Çocuklarınıza Her Şeyi Kişisel Algılamamayı Öğretin

17 Aralık 2020
Eleştiri veya hakaretle karşılaştıklarında çocuklar gücenebilir ve agresif tepkiler verebilir. Onlara her şeyi kişisel algılamamalarını öğretmek, kişisel ve sosyal mutluluklarına yardımcı olacaktır.

Ebeveynlerin görevlerinin bir kısmı, çocuklarına yaşamları boyunca karşılaşacakları farklı durumlarla başa çıkmaları için yöntemler sağlamaktır.

Çocuklar başlarına gelenleri her zaman kontrol edemeyecek olsa da, buna nasıl tepki vereceklerine her zaman karar verebilirler ve bu güce sahipler. İşte bu yüzden çocuklara her şeyi kişisel algılamamayı öğretmek gerçekten önemlidir.

Bu, biz yetişkinlerin bile zorlandığı bir iştir. Başkalarının sözlerinden veya eylemlerinden rahatsız oluruz ve düşünmeden tepki veririz. Dolayısıyla, bu tür davranışları çocuklarımıza aktarmaktan kaçınmak istiyorsak, kişisel algılamamanın öneminin farkına varmaya başlamalıyız.

Miguel Ruiz, Dört Anlaşma isimli kitabında okuyucuyu hiçbir şeyi kişisel algılamamaya teşvik ediyor ve bu tutum değişikliğinin kişisel ve sosyal yaşam için faydalı olacağını söylüyor. Aynı şekilde, bunu başarabilmek birkaç farklı nedenden dolayı çocuklarımız ve ergenlerimiz için çok faydalı olabilir.

Çocuklara her şeyi kişisel algılamamayı neden öğretmeliyiz?

anneyle dertleşmek

Her şey bizimle ilgili değil

Her şeyden önce, çocuklara her şeyi kişisel algılamamak gerektiği öğretilmelidir çünkü her şey bizimle ilgili olamaz. Kişinin yorumları ve eylemler, bunları yönelttiği kişiyi değil kendisini yansıtır.

Hiç kimse sahip olmadığı bir şeyi başkasına veremez. Bu, diğer kişinin yaptığı veya söylediği her şeyin yalnızca kendi iç benliğinin bir yansıması olduğu anlamına gelir.

Sevildiğini hisseden sever; kendini mutlu hisseden başkalarının mutluluğuna katkıda bulunur. Ve aynı şekilde, incinen kişi incitir ve kendini güvensiz hisseden diğerlerini korkutur.

Bir arkadaşı çocuğunuza kötülük yaparsa, çocuğunuz bunun arkadaşı ve onun değerleriyle ilgili olduğunu, durumun kendisiyle hiçbir alakası olmadığını anlamalıdır.

Bunu hak edecek ne yaptığını, neden yeterince iyi olmadığını veya bundan nasıl kaçınabileceğini sorgulamamalıdır. Durum kişisel değil, çocğunuzda yanlış bir şey yok. Başkalarının eylemleri, kendi karakterlerini ele verir.

Çocuklar güçlerini geri kazanır

Öz denetim, çocukların büyüdükçe edinmeleri gereken becerilerden biridir. İlk başta dürtülerinin üstesinden gelmek ve yoğun duygusal durumları yönetmek onlar için çok zor olacaktır. Bununla birlikte, onlara tepki vermek yerine harekete geçmeyi öğretmek gerçekten değerli bir öğrenme deneyimidir.

Birisi kışkırtıcı veya hoş olmayan bir yorum yaptığında, biz yetişkinler bile duruma müdahale edip kendimizi savunmakta zorlanıyoruz.

Çocuklar ve gençlerde durumları analiz etme ve düşünme kapasitesinde eksiklik görülmesi çok yaygındır. Bu nedenle kardeşleri ve akranlarıyla çatışma ve tartışma yaşayabilirler.

Çocuklar istenmeyen bir durumla karşılaştıklarında tepki vererek, karşıdaki kişiye eylemlerini belirleme gücü verdiklerini anlamalıdır. Belki de çocuğunuz genellikle kibar, anlayışlı ve naziktir ancak kışkırtıldığında karşısındaki kişiyle aynı davranışa başvurur. Kışkırtılmadığı takdirde asla yapmayacağı şeyler yapar.

Kabul etmedikleri eylemlerde bulunur. Karşıdaki kişi onu sözleriyle tahrik ettiğinde, bu tür davranışlar sergilemekten uzak duramaz. Çocuklar her şeyi kişisel algılamamayı öğrenirlerse, otomatik olarak ve orantısız bir şekilde tepki vermek yerine sakinleşip nasıl tepki vermeleri gerektiğine karar verebilirler.

çocuklara önemli değerleri öğretmek

Her şeyi kişisel algılamamak kimliği korur

Özellikle ergenlik çağının başlamasıyla birlikte gençler, akranlarının fikirlerine ve yorumlarına büyük önem vermeye başlar. Bu, özgüveni yeterince güçlü olmayan çocuklara kendilerini savunmasız hissettirecektir.

Birisi çocuğa “Çok zayıfsın” veya “Çok sıkıcısın” derse, çocuk bunun karşıdaki kişinin bakış açısı olduğunu ve mutlak doğru olmadığını anlamalıdır. Biri size kötü davranırsa, bu onların içindeki “kötülükten” kaynaklanır. Sebep, bunu herhangi bir şekilde hak etmeniz değildir.

Başkalarının eylemlerini kontrol edemeyiz ancak bu eylemleri nasıl algıladığımızı  seçebiliriz. Birisi bir başkasına hediye vermeye çalışırsa ve reddedilirse, o zaman hediye yine de onu satın alan kişiye aittir.

Aynı şey eleştiri veya hakaret için de geçerlidir. Bunları kabul etmezseniz ve bunun sizinle değil, diğer kişiyle ilgili olduğunu anlarsanız, o zaman hakaret ve eleştiriler sahibinde kalır. 

Bu hakaretler onlara ait, size değil. Çocukların bunu erken yaşlardan itibaren anlamalarına yardımcı olalım!