Ailenizle Paylaşabileceğiniz 6 Klasik Çocuk Hikayesi

3 Ağustos 2019
Kuşaktan kuşağa anlatılan pek çok klasik çocuk hikayesi vardır. Bugünkü yazıda, çocuklarınıza anlatabileceğiniz 6 klasik çocuk hikayesine göz atacağız.

Çocuk edebiyatında birçok büyük değişim görülse de bazı kitapların ve hikayelerin modası asla geçmez. Bahsi geçen kitaplar ve hikayeler klasikleşmiş çocuk hikayeleridir. Babaanne ve dedelerimizin ebeveynlerimize, ebeveynlerimizin de bizlere anlattığı birçok çocuk hikayesi vardır.

Şimdi sıra bizde. Bu hikayeleri çocuklarımıza anlatmamızın ve onlara öğretmemizin vakti geldi.

Aşağıda paylaştığımız birkaç klasik çocuk hikayesi listesi sizi çocukluğunuza götürecek. Ve tabii ki, bunları çocuklarınıza paylaşmanız için size ilham kaynağı olacak.

Ailenizle paylaşabileceğiniz 6 klasik çocuk hikayesi

Kırmızı Başlıklı Kız

Bu klasik Avrupa halk masalının geçmişi 10. yüzyıla dayanır. En iyi bilinen ve Grimm Kardeşler tarafından anlatılan uyarlamada, kırmızı başlıklı bir kız annesi tarafından ilaç ve yiyecek bulmak için anneannesinin evine yollanır. Bu hikayede iki önemli insani değer vurgulanmaktadır  .

Öncelikle, Kırmızı Başlıklı Kız hikayesi küçük kız, annesi ve anneannesi arasındaki hikayeyi anlatarak aile bütünlüğünün önemine değinmektedir. Buna ek olarak, çocuklarımıza yabancılardan uzak durulması gerektiğiyle alakalı bir mesaj vermektedir.

Kurt ve Yedi Küçük Oğlak

Kurt ve Yedi Küçük Oğlak hikayesi de Grimm Kardeşler tarafından yayınlanan masallar derlemesinde bulunur.

Bir oğlak ailesini konu alan bu hikayede, anne oğlak alışverişe gitmek için 7 küçük çocuğunu evde bırakır. Anne evden çıkarken çocuklarını kapıyı kimseye açmamaları konusunda uyarır. Anne onlara eve geldiğinde onlara bir işaret vereceğini ve böylelikle gelenin kendisi olduğunu anlayacaklarını söyler.

Oğlakları yemek isteyen bir kurt ise bir şekilde tüm yavruları mideye indirmeyi başarır. Bunu gören annenin sevgisi, hayattaki en kıymetli şeylerden biri, ona kurdun karnını açıp 7 yavrusunu kurtarmak için gereken güç ve cesareti verir.

Bu hikayede de verilmek istenen mesaj çocukların yabancılardan uzak durmaları gerektiğidir. Bu, çocukluk çağında öğretilmesi gereken önemli bir konudur.

anne ve kızı hikaye okurken

Üç Küçük Domuz

Bu hikaye ilk olarak 1840 yılında yayınlanmış olsa da hala nesilden nesile anlatılmaya devam etmektedir. Günümüzde hala kurdun üç küçük domuzu yemek için onların evini nasıl yıkmaya çalıştığı çocuklara anlatılmaktadır.

Çocuklarımızın bu klasik hikayeden öğrenebilecekleri çok fazla şey vardır. Örneğin, bir hedefe ulaşmak için direnç ve irade çok önemlidir.

Buna ek olarak, hikayede işbirliği ve takım çalışmasının zor işleri başarmada ne kadar önemli olduğu vurgulanmaktadır. 

Çocuk edebiyatından klasikler

Prenses ve Bezelye Tanesi

Prenses ve Bezelye Tanesi, Hans Christian Andersen tarafından yazılmış klasik bir eserdir. Bu hikayede en önemli hayat derslerinden biri anlatılmaktadır: Görünüşler aldatıcı olabilir. 

Hikayedeki kraliçe bunu anlama konusunda pek de başarılı değildir. Acınacak halde olan bir prenses, prens ve kraliçenin yaşadığı saraya gelir. Prens evlenmek için bir prenses aramaktadır fakat görünüşünden ötürü kraliçe prensesi istemez.

Küçük bir bezelye tanesi sayesinde, şaşırtıcı bir şekilde kraliçenin fikri değişir. Prenses, 20 şiltenin üstünde yatmasına rağmen bir bezelye tanesinin varlığını hissedebilir. Bu sayede kraliçe prensesi çocuğuna bir eş olarak kabul eder çünkü ona göre yalnızca bir prensesin cildi bu kadar hassas olabilir.

Goldilocks ve Üç Ayı

Bu 19. yüzyıla ait İngiliz masalı, çocuklara başkalarına ve onların özeline saygı duymayı öğreten  en iyi klasik çocuk hikayelerinden biridir. 

Ana karakter olan altın rengi saçlara sahip kız, izinsiz bir şekilde 3 kişilik bir ayı ailesinin evine izinsiz girer. Goldilocks isimli küçük kız onların yemeklerini yer, eşyalarını kullanır ve onların yatağında uyur.

Beklenildiği üzere, ayı ailesi eve geldiğinde küçük kızı yatakta uyurken bulur. Dehşete kapılan Goldilocks, hemen yataktan zıplar ve koşabildiği kadar hızlı bir şekilde ormana koşar.

anne ve kızı

Sütçü Kız ve Onun Kovası

Aesop’un fabllarından biri olan bu hikayede, sütçü bir kızın şehre gelişi anlatılmaktadır. Sütçü kız, şehre geldiğinde satacağı sütlerden kazanacağı paralarla neler yapabileceğini düşünür.

Tüm bu düşünceler onu her geçen gün daha fazla para kazandığını düşünmeye iter. Ta ki aniden ayağı takılıp tüm sütler yola dökülene kadar. Yürüdüğü yere dikkat etmediğinden, artık para kazanmak için hiçbir yolu yoktur.

Bu hikaye çocuklara sahip olmadığımız ve elde etmek istediğimiz şeyler için açgözlü ve kibirli olmamamız gerektiğini öğretir. Bazen, hırslarımıza yenik düşebiliriz.