Anne Sevgisi ve İçgüdüsünün Gücü

· 22 Nisan 2018

Anne sevgisi kutsaldır. Bunu daha çok irdeleyecek olursak, boyutları konusunda çok şaşırırız.

Çocuklarımızla tatlı ve enerji dolu anları paylaştıktan sonra sevginin yeşermesi gayet doğaldır. Ancak, sevgimizin zaten o doğmadan önce de aynı miktarda var olduğu gerçeğini de takdir etmek gerekir.

Anne sevgisi diğer en güçlü insani duygular ile karşılaştırılır. Sonuçta, anne ile çocuk arasındaki bağ oluştuğunda ve onun kapsamını düşündüğümüzde, bu sevgi bağının hissettiğimiz her şeyden daha üstün olduğunun farkına varırız.

Anne olmak bizi eşsiz varlıklara dönüştürür. Çocuklarımızın büyümesine yardımcı olma konusunda bize hiçbir şey engel olamaz.

Bu türden bir sevginin en şaşırtıcı özelliklerinden biri, annelerin doğum yapmadan önce bile, çocuklarıyla böyle derin bir duygusal bağ oluşturma yeteneğine sahip olmalarıdır. Bu duygu genellikle annelik içgüdüsü olarak adlandırılır.

Annelik içgüdüsü mü? Yoksa anne sevgisi mi?

anne baba bebek ayna

Anneler ve çocukları arasında daha ilk görüşme yaşanmadan önce bile bir sevgi bağının olduğunun farkındayız.

Biz toplum olarak, bu yoğun duygunun hamile kaldıktan hemen sonra oluşmaya başladığını düşünürüz. Ancak, bu yaygın inanış konusunda hâlâ bazı eleştiriler bulunmaktadır.

Annelik içgüdüsü terimini annenin sevgisiyle bir tutmak birçok kadını rahatsız eder. Onlar doğum yapmadan önce de çocuklarıyla özel bir bağ hissetmeye başladıklarını doğrularlar.

Bununla birlikte, bu, bilimsel olarak uzmanların değerlendirmesi gereken psikolojik niteliklerle ilgili bir fenomendir.

Bilimsel ifadelere göre, annelik içgüdüsünün varlığını göstermenin bir yolu yoktur. Yine de, çoğu annenin sürekli olarak hissettiği deneyimleri değerlendirebiliriz.

Bir kadının çocuğunu doğurmadan önce bile onu hissetmeye başladığı gerçeğini anne olmadan anlayamazsınız. Bazı bilim adamları, bunu basitçe bir gelenek olarak veya toplumun aşıladığı bir tür genelleştirilmiş fikir olarak açıklar.

Hamile kadınlarda meydana gelen hormonal değişiklikler, daha önce hiç hissetmedikleri duyguları hissetmelerini sağlar.

İnsanlarda görülen ilginç bir fenomen daha vardır: bu fenomen hayatta kalma içgüdüsü olarak adlandırılır ve hayatta kalmak için verilen mücadele ile ilişkilendirilir.

Hissettiğim şeyin adı aşk

Çocukları doğmadan önce onları sevmeye başlayan anneler, hissettiklerinin gerçek olmadığı ile ilgili söylentilere asla kulak asmazlar. Özellikle de onları istila eden hisler bu derecede güçlü bir şekilde mevcut iken.

Dünyanın dört bir yanından anneler, hissettiğimiz şeyin tam anlamıyla aşk olduğunda hemfikir olacaklardır.

bebeklerini öpen anne ve baba

Onlara sevgiyle bakan birilerine sahip bebekler gerçekten çok şanslıdır. Karnınızda büyüyen ve hayatta kalabilmek için tamamiyle size bağımlı olan bu ufaklığı sevmek tamamen doğaldır.

Milyonlarca anne, daha çocuklarını hiç görmemişken bile onlara karşı sevgi besler. Bu durum, şartlar onları sizden ayırsa bile devam eder. Hatta bu, sevgilerinin gücünü artıran en temel faktörlerden biridir.

Öte yandan, bu duyguyu hiç hissetmeyen bazı anneler de vardır. Onlar ya hamile olduklarının farkında değiller ya da basitçe durumlarından rahatsızlık duydukları için bunu hissetmezler.

Bu, daha önce bahsedilen annelik içgüdüsünün aslında var olmadığı olarak da anlaşılabilir. Öyle ya da böyle, doğum öncesi bile biz annelerin, ne kadar büyük bir sevgi ile dolu olduğumuzdan hiç kimse şüphe etmemelidir.

Annelik, başka hiçbir şeyle kıyaslanamayan harika bir durumdur. Anne adayları olarak sahip olduğumuz bilgi birikimi, kendimizi daha iyi anlamamızı sağlar. Aynı zamanda, sevme kapasitemizi de keşfetmeye başlamamıza sebep olur.

Bunlar da ilginizi çekebilir