Düş Kapanı: Kökeni ve Anlamı

7 Ocak 2019

Çocukları geceleri koruması için üretilen bir nesne olduğunu duymuşsunuzdur. Elbette, düş kapanlarından, bir başka deyişle rüya avcılarından bahsediyoruz.

Eski zamanlardan günümüze kalan bu mistik nesneler, çocukların rüyalarını korumak için özel olarak tasarlanmıştır.

Düş kapanları kötü ruhlara karşı bir büyü olarak tasarlanmıştır. Mirko Badiale bir keresinde, her çocuğun üzerine “Dikkatli olun, içeride rüya var” yazan bir uyarı levhası asmamız gerektiğini söylemiştir.

İşte bu sebeple, bugün bu özel kutsal nesneden yola çıkarak, çocuğunuzun dinlenmesinin önemi hakkında konuşacağız.

Düş kapanları günümüzde çok popüler olmaya başladılar. Bu kutsal nesneler; renkli iplikler, tüyler, boncuklar, söğüt veya sedir dalları ve bir halka kullanarak geleneksel bir şekilde yapılır. Bu nesneler genellikle beşiklerin üzerine asarak kullanılırlar.

Bohem hayat tarzını seven ünlüler, düş kapanlarını evlerine yerleştirerek, bu ürünlerin popülaritesinin artmasına katkıda bulundular.

Popüler şarkıcı, oyuncu, moda tasarımcısı, model ve Luca adlı küçük bir çocuğun annesi olan Hilary Duff da, bu trende katıldı. Henüz oğlu doğmadan önce, onun odasına güzel, kocaman bir düş kapanı yerleştirdi. Dekorasyon olarak ya da inanç gereği olsun, bu gerçekten çok hoş bir jestti.

Düş kapanlarının kökeni

Amerikan yerlileri için düş kapanlarının birden fazla anlamı vardır. Ojibwa halkı güneşin hareketini sembolize ettiklerini düşünürken, Lakota halkı ise hayat döngüsünü temsil eden bir koruma çemberi olduklarını düşünürler.

Bu nesnenin “büyüsünü” farklı bir şekilde açıklayan Sioux’lar gibi başka kabileler de var. Onlar kötü rüyaların ve diğer kötü şeylerin düş kapanının merkezindeki ağa takılıp kaldıklarına inanıyorlar.

Onlara göre iyi rüyalar, tüyler ve boncuklardan süzülerek çocukların zihnine doğru yol alırlar.

60’lı ve 70’li yıllarda bu nesneler hediyelik eşya olarak oldukça popüler olmaya başladılar. Hatta Kuzey Amerika yerlileri için bir kültürel kimlik unsuru haline geldi.

düş kapanı

Efsane

Efsaneye göre, dünya daha gençken insanlar tanrılar ile temas kuruyordu. Ruhsal dünyayla düzenli olarak iletişim kuran kabilelerden biri ise Lakota kabilesiydi.

Bir sabah, kabilenin ruhani lideri, bilgeliğin öğreticisi olan Iktomi’nin görüntüsüyle karşılaştı. Bir örümcek formunda ona görünen Iktomi ile sadece Lakota’lıların anlayabileceği kutsal bir dilde konuştu.

Iktomi bir yandan tüyler, saçlar, renkli boncuklar ve diğer malzemeleri topluyor, bir yandan da yaşam döngülerini ve çocukluğun önemini anlatıyordu.

Yaşlı lidere, çocukluğumuzun ilerideki yetişkin hayatımıza yön verdiğini ve bu dönemde oluşturulan güçlü bağların, iyi bilginin ve sağlam köklerin, ilerideki yaşamımıza nasıl etki ettiğini anlattı.

“Yaptığım şeye bak ve bundan sonra bunu çocuklarınızın beşiğine koy” dedi ve ona örümcek şeklindeki öğreticiyi koyduğunu söyledi.

Hayat sürekli bir döngü halindedir. Bazıları kötüdür, bazıları ise iyidir. Negatif bir döngüye sıkışırsak, büyük acılar çekeriz. Bu nedenle, onları düzgün bir şekilde oluşturmalı ve bilgelikle daha pozitif, daha ışıltılı ve daha güzel şeyleri döngümüze dahil etmeliyiz.

Iktomi kutsal nesneyi yaparken yaşlı adama dedi ki: Bu ağ mükemmel bir çember oluşturur, ancak içinde bir delik vardır. Her şey buradan geçer, sadece asil şeyler kalır. Şafak vakti, bütün kötü şeyler güneşin ilk ışınlarıyla birlikte yanar. Sonsuza dek yok olurlar.

Iktomi daha sonra yaşlı lidere yaptığı düş kapanını verir. Bunu çoğaltmasını ve her çocuğun baş ucuna konması gerektiğini söyler. Ayrıca bu tavsiyeyi halkına ve diğer kabilelere yaymasını ister.

Düş kapanları ve çocuklar

Bugün, düş kapanları genellikle evlerin girişine asılır. Ayrıca genellikle pencerelere yakın yerleştirilirler.

Birçok kadın onları, bilinçli dünyadan gerçeküstü dünyaya olan geçitlerde ve tıpkı evimizle dış dünya arasındaki sınırlarda olduğu gibi birer “eşik” olarak görürler. Bazıları ise onları koruyucu semboller olarak görür.

Düş kapanlarının bizi daha büyük hayaller kurmak için motive ettiğine inananlar da vardır. Hayallerimizi sürdürmeye ve onları gerçekleştirmeye yaradıklarına inanılır. Bu, oldukça ilham verici bir yaklaşım.

düşler ve çocuklar

Bu geleneği siz de uygulamak isterseniz, çocuklarınızın beşiğinin veya yatağının yanına bu nesnelerden koyabilirsiniz. Ancak, doğrudan kafalarının üzerine asmayın. Onları güvenli bir mesafedeki bir duvara yerleştirmek her zaman için en iyisi olacaktır. Düşmeyecekleri şekilde yerleştirildiğinden de emin olmalısınız.

Yazımızı sonlandırırken, sizin için başka bir fikrimiz daha var. Neden kendi düş kapanlarını çocuklarınızla birlikte yapmıyorsunuz? Bu, günümüzde çocuk partilerinde ve diğer organizasyonlarda yapılan oldukça popüler bir etkinliktir.

Çocuklarımızın bizim yaptığımız, hatta yaşları yetiyorsa kendi yaptıkları, bu nesnelerden birine sahip olmaları çok güzel olurdu. Ayrıca bu, özel olduğu kadar etkileyici de bir deneyimdir.

  • Oberholtzer, C. (2014). The Re-Invention of Tradition and the Marketing of Cultural Values. Canadian Anthropology Society. https://doi.org/10.2307/25605807
  • MacEachren, Z. (2006). The Educational Paths of Art and Craft Experiences. Canadian Journal of Native Education.
  • Lokensgard, K. H. (2007). Dream Catchers: How Mainstream America Discovered Native Spirituality. American Indian Quarterly. https://doi.org/10.1353/aiq.2007.0010