Sezaryen Doğumun Annenin Bedeni Üzerindeki Evrimsel Etkisi

07 Ağustos, 2018
Yüzyıl önce, leğen kemiği doğum için yeterince geniş olmayan kadınlar ne yazık ki doğum anında ölürlerdi. Ancak şu anda genlerini çocuklarına başarıyla aktarmakta, genetik olarak leğen kemiği dar olan sağlıklı kız çocukları hayata getirmektedirler.

Bu söz sezaryan doğumun kadın vücudu üzerine evrimsel etkilerini inceleyen Philipp Mitteroecker adındaki bilim adamı tarafından söylenmiştir.

Bu çalışmanın, sezaryan doğumu eleştirmek için yapılmadığını da özellikle eklemektedir uzman. Ancak bu çalışmanın yapmak istediği şey, sezaryan doğumun evrimsel etkilerine dikkat çekmektir.

Sezaryan doğum yokken, dar leğen kemiğine sahip kadınlar doğum yaparken ne yazık ki can veriyor, aynı zamanda da, genetik olarak dar leğen kemiğine sahip bebeklerini de yanlarında götürüyorlardı. Ancak şu an sezaryan doğum sayesinde, genlerini sağlıklı bir şekilde kızlarına aktarabilmekte ve başarıyla doğum yapabilmektedirler.

Proceedings of the National Academy of Sciencies dergisinde yayımlanan çalışmanın vardığı nokta, sezaryan doğumun insan evrimi üzerinde büyük bir etkisinin olduğu üzerinedir.

Sezaryan doğumun kadın vücudu üzerinde evrimsel etkileri

sezaryen doğum yarası

Yapılan araştırmalara göre, doğum kanalına sığmayan bebeklerin sayısında son yıllarda artış gözlemlenmektedir. 1960larda, 1000 bebekten 30’u doğum kanalından geçemeyecek kadar iriyken, bu sayı günümüzde 36’ya kadar ulaşmıştır.

Avusturyalı bilim adamlarına göre, çalışmalarda çıkan bu sonuç git gide yükselecektir. Tabii, normal doğumu geçebilecek sayıya hiçbir zaman ulaşmayacaktır.

“Modern tıbbın müdahalesi olmazsa, bu gibi problemlerin sonucu büyük olasıkla ölümdür. Bunun anlamı, evrimsel açıdan, doğal seçilim olarak geçer.” Viyana Üniversitesi’nde Teorik Biyoloji Departmanı üyesi Mitteroecker bu şekilde belirtmektedir.

İnce belin ve iri bebeklerin evrimsel etkileri

Bilim adamlarının araştırdığı başka bir konu ise, yıllardır doğum yapan insanoğlunun git gide leğen kemiğinin ve belinin neden genişleme göstermediği sorusu üzerine.

Eğer insanoğlunun doğurduğu bir bebeğin kafatasıyla, herhangi bir pirimat bebeğinin kafatasını karşılaştırırsanız, insan kafasının çok daha büyük olduğunu görürsünüz. Bu sebeple, örnek vermek gerekirse şempanzelere kıyasla  bir insanın doğum yapması çok daha zor ve acılıdır.

Araştırmakta olan bilim adamları Dünya Sağlık Örgütü’nden ve diğer önemli kaynaklardan sağladığı bilgilerle yeni doğan bebekler üzerine matematiksel bir modelleme yapmışlardır.

Buldukları şey – BBC’de yayımlanan bir yazıda ayrıntılı olarak okuyabilirsiniz – evrimin doğal seçilimine karşı gelen meyildedir. Yeni doğan çocuklardaki yeni gelişen özellik daha iri ve daha sağlıklı olmalarıdır. 

Ancak, bir yandan da başka bir gerçek var ki, bebekler ne kadar irileşirlerse, doğum anında sıkışıp kalma ihtimalleri de o kadar artmaktadır. Geçmişte böyle bir olayın neticesinde hem anne hem de çocuk ölmekteydi. Bu şekilde, bu genetik özellik yeni jenerasyonlara aktarılamadan son bulmaktadır.

“Modern tıbbın müdahalesiyle, doğal eğilime – yani daha küçük bebeklerin doğmasına – savaş açılmıştır sezaryan doğumla” demektedir Dr. Mitteroecker.
Aynı zamanda, sağlıklı ve daha iri bebeklerin sayısında da büyük bir artış gözlenmiştir. Bu bebeklerin hayatta kalma şansları, eskisine kıyaslanamayacak derecede artmış olup, güçlü ve sağlıklı bir şekilde büyüyebilmektedirler.

Bir annenin hayatı içinde yeni bir hayat ilk köklerini salarken anlamlanır. Küçük bir kalp atışı ilk kez duyulduğu zaman, neşeli bir tekme onun yalnız olmadığını hatırlattığı zaman, anne olmak anlam kazanır. 

-Bilinmeyen bir yazar-

Sezaryen: Git gide yaygınlaşmakta

hamile kadın ve elleri

Dünya Sağlık Örgütü‘nün yayımladığı datalara göre, 1985’den bu yana sağlık uzmanları sezaryen doğum oranının yüzde 10-15 seviyesini geçmemesi gerekmektedir.

Ancak, birçok ülkede bu sınırın oranı çok artmış ve normal doğum oranı git gide azalmıştır. Sezaryen doğum oranı ülkenin gelişmişlik oranı arttıkça artan bir doğum şekli olmuştur.

Dünya sağlık örgütü sezaryen doğumun sadece gerekliyse tatbik edilmesini önerir. Ancak sezaryen doğum oranı sırf artmasın diye, herhangi bir limit getirme yanlısı da değildir.

Tıbbi bir bakış açısıyla bakıldığında ise, doğum sırasında oluşabilecek ölüm vakalarını düşürmek sezaryenle mümkün olmaktadır.

Eğer sezaryen doğumu gerektirecek herhangi bir neden yoksa, annenin sezaryen doğumla doğurması, ne bebek ne de annesi için bir yarar sağlar.

Diğer ameliyatlarda söz konusu olduğu gibi, sezaryen doğumda da uzun ya da kısa süreli riskler vardır. Sezaryen doğumun yan etkileri hem çocuğun hem de annenin hayatında kendilerini yıllar sonra bile gösterebilir. Gelecekte olabilecek doğumlar için de risk unsurudur.