İtaat veya Özgür Düşünme: Çocuklarınıza Ne Öğretmelisiniz?

· 21 Şubat 2019

Günümüzde itaat terimi kulağa modası geçmiş bir terim gibi geliyor. Genç bir kızken bazı yetişkinlerin (veya birkaçının) eğer uslu ve kibar olursanız hem güzel görüneceğinizi hem de ödüllendirileceğinizi söyledikleri günleri hatırlarsınız.

Bu, mutlak bir boyun eğmeyi cesaretlendirdiği, itaati öğrenme ve anlamanın üstüne koyan ve çocukluğumuzda alabileceğimiz en kötü derslerden biridir.

Ebeveyn olduğumuzda, geçmişte almış olabileceğimiz bu negatif ve sınırlandırıcı mesajı yok etmekten ve disiplin ile davranışa dair birkaç şeyi yeniden öğrenmekten sorumluyuz.

Sıklıkla bu yanıltma bir kızı emirlere uymaya zorlama ile ondan istenen şeyi anlamasını sağlamak için onu uygun bir biçimde eğitmek arasındaki farkı anlamamızı engeller.

“Uslu kız” düşüncesi genellikle yanıltıcıdır. Bunun sebebi de
düşünmeyi, karar vermeyi ve başkalarına zarar vermeden saygı kazanmayı öğrenmiş olmayan bir kıza gönderme yapmasıdır.

Onun yerine, sadece ebeveynleri (ya da genel olarak yetişkinler) kabul edilme hatta sevilme şartı olarak itaat kavramını şiddetli bir biçimde kafasına yerleştirdiği için boyun eğen itaatkar bir kızı tasvir eder.

İtaat öğretmek uslu bir çocuk yaratır mı?

Webster Sözlüğü “itaat etmeyi” birinin “emirleri veya rehberliğini takip etmek” olarak tanımlar. Bu kişi genellikle kendisiyle o insan arasında bir hiyerarşi oluşturan veya pekiştiren “üstü”dür.

Bu manada, itaat sorgulamayı değil aksine sadece bir başkasının isteklerine uymayı temsil eder. Bu esnada birini eğitmek ise potansiyelini ortaya çıkarmak adına onun kendi karakterini tanımasını sağlamaktır.

İtaat bir başka insana sorgusuz sualsiz boyun eğmektir. Eğitmek ise başkalarının fikirlerini anlamak ve kimsenin kimseye iradesini dayatmaması için saygılı bir biçimde hareket etmektir.

Çoğu anne kızlarının başka insanlara karşı yeterince itaatkar, hoş ve kibar olup olmadıkları hakkında endişe etmektedir. Küçük bir prenses isterler. Sonunda ise kızlarının kendilerinden gelen yeteneklerini beslemek yerine onları cezalandırır hale gelirler.

Çocuklarımıza, kendi ihtiyaçlarını hissizleştirecek derecede itaatkarlık aşılamamalıyız. Başkalarına saygı göstermeden önce kendilerine borçlu oldukları saygıyı da unutmalarını sağlamamalıdır.

Bir dakikalığına durup düşünürsek, kızlar başkalarına saygı göstermek adına kendi ihtiyaçlarını bastıracak derecede itaatkar olmak zorunda kalmamalıdır. Bu nedenle, hem kızlar hem de erkeklerin kendilerini özgürce fakat başka insanlara karşı düşünceli bir biçimde ifade edebilmeleri gerektiğine inanıyoruz.

itaat etmeyen kiz

Daha iyi bir yol

Cinsiyet gözetmeksizin her çocuk duygularını ortaya çıkarmayı öğrenmeli. Benzer şekilde her çocuk mantık ve emir arasındaki farkı da anlamayı öğrenmelidir. Bu amaçla, ebeveynler farklı durumlarda nasıl davranmaları gerektiğini ve duygusal ve sosyal ihtiyaçlarına göre nasıl çözümler bulacaklarını onlara öğretmelidir

Eğer bir kız çocuk annesiyseniz (veya kız çocuklar), itaati her şeyden üstün tutmamanızı öneririz. Çocuğunuza dinlemeyi, konuların ardındaki sebepleri anlamayı ve kendi sonuçlarına varmayı öğretmek daha iyidir.

Böylelikle gelecekte onun itaatkar olmasını engellersiniz, bu da onun her tür suistimale karşı daha az hassas olmasını sağlayabilir.

oyun oynayan cocuklar

Sağlıklı bir eğitim

1. Cinsiyete bağlı davranışsal ayrımlar yapmayı bırakın

Davranışlara dayalı cinsiyetçi ayrımlar yapmaktan kaçınmanız önemlidir. Hem kızlar hem de erkekler duygular dünyasını eşit bir biçimde keşfetmelidir. Ne de olsa hepsi insandır.

“Kızlar her zaman kibar ve itaatkar olmalı” veya “Erkekler ağlamaz” gibi şeyler söylemek gereksiz ayrımlara neden olur. Dahası, çocukları (cinsiyet gözetmeksizin) duyguların yoğunluğunu keşfetmekten alıkoyar.

Bunu, durumlarla mümkün olan en iyi şekilde mücadele edebilmeleri için öğrenmeleri gereklidir.

2. Duyguları ifade etmek

Çocukların duygularını ifade etmeyi öğrenmeleri oldukça önemlidir. Kendilerini suistimale karşı korumayı da öğrenmelilerdir. Kendi iradelerini başkalarına dayatan insanlardan da korunmayı öğrenecekler. Bir çocuk bir başkasına zarar vermeden veya onu zorlamadan hislerini özgürce ifade etmeyi bilmelidir.

3. Korunma hakkında

Çocuklarınızı sonsuza kadar koruyamayacak olsanız da onlara muhakeme yeteneği ve sağlıklı bir özgüven aşılayabilirsiniz. Böylelikle başkalarının düşüncelerine dayalı kırılgan bir öz imgeye sahip olmayacaklardır.

Korunmaya muhtaç çocuklar rehberlik ve yardım almayı kabul edecektir. Fakat buna en çok ihtiyaç duyanlar onlardır, dolayısıyla bu kırılganlığı bir güce dönüştürmeyi öğrenirken onlara yardımcı olmak uygundur.

Bir çocuğu, mutlak itaatkarlık aşılamadan da eğitebilirsiniz. Unutmayın: düşünmeyi öğrenmemiş bir çocuk hayatta fonksiyon görmek için ihtiyaç duyduğu araçlara sahip olmayan bir yetişkine dönüşecektir.