Eğitim Psikolojisi: Bilmeniz Gereken Her Şey

8 Haziran 2019
Eğitim psikologları, öğrenme sürecini en uygun hale getirmek ve eğitim kurumlarının işleyişini iyileştirmek için çalışma planları ve eğitim modelleri geliştirir. Aynı şekilde, eğitim psikolojisi de psikolojinin kurallarını ve ilkelerini okullardaki eğitime uygular.

Eğitim psikolojisi uzmanları, sınıfta kullanılan yöntemlerin öğrencilerin bilişsel yeteneklerini çok iyi bir şekilde geliştirmesine katkı sağlarlar.

Eğitim psikolojisi nedir?

Eğitim psikolojisi, zihinsel süreçleri ve insan davranışlarını inceleyen psikoloji biliminin bir alt disiplinidir. Üzerinde önemle durduğu konu ise eğitim merkezlerinde gerçekleştirilen eğitimin kalitesidir.

Dolayısıyla amacı, öğrenme sürecinin etkinliğini ve bilgi edinimini arttırmaktır. Kısaca, bireysel olarak öğrencilerin nasıl geliştiklerini ve öğrendiklerini yakından ve ayrıntılı olarak analiz etmektir.

Örneğin, eğitim psikolojisi uzmanları, çalışma yöntemlerini uygun hale getirirler ve böylece eğitim merkezleri de daha etkili performans gösterir.

Eğitimle ilgili psikolojik teoriler

Eğitim psikologları, insan gelişimi ve öğrenme süreciyle ilgili teoriler geliştirirler. Onların önem verdiği, öğrenmede kapsamlı gelişmelere yol açan bilgilerin ilerlemesi üzerinedir.

En önemlisi de eğitim psikologları, eğitim hakkında bildiklerimizi daha da arttırmamız için çalışmaya devam ediyorlar.

Jean Piaget: Dört evre

İsviçreli psikolog Jean Piaget, çocukların bilişsel kapasitelerinde dört gelişim evresi geçirdiklerini belirtmiştir. Ve onun teorilerinden birisi, öğrencilerin 11 yaşından itibaren soyut bir mantıksal düşünce geliştirmeyi başarmaları üzerinedir.

Bu bakımdan, psikoloji alanındaki en etkili isimlerden birisidir.

eğitim psikolojisi

Lev Vygotsky: öğrenme, toplum ve kültür

Rus psikolog Lev Vygotsky, toplumun ve kültürün çocukların bilişsel gelişimine nasıl etki ettiğini incelemiştir. Vygotsky’nin çalışmaları, çocuğun yetiştiği sosyal çevreye bağlı olarak, çocukların edindiği davranış biçimlerine odaklanmıştır.

Ayrıca, eğitim yönlendirici desteği ve proksimal gelişim bölgesi kavramlarını da araştırdı. Bu iki kavram günümüzde önem kazanmaya devam ediyor.

Albert Bandura’nın sosyal değişkenleri

Albert Bandura, sosyal değişkenlerin ve bir insanın çevresinin öğrenme sürecini nasıl etkileyebileceğini araştırdı. Bu nedenle de Bandura, öz-yeterlik adı verilen bir kavramı vurguladı; bu kavram, insanların sıkıntı ve zor durumların üstesinden gelmede kendi yeteneklerine sahip olduklarına inanmalarını ifade eder.

Bu, engellerin üstesinden gelmek ve hedeflerimize ulaşmak için, karşılaştığımız günlük zorluklarla başa çıkma davranışlarımızı geliştirmemiz açısından önemli bir kavramdır.

María Montessori’nin yaklaşımları

María Montessori, kendi pedagoji teorilerini geliştiren, tanınmış bir öğretmendi. Öğrenci eğitimi için dört temel şart önerdi. Araştırması, çocuk veya yetişkin olsun, öğrenme ortamına ve öğrencinin zihnine dayanıyordu.

Ayrıca, hassas dönemler dediği veya öğrencinin öğrenmesinin daha muhtemel olduğu dönemlerle de ilgilendi.

Öğrenme sürecini bireyselleştirme

Eğitim psikologu, öğrenci karakteristiklerini analiz eder. Ayrıca, her öğrencinin farklılıklarını da dikkate alırlar ve gelişimlerini ve öğrenmelerini güçlendirmek için bunları kullanırlar.

Yaratıcılık, motivasyon, iletişim becerileri ve zeka, eğitim psikolojisi uzmanı için önemli unsurlardır.

Bu bağlamda, motivasyon esastır; öğrenciyi bilgi edinme ve yaşam hedeflerine ulaşma konusunda daha istekli hale getirir.

Eğitim psikologu, sınıfta öğrenmeyi pekiştirmek için öğrencilerin motivasyonunu arttırmaya çalışır. Bu yöntem aynı zamanda, öğrenme hedeflerine karşılık gelen görevlerin de gerçekleştirilmesini sağlar.

Öğrenme yetersizliği ve eğitim psikolojisi

Öğrenme yetersizlikleri eğitim psikolojisinin diğer bir ilgi alanıdır. Öğrenci, akranlarıyla aynı şekilde öğrenemediği zaman, psikolog hemen bunun nedenlerini aramaya başlar.

Bu nedenle de eğitim psikologunun bir diğer çalışma alanı, disleksi veya dikkat eksikliği sendromu veya hiperaktivite gibi diğer öğrenme yetersizliklerini tedavi etmesidir.

Öğretmenle birlikte, her bir duruma göre ayarlanmış çalışma planları oluştururlar. Burada amaç, çocuk, ergen veya yetişkin için öğrenme çıktıları üzerine olumsuz bir etkiden kaçınmaktır.

Depresyon ve anksiyete gibi bozukluklar ve zorbalıktan kaynaklanan sorunlar, eğitim psikologu için ek araştırma konularıdır. Son olarak, eğitim psikologları bireyselleştirilmiş terapiler uygularlar ve gerektiğinde müfredat değişikliklerini de göz önünde bulundururlar.

okulda eğitim

Eğitim psikolojisinin tarihi

Eğitim psikolojisi ve problemli davranış sergileyen çocuklarla ilgili ilk çalışmalar 1880’lere kadar gider. Daha sonra, uzmanların sınıf içinde ve dışında çocuklarda ortaya çıkan psikolojik sorunlara eğilmeye başladığı yaklaşık olarak 1920 yılına kadar çalışma olmamıştır.

Aşağı yukarı aynı dönemde, uzmanlar öğrenmenin duyuşsal yönlerine ve öğrencinin duygusal ve sosyal gelişimine önem vermeye başladılar.

Öğrenme üzerine eğitilmiş ilk uzman psikologlar yaklaşık 1955’de görülmeye başladı. Bu durum ise artık eğitim psikologlarının çalışmalarının nihayet okullarda ve eğitim merkezlerinde kabul görmesi anlamına geliyordu.

Ancak 1970’lerde, eğitim psikologları kendi eğitim modellerini geliştirmeye başladıklarında düşüncede değişiklikler olmaya başladı. Örneğin, eğitim psikologları velilerin de katkısıyla, ilk önce özel okullarda öğrenme modelleri üzerine deneyler yapmaya başladılar.

Sonuç olarak, eğitim psikolojisinin bugün öğrenmede önemli bir rol oynadığı açıktır. Bu konudaki uzmanlar, her öğrencinin mevcut bireysel öğrenme yetenekleriyle birlikte tam potansiyellerini daha iyi kazanmalarına yardımcı oluyorlar.

Ayrıca, öğretmenleri ve öğrencilerin ailelerini de eğitmekte ve desteklemektedirler. Yani sonuç olarak, onların çalışmaları öğretme ve öğrenme sürecinin başarılı bir şekilde gelişmesi için temeldir.