Çocuklarınızın Hatırına Evliliğinizi Sürdümeli Misiniz?

8 Ekim 2019
Çocuklarınız mutsuz evliliğinizi sürdürmeniz için bir bahane olmamalı. Sürekli gergin bir havanın estiği, mutsuz bir yuva ayrılıktan daha çok zarar verir.

İnsan ilişkileri o kadar karmaşık bir yapıya sahiptirler ki, çoğu kez işler beklediğimiz gibi gitmez. İlişki artık yürümemeye başladığında ve iki taraf da ayrılmayı düşünmeye başladığında genelde “Çocuğumuz var, ayrılamayız.” gibi sesler yükselmeye başlar. Peki böyle yapmanızın çocuğunuza nasıl bir zarar verebileceğini hiç düşündünüz mü? Gerçekten çocuklarınızın hatırına evliliğinizi sürdürmeli misiniz?

Evliliği sonlandırma kararı hafife alınacak bir şey değil. Hayal kırıklıkları, birlikte kalmak için sarf edilen çabalar, baştan başlamak için gösterilen emekler sonunda genelde artık ilişkiyi sürdürmenin bir yolu olmadığı anlaşılır. Yine de ayrılık ve boşanma her daim zor ve tatsız bir süreçtir.

Böylesi durumlarda her anne baba, neredeyse bilincinde olmadan boşanmanın ifade ettiği başarısızlıkla yüzleşmemek için çocuklarını bahane olarak öne sürerler.

Her anne baba konuyu enine boyuna düşünüp de çocukların iyiliği için yapılması gerekenin ne olduğuna karar vermezler. Fakat çocuklarınızın hatırına bir arada kalmak, ulaşmak istediğiniz sonucun tam tersi etki yapabilir.

Çocuklarınızın Hatırına Evliliğinizi Sürdürürseniz Bu Onları Nasıl Etkiler?

Çocuklar anne ve babalarını örnek alırlar. Doğru davranışların ne olduğunu ve çevrelerini nasıl yorumlayacaklarını ebeveynlerinden öğrenirler. Çocukluk hayatımızın ilk birkaç yılını geçirdiğimiz bir oyun alanı gibidir. Bu süreçte özümseyebildiğimiz şeyler; aile, sevgi, birlikte yaşama ve sorunların üstesinden gelme ile ilişkili yetilerimizin seviyelerini belirler.

Sürekli kavga edilen ya da ilgisizliğin olduğu bir evde çocukluklarını geçiren bireyler, zararlı bir düşünce yapısına sahip olabilirler.

Çocuklarınızın hatırına kavga etmenize rağmen ayrılmamak

Kavganın Eksik Olmadığı Evler

Bazı çiftler birlikte mutlu olmadıklarına karar vermelerine rağmen ayrılmazlar. Bundan dolayı çiftler bir aradayken, kavga, gürültü, hakaret eksik olmaz.

Anne babalar çocuklarının önünde kavga etmemeye çalışsalar da, çocuklar her zaman ne olup bittiğinin farkındadırlar ve bu anlara tanık olurlar.

Böyle bir durumda çocuklar korunmasız hissederler ve bu onları sürekli bir stres haline sürükler. Tüm bunlar öfke ve korku olarak açığa çıkar fakat yine de çocuklar tavsiye almak ya da rahatlamak için ebeveynlerinden yardım istemezler. Neden mi? Çünkü ebeveynleri kontrolden çıkmıştır ve mantıklı düşünemiyordur. Olayların suçluları onlardır ve çocukları rahatsız eden de budur.

Çocuklar çareyi genelde bir de kendi sorunlarını gündeme getirip daha fazla sorun yaratmamakta bulurlar. Yeni yeni tartışmaların çıkmasının önüne geçmek isterler. Bunun yanında, kötü davranışlarda bulunarak ilgi çekmeye ve ebeveynlerinin onlara odaklanmasını sağlamaya çalışabilirler.

Böylesi bir dönemden geçen çocuklar bağırmanın ve hakaret etmenin geçerli bir iletişim metodu olduğunu düşünürler. Saygı çerçevesinde bir anlaşmaya varmanın imkansız olduğu kanısına varırlar.

