Ergenlik Çağında Bilişsel Ön Yargılar

22 Nisan, 2020
Ergenlik çağında var olan bilişsel ön yargılar, gençlerin gözlenen, eşsiz ve yenilmez hissetmelerine sebep olur. Bu yazımızda daha fazlasını açıklayacağız.

Ergenlik, her türden büyük değişimlerin meydana geldiği hayatın karmaşık bir sürecidir. Gençlerdeki fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişim pek çok dönüm noktalarını da beraberinde getirir.

Bununla birlikte, eğer bu aşamada meydana gelen süreçlerden haberdar değilseniz, gençlerin anlaşılmaz olduğunu düşünebilirsiniz. Bunu önlemek için, bu yazımızda gençlerin düşünme şekillerinden ve bilişsel ön yargılarından bahsedeceğiz.

Çocuklar ergenliğe girdiklerinde, önceye göre daha farklı bir şekilde düşünmeye, hissetmeye ve davranmaya başlarlar. Pek çok ebeveyn, sevecen ve uysal çocuklarının birden nasıl inatçı ve başına buyruk hale geldiklerini görünce şaşırır.

Bununla birlikte, bu geçiş dönemi son derece normaldir. Eğer bunu anlayabilirseniz, ergenlik dönemi sırasında çocuklarınıza korkusuzca eşlik edebilirsiniz.

Ergen benmerkezciliği

İsveçli psikolog Jean Piaget’e göre ergenlikle birlikte, gençler formel işlemsel evreye ulaşır. Bu, bilişsel gelişimde üst bir seviyeyi ifade etmektedir. Bununla birlikte, bu evre sözde ergen benmerkezciliğini de beraberinde getirir.

ergenlik sivilceleri

Bu benmerkezcilik, iç düşünceler ve dış gerçeklik arasındaki karmaşaya dayanır. Bu nedenle, gençler onları destekleyen somut gerçeklikler olmadan, kendi fikirlerine aşırı bir güven duyarlar. Bu zihinsel benmerkezcilik, çarpıtılmış inançlara sebep olan bilişsel ön yargılara kapı açar.

Ergenlik çağında bilişsel ön yargılar

Hayali izleyici

Gençler, uç noktada bir özfarkındalığa sahiptir. Zamanlarının çok büyük bir bölümünü kendileri hakkında düşünerek geçirirler.

Buna ek olarak, başkalarının da sürekli onlar hakkında düşündüklerini varsayarlar. Bu, neden bütün gözler sürekli kendilerindeymiş gibi hissettiklerini açıklar. Her zaman, başkaları onları izliyor ve yargılıyormuş gibi hissederler.

Bu durumun bir örneği, istenmeyen bir sivilceyi nasıl kapatacaklarını bilmedikleri için arkadaşlarla olan bir görüşmeden önce gençlerin kendilerini mutsuz hissetmeleridir.

Bu artan stres durumu, herkesin onların kusurlarıyla ilgileneceği düşüncesinden gelir. Başka bir deyişle, ergenler karşılarındaki kişilerin de bu sivilceden kendileri kadar haberdar olacağını düşünür.

Bu, hayali izleyici etkisi olarak bilinir çünkü bu dış dikkat gencin hayal gücünün bir ürünüdür. Büyük bir olasılıkla, odadaki her bir genç kendi güvensizlik duygularına o kadar odaklanmıştır ki, başkalarının problemlerini fark etmez.

Benzer şekilde, başkaları tarafından sürekli değerlendirilme hissi gençlere büyük bir baskı altında olduklarını düşündürür. Dahası, bu durum sosyal olarak kabul görmek ve tanınmak için çocukların uygun olmayan şekilde davranmasına sebep olur.

ergenlikteki değişimler

Kişisel masal

Gençlerin kimsenin onları anlamadığından şikayet etmesi son derece yaygındır ve bu kişisel masaldan kaynaklanır. Düşünme biçimlerindeki ön yargılar göz önüne alındığında, gençler bu şekilde hissedenin sadece kendileri olduğunu düşünürler. Karşılarına çıkan gerçeklerle yüzleşenler sadece onlardır.

Kişisel deneyimlerinin son derece özel ve eşsiz olduğuna inanan gençler, kimsenin aynı durumda bulunmuş olabileceklerini düşünmezler.

Bu nedenle, örneğin bir ayrılık yaşadıklarında, gençler kimsenin acılarını anlamadığını düşünür. Kimse onlar kadar sevemez, kimse böyle bir aşkı daha önce yaşamamıştır. İlişkilerinin son derece özel ve eşsiz olduklarından o kadar eminlerdir ki acı çekme süreçleri de böyle olur.

Yenilmezlik masalı

Aynı şekilde, gençler kendilerini de çok özel ve eşsiz hissederler ve bu yüzden de kendilerine kötü bir şey olamayacağını düşünürler. Kuralların onlara uygulanamayacağına ve tehlikelerden kurtulabileceklerine inanırlar.

Bu yüzden, hiçbir olumsuz sonuçla karşılaşmayacaklarına olan inançlarından dolayı gereksiz riskler almaya cesaret ederler. Hamile kalmayacaklardır… Trafik kazası yapmayacaklardır… Hiçbir zaman bir madde bağımlılıkları olmayacaktır.

Geçici bilişsel ön yargılar

Bütün bu çarpıtılmış inançlar, gençlerin deneyimlediği evreye özgüdür. Kendi kimliklerini geliştirmeye başladıkça ve deneyim kazandıkça, bu ön yargılar yavaş yavaş kaybolur.

Aynı zamanda, düşünce biçimleri de gerçeğe daha yakındır. Bununla birlikte, gençlerin etrafındaki yetişkinlerin bu ön yargıların varlığından haberdar olmaları gerekir. Bu, özellikle de ebeveynler için geçerlidir.

Böylece, ebeveynlerin yargılama veya suçlama olmadan gençleri anlaması çok daha kolay hale gelir. Gençler daha sevgi dolu ve saygılı bir biçimde anlaşılabilir ve yönlendirilebilir. Sonuçta, bu sadece bir süreçtir.

  • Carretero, M., Marchesi, Á., & Palacios, J. (Eds.). (1998). Psicología evolutiva: adolescencia, madurez y senectud. Alianza Editorial.
  • Gaete, V. (2015). Desarrollo psicosocial del adolescente. Revista chilena de pediatría86(6), 436-443.