Sosyo-duygusal uyarılma nedir?

16 Mart 2019
Sosyo-duygusal uyarılma bebeğin çevresine hissettiği duygularla orantılı bir şekilde uyum sağlayabilmesini hedefler; bebek her hareketi ve aktivitesinde farklı duygular hissetme fırsatı bulur. Bazen bebek endişeli ve huzursuz hissederken bazen de oldukça neşeli ya da korku dolu olabilir.

Tüm bu farklı duygular ilerleyen senelerde çocuğun yetişkinliğe adım attığında çevresine nasıl tepki vereceğini de belirler. Çocuğun sosyo-duygusal gelişimi hayatının ilk günlerinde başlar ve diğer insanlarla ve dışarıdaki dünyayla olan ilişkisine göre de şekillenmeye devam eder. Sosyo-duygusal uyarılma devreye girer.

Bu yüzden ebeveynlerimize yeterli miktarda bebeklerini duygusal ve sosyal anlamda uyarmanızı öneriyoruz. Bebek doğduğunda, bir seri biyolojik değişikliklerden geçer ve yaşanan bu değişimleri bebeğin fark etmesi ve onlara uyum sağlaması gerekir.

Çocuğunuzun evden ayrılıp gerçek dünyayla buluştuğunda karşısına çıkabilecek ilk engelleri aşabilmelerini isteriz. Bu noktada ebeveynleri ve aile üyeleri olarak onun bu geçiş sürecinde uyumlanabilmesi için ona yardımcı olmalıyız.

Her bir yeni durum bebeğin biyolojik ve duygusal bir tepki vermesine sebep olur. Bu tepki onun çevresindeki insanlarla ve diğer şeylerle bir ilişki içerisine girebilmesini sağlar. Bu sürece sosyo-duygusal gelişim diyoruz.

Çocuğun sosyo-duygusal anlamda gelişimi onun hayatında zamanla deneyimleyeceği şeylere bağlıdır. Bu yüzden ona erken yaştan itibaren yani bebeklikten itibaren yeteri miktarda sosyo-duygusal uyarılma yaşatmalıyız.

Bu noktada bebeğinize verebileceğiniz ilk uyarıcı onun kendi duygularıyla bağlantıya geçebilmesi üzerine kurulmalıdır ve bu uyarımın yapılması onun ilerideki karakter ve kişilik gelişiminin yapı taşları olacaktır.

yatakta uyuyan bebek

Sosyo-duygusal uyarılma: Nasıl gerçekleştirebilirsiniz?

Bebeklerimizle yaptığımız birçok aktivite aslında onların sosyo-duygusal gelişimi açısından faydalı olmaya müsaittir. Bu yüzden farklı anları kendi avantajınıza kullanarak çocuğunuzun sosyo-duygusal uyarılma görmesini sağlayabilirsiniz.

Çocuğun duygularını harekete geçirmenizi ve onların çevreye daha iyi uyumlanabilmelerini sağlayan birçok alıştırma çalışması var.  Sosyo-duygusal uyarılma çocuğun karakter evriminde söz sahibi olacaktır.

Bebeğinizin hayatının ilk aylarında sosyo-duygusal uyarılma hareketler ve bebeği farklı pozisyonlarda kucaklayarak gerçekleştirilir; temel hijyen alışkanlıkları, yemek ve uyku alışkanlıkları da bu anlamda gelişmeye başlar.

Çoğu zaman farkında olmadan onun her uyarılmaya tepki verdiğini görmek isteriz. Eğer dikkatli bakarsak, onun aslında duygusal anlamda kendini nasıl ifade ettiğini daha iyi anlayabiliriz.

Çocuğunuzun sosyo-duygusal uyarılma görmesini istiyorsanız, uzmanlar sizler için aşağıda sıraladığımız önerilerde bulunuyorlar:

  • İlk haftalarda çocuğunuzla denge alıştırmaları yapabilirsiniz. Bunun için bebeğinizi küçük egzersiz hareketleriyle kısa süreler için hareket ettirebilirsiniz. Şimdi isterseniz beraber deneyelim: Bebeğinizi dik bir şekilde ister sağa ister sola yatırın veya yüzüstü ya da sırtüstü de yatırabilirsiniz.
  • Bebeğinizi anne sütü ile besleyip emzirdiğiniz zamanları daha iyi değerlendirelim. Bu anları bebeğinizle konuşmak, onu şımartmak ve onunla daha derin bir bağlantıya geçmek için kullanalım; onun gözlerinin içine bakarak ona gülümsemeniz ikinizin ilişkisi açısından oldukