Doğum Sevinci: Yalnızca Acıdan İbaret Değil

· 19 Aralık 2018

Doğum sevinci, uzun zamandır beklenen bir sürprizle, belki de bir ömür boyu hazırlandığınız bir sürprizle gelir.

Yeni yaşadığınız annelik mutluluğu, doğumun tüm acılarını silecek değildir. Ama küçük bebeğinizi dünyaya getirdiğinizde yaşadığınız o yoğun tatmin, diğer her duygudan derindir.

Doğum: duyguların çatışması

Hayatta doğum sevinciyle kıyaslanabilecek çok az şey vardır.

Dünyada hiçbir duygu bundan daha büyük değildir. Ödül almak, hep hayalini kurduğunuz okuldan mezun olmak ya da hayatınızın aşkıyla evlenmek, hiçbiri buna eş değer değildir.

Fakat başka bir insanı, kendi kanınızdan birini dünyaya getirdiğiniz o büyülü anın yoğunluğunun yanında saatlerce sürecek kasılmaların acısını yaşamak zorunda kalacaksınız, zaman sanki durmuş gibi gelecek.

Bebek sahibi olmak, acımasız bir duygu çatışmasıdır. Doğum sevinci ve acı el ele gider.

bebeğini hayal eden kadın

Doğum: Acıya değer mi?

Eğer doğum ağrı ve yoğun bir sancıyla bu kadar iç içe olmasaydı, belki de bebeklerimizle ilk karşılaşmamız o kadar anlamlı olmayacaktı.

Sonuçta, en canlı anılarımız, mutluluk, üzüntü ya da acılar olsun, sınırlarımızın zorlandığı zamanlara aittir.

Kimse rahat zamanları hatırlamaz, çünkü beynimizin en çok değer verdiği zamanlar, yani gerçekten önemli olan anlar, yoğunluğuyla damgasını vurur.

Durum buysa, belki de doğurmak buna değer olmayacaktır. Belki de gencimiz dünyaya, bir ağaçtan düşen meyve gibi, belirsiz bir şekilde gelirdi.

Doğum kutlamaya değer

Doğum, tam olarak bir kadının hamileliğinin sona erdiği ve yeni bir insanın hayatının başladığı andır, hayal edilemeyecek kadar yoğun bir sevinç zamanıdır.

Doktorlar, hemşireler size yardımcı olur, ilaç ve prosedürler (gerekirse) hazırlanır. Anne adayının son 40 haftadır kendini hazırladığı şeydir.

Anne ile onu endişeyle bekleyen ailesinin paylaştığı gerginlik, çaresizlik ve coşkunluk anıdır.

Sürprizle ilk karşılaşan neredeyse her zaman anne olur. Ama bebek yoldayken, ailenin geri kalanı yürekleri ağızlarında onu beklemektedir. Hepsi doktorun veya ebenin herkesin duymak istediği o kelimeleri söylemesini beklemektedir.

“Güzel bir erkek bebek, 3,5 kilo! Herşey tamam.”

Bu kısa ama tatlı sözler, bir duygu selini açığa çıkarır.

Babanın sırtı sıvazlanır, büyükanne ve büyükbabalar amca ve teyzeler ile birlikte kutlama yapar. Herkes ailenin yeni üyesini bekler.

Doğum sadece acıya değil, bu sevince de değer.

Doğum anı genellikle kadınlar için korkutucudur.

İlk kez anne olacak kadınlar belirsizliğe boğulurlar. Diğer kadınlardan alınan yorumlar genellikle sinirlerini yatıştırmaktan çok uzaktır:

“O acı hiçbir şeye benzemez.”

“Çocuğumun doğumundan önce 10 saat boyunca kasılmalar yaşadım.”

“En kötüsü, 24 saat doğum yapmaya uğraştıktan sonra hâlâ yeterince genişlememiştim ve sezaryen olmam gerekti .”

yenidoğan bebek

Daha önce doğum yapmış kadınlar ne beklemeleri gerektiğini biliyorlar. İlk deneyimlerine bağlı olarak, daha sakin olabilirler – veya daha çok korkabilirler.

Ancak ilk defa olsun ya da olmasın, iyi bir doğum yapmış olsun ya da birçok saat acı çekmiş olsa da, her yeni anne bir şey üzerinde hemfikir olacaktır:

O anda, çocuğunuzun ilk nefesini aldığını ve ilk çığlığını attığını gördüğünüzde, gözünüz ondan başkasını görmeyecek.

Bütün korkularınız, sinirleriniz ve stresiniz yatışacaktır.

Bebeğiniz doğduğunda hissettiğiniz rahatlama bambaşka bir duygudur . Aniden, rahatlayacaksınız ve şaşkınlık, inanamama ve mutluluğun tarif edilemez karışımı size hâkim olur.