Annelik: İlk Görüşte Aşk

26 Ağustos, 2020
Sevgi en saf duyguysa, şüphesiz annelik bu duygunun en güzel örneklerinin başında gelir. Hayatta hiçbir şeyin annelik kavramı ile karşılaştırılması mümkün değildir. Annelik ilk görüşte aşk demektir.

Annelik kelimesi, ilk görüşte aşk anlamına gelir. Çünkü çocuğunuzu ilk gördüğünüz anda hissettiklerinizi daha iyi açıklayabilecek başka bir ifade bulmak mümkün değildir. Annelik kendini adamak, karşılıksız sevgi, tutku ve sizin var olduğunuzun bile farkına varması zor olan birine büyük fedakarlıklarda bulunmak demektir.

Eğer sevgi en saf duyguysa, annelik bu duygunun en güzel örneklerinin başında gelir. Hayatta hiçbir şeyin annelik kavramı ile karşılaştırılması mümkün değildir. Profesyonel dünyada elde edilen başarılar, insanın sahip olduğu pek çok farklı türdeki arzu, bir servet sahibi olmak, büyük bir hedefe ulaşmak, önemli bir işin başarıyla sonuçlandığını görmek… Bunlar ve bunlara benzer her türlü başarı, doğum yapmak ve içinizden çıkan başka bir insanı görmek, onu emzirmek, onu besleyip büyütmek, kollarınızda tutmak, onu sevmek, uyutmak vb. ile kıyaslandığında son derece önemsiz ve küçük kalır.

Hamile Olduğumu Öğrendiğim O An

Hamile olduğumu öğrendiğim o ana kadar hayatımın en güzel dönemini yaşıyor olduğumu düşünüyordum. O zamana kadar yaşamın tadını tam anlamıyla çıkarmaya çalışıyordum. Hayallerimdeki kariyere ulaşmak için istediğim okullarda okumuş ve tam olarak hayalini kurduğum şirkette çalışmaya başlamıştım. Yıllar önce erkek arkadaşımla evlenmiştim. Belki mükemmel ve kusursuz bir adam değildi ama sevdiğim adamdı.

Rüya gibi geçen bu hayatıma sağlıklı olmam, ekonomik anlamda yeterli bir gelirimin bulunması ve birlik içinde bulunan aile faktörlerini de eklemem gerekir. İşte bu nedenlerden dolayı hayatta istediğim her şeye sahip olduğumu düşünüyordum.

Daha sonra hamile kaldığımı öğrendiğim o an geldi. Elbette hamilelikle birlikte bir kadının yaşayabileceği pek çok sorunla da yüzleşmek zorundaydım. İlk üç ay boyunca sürekli olarak kustum. Hamileliğin başlarında yaşadığım kanama yüzünden uzun süre dinlenmek zorunda kaldım. Daha sonra gebelik diyabeti ile karşı karşıya kaldım. Bu durum sorunlarıma büyük ve yeni bir tanesini daha eklemiş oldu. Böylece sırtımdaki ağrılar, bacaklarımdaki şişkinlikler, ellerimdeki uyuşmalar, aldığım aşırı kilolarla birlikte her geçen gün artan hantallığım, gittikçe yavaşlayan hareketlerim, en azından kendime göre günden güne artan çirkin görüntüm ile doğum zamanım geldi ve çattı.

Hamilelik sürecim çok da iyi geçmediği için bu dönemin hayatımdaki en konforlu zaman dilimi olduğunu söylemem elbette mümkün değil. İşte bu nedenle de en güzel anlarımı daha önceden yaşadığım fikrine sahiptim. O andan itibaren artık her şeyin endişe, yoğun çalışma, feda etme ve uykusuz gecelerden ibaret olacağına inanıyordum. Hiçbir zaman anne olmayı istememiş olan ve diğer insanların çocuklarına bakınca anne olma konusunda herhangi bir istek duymamış olan benim bu şekilde düşünmem ve hissetmem aslında son derece doğaldı.

Anne ve çocuk

Anne Olduğum O An

Ancak anne olduğum o an hayatım tamamen değişti. İçimde yaşayan o yarışmacı, hırslı ve kendine odaklı kadın bebeğimin dünyaya gelmesi ile birlikte adeta öldü. Çok yüksek sesle ağlayan, kan ve sebumla kaplı, beyaz popolu ve küçük ayaklı o canlıyı ilk gördüğüm anda ona aşık oldum. Böylelikle aslında o anda tüm hayatımın da büyük bir dönüşüm geçirdiğini söylemem doğru olur.

Elena’nın doğduğu o gün kalbimde yeni bir kadın dünyaya geldi: hassas, her türlü tehlikelerden korkan, şüpheci, korumacı ve anne. Evet, her şeyden öte bir anne… Eskiden sahip olduğu her türlü hırs, profesyonel olarak daha yükseklere tırmanma ihtiyacı ve sahip olduklarımdan daha fazlasını elde etmek için kararlı kişilik gibi her türlü özelliğin üstüne çıkan bir özellik… anne olmak.

Elbette hayatımda eskiden sahip olduğum her şeyden bir gece içinde vazgeçmeye karar vermedim. Ama işte yeni hayatım benim kızımdı.

Çocuğuna kitap okuyan bir anne

Annelik: İlk Görüşte Aşk

Bugün Elena üç yaşına giriyor ve ben hala ona aşığım. Ona karşı hissettiğim ilk görüşte aşk ve ona beslediğim platonik sevgi hiçbir zaman bitmedi ve bitmeyecek.

Hamileyken düşündüğüm şekilde onun için türlü fedakarlıklarda bulunduğum, endişelendiğim, çalıştığım, birlikte kötü geceler geçirdiğim anlar oldu. Ancak ne kadar çabalarsam çabalayayım, bu tür anları bir türlü hatırlayamıyorum. Tek aklımda kalanlar, onun bana verdiği mutlulukla dolu saatler ve birlikteyken geçirdiğimiz eğlenceli zamanlar oluyor.

Zaman içinde profesyonel hayatıma geri döndüm ve her gün yeni mücadeleler içine giriyorum. Ancak bunları, daha önceden sahip olduğum kişisel ilgi alanlarım ve çıkarlarım için değil, kızıma daha iyi bir hayat sunabilmek için yapıyorum.

Ona iyi bir örnek olmaya çalışıyorum. Çalışan ve aynı zamanda onu lunaparka götürmeye vakit bulabilen, ona disiplin kavramını aşılayan ve her ihtiyacı olduğunda onun yanında olmayı başarabilen bir anne.

Onu kucaklayan, ona yol gösteren, ona tavsiyelerde bulunup onu koruyan, onu ne kadar sevdiğini söylemekten asla bıkıp usanmayan ve o yaz akşamı doğduğunda onu ilk gördüğünde tattığı ilk bakışta aşkı ona sürekli olarak anlatan bir anne…

  • Bowlby, J. (1986). Vínculos afectivos: formación, desarrollo y pérdida. Madrid: Morata.
  • Bowlby, J. (1995). Teoría del apego. Lebovici, Weil-HalpernF.
  • Garrido-Rojas, L. (2006). Apego, emoción y regulación emocional. Implicaciones para la salud. Revista latinoamericana de psicología, 38(3), 493-507. https://www.redalyc.org/pdf/805/80538304.pdf
  • Marrone, M., Diamond, N., Juri, L., & Bleichmar, H. (2001). La teoría del apego: un enfoque actual. Madrid: Psimática.
  • Moneta, M. (2003). El Apego. Aspectos clínicos y psicobiológicos de la díada madre-hijo. Santiago: Cuatro Vientos