Hayatın acı çekmekten ibaret olduğunu ve ilişkilerin kavga etmekle aynı anlama geldiğini düşünürler. Bundan dolayı, yetişkin hayatlarında sağlıklı ve sevgi dolu bir ilişki sürdürmeleri zor olabilir.

Sevgiden Yoksun Evler

Sorunlu bir evde yaşamak ile ilgisiz bir evde yaşamak aynı şey değil. Anne babanın birbirlerini tamamen görmezden geldiği ve ayrı hayatlar yaşadığı evler vardır. Bunun çocuklar için o kadar zararlı olmadığını düşünüyor olabilirsiniz ama yanılıyorsunuz.

Ebeveynler tartışmazlarsa, çocuklarının etkilenmeyeceğini düşünebilirler. Fakat tek yaptıkları çocuklarını ebeveyn sevgisinden yoksun yetiştirdikleri garip bir durumun içine sokmaktır.

Bu çocuklar, iki ebeveynleri de yanlarında bulunmasına rağmen, gerçek bir aile hayatı yaşamazlar. Bu evlerde birlikte bir şeyler yapmak için plan yapılmaz. Çocuklar, ebeveynlerinin ayrı odalarda uyudukları, birbirleriyle zar zor konuştukları bir evde yaşarlar. Anne babaları birbirlerine yabancı gibi davrandığı için, onların yüzünde mutsuzluk ve yenilmişlik ifadesiyle karşılaşırlar.

Bebeği kucağında kavga eden anne

Böyle bir evde çocuklar hem mutsuz olurlar hem de suçluluk duygusu hissederler. Ailecek geçirilecek güzel anlar yaratmaya çalışır, bunu başaramadıklarında ya da bu durum bir gerginlikle sonuçlandığında da hayal kırıklığına uğrarlar. Ebeveynlerini mutlu etmekten kendilerinin sorumlu olduklarını düşünürler, ebeveynleri mutlu olmak adına bir çaba sarf etmediği için bu yük onların sırtlarına biner.

Çocukların böylesi bir ortamda öğrendikleri tek şey partnerlerine ilgisiz ve sevgisiz davranmanın normal bir şey olacağıdır. Bu gibi durumlara katlanmak zorunda olduklarını, mutluluğun peşinden koşmanın anlamsız olduğunu düşünürler. Birlikte yaşamanın neler gerektirdiği ile ilgili bir referans noktaları olmayacağı gibi, bu onların gelecekte oldukça yalnız hissetmelerine neden olabilir.

Çocuklarınızın Hatırına Hareket Etmek Yerine Ne Zaman Ayrılmanız Gerektiğini Bilmelisiniz

İlişkinizi kurtarmak için her şeyi yapmış ama başarılı olamadıysanız, ayrılarak hayatlarınıza başka yollarda devam etmeyi tercih edebilirsiniz. Bu tabii ki saygı çerçevesinde düzgün bir şekilde yapılmalı. Kimse çocuğuna kendi sahip olmadığı bir şeyi öğretemez; eğer çocuğumuza mutluluk, sevgi ve cesaret gibi değerleri öğretmek istiyorsak, bu değerlere önce kendimiz sahip olmalıyız.

Ayrılık herkes için zor ve yorucu bir süreçtir. Fakat onca acının arasında çocuğumuza bazen zor kararlar alarak hayatımıza başka yollarda devam etmemiz gerekebileceğini anlatmalıyız.

Kendimizi bir noktaya getirdiğimizde de, kendi iyiliğimiz ve çocuğumuzun iyiliği üzerine uzun vadeli bir plan yapmalıyız.

  • Féres-Carneiro, T., Seixas, A., & Zlviani, C. (2006). Conyugalidad de los padres y proyectos de vida de los hijos frente al matrimonio. Cultura y educación18(1), 95-108.
  • Sabater, V. (2019, mayo). Nunca te adaptes a lo que no te hace feliz. Recuperado de https://lamenteesmaravillosa.com/nunca-te-adaptes-lo-no-te-feliz/