciddi bir duygusal eksiklik olduğunun altını çizmek gerekir. Çünkü çocuğun bilişsel, fiziksel, duygusal ve sosyal açılardan olgunlaşmasını engellediği gibi, davranışsal ve sosyal rahatsızlıkların da ortaya çıkmasına neden olur.

Ağlayan çocuk

Çocukluk Döneminde Sevgi Eksikliği ve Sonuçları

Anne ve babalar çocuklarına iyi birer örnek olma ve ihtiyaçları olduğunda onlara her türlü desteği sağlama konularında titiz davranmalıdırlar. Bencil bir yapıya sahip, daha çok kendi hayatlarına ve işlerine odaklı anne ve babaların genellikle çocuklarının ihtiyaç duydukları sevgiyi gösterme konusunda eksiklikler yaşadıkları gözlemlenmektedir.

Sevgi talep edilen ya da yalvarılarak elde edilen bir şey değildir.  Dünyaya gelen bu küçük ve kırılgan hayat, bizden duyguların en saf hali olan sevgiyi istemektedir. Peki bunu ona neden vermeyelim?

Sevgi eksikliği yaşayan bir çocuk, büyüdüğünde duygusal anlamda olgunlaşmamış bir birey olma eğilimi gösterecektir. Bu insan bencil, empati kurmayan, duygusal bağımlılıkları bulunan, ilişkilerinde güvensizlik yaşayan, depresif rahatsızlıkları bulunan, korkulara sahip, benmerkezci ve kötü alışkanlıkları bulunan bir kişiliğe sahip olacaktır.

Sürekli Bir Sevgi Arayışı

Anne ve babasından ya da kendisini yetiştiren kişilerden yeterli sevgi görmeden büyüyen bir çocuk, dünyanın her yerinde bir sevgi arayışına girecektir. He ne pahasına olursa olsun diğer insanlar tarafından tanınma, kabul edilme ve sevilme arayışında bulunurlar. Ayrıca çevrelerindeki insanların fikirlerine gereğinden fazla değer verirler.

Dil ve Öğrenme Bozuklukları

Sevgi eksikliği sendromu yaşayan çocuklarda dil problemlerinin yaşandığı ve bu çocukların akademik olarak kötü bir performans sergiledikleri uzmanlar tarafından ifade edilmektedir. Dil gelişim süreci normalden daha yavaş ilerleyen bu çocuklarda sosyal yeteneklerin de sınırlı olduğu gözlenmektedir. Bu tür çocuklar, sevgi ifade eden davranışları genellikle olumsuz bir biçimde algılarlar. Bu nedenle de etraflarındaki insanlara karşı genelde pek sevgi besledikleri söylenemez. Ayrıca bu çocukların duygularına adeta sansür uyguladıklarını söylemek de mümkündür.

Bunlara ek olarak, yapılan çeşitli çalışmalara göre sevgi eksikliği yaşayan çocukların hastalıklara yakalanma olasılıkları diğer çocuklara göre daha fazladır.

Ağlayan bir çocuk

Sevgi Eksikliği: Genel Bir Güvensizlik ve Terk Edilme Korkusu

Tedavi edilmeyen ya da sorunları giderilmeyen duygusal anlamda eksik çocuklar, bir boşluk içinde yaşarlar ve diğer insanlarla ilişkilerini olumsuz yönde etkileyen bir güvensizlik hissi içindedirler. Aslında terk edilme korkusu çocuğun yaşadıkları ile bağlantılıdır. Bu durum, insanlarla aralarındaki ilişkilerin kopmasına da neden olmaktadır. Duygusal anlamda bağımlılık, kendine olan güven duygusunda zedelenme ve yalnız kalma, çocukluk döneminde sevgi eksikliğinin kalıntıları ve işaretleridir.

Sevgi Eksikliğini Gidermek İçin Ne Yapmak Gerekir?

Çocukluk döneminde sevgi noksanlığı probleminden kaçınmak için anne ve babaların dünya gerçeklerinin farkında olmaları ve çocuklarının ilgi alanlarını iyi bilmeleri gerekir.

Bunun anlamı birer helikopter anne ve baba olmak değil, çocukları ile sağlıklı ilişkiler kuran ebeveynler olmaktır. Bu bağlamda, ailenize ve çocuklarınıza sadece fiziksel olarak değil aynı zamanda düşünsel ve duygusal olarak da verebileceğinizin en iyisini vermeye çalışmak gereklidir.

  • Çocuğunuzla iyi bir iletişim kurun. İyi bir dinleyici olun ve isteklerini karşılamaya çalışın. Yüzündeki ifadeleri okuyun ve fikirlerine değer verin.
  • Çocuğunuzla kaliteli zaman geçirin, birlikte oynayın ve seyahat edin.
  • Sevginizi gösterme konusunda kesinlikle cimri olmayın ve kendinize bir sınır koymayın. Yanınızdayken çocuğunuzun her zaman için kendini güvende hissetmesini ve sevildiğini bilmesini sağlayın.
  • Contreras, G. (2010). “La Carencia Afectiva Intrafamiliar en niños y niñas de 5 años” (Tesis.) Retrieved from http://dspace.ucuenca.edu.ec/handle/123456789/2338
  • Jaar, H. E., & Córdova, V. M. (2017). “Prevención de la carencia afectiva crónica: nuevos paradigmas en el modelo de familia de acogida temporal”, Revista Chilena de Neuro-Psiquiatría, 71. 55 (1): 44-51.
  • Papalia, D. (2003). Desarrollo humano. México: McGraw-Hill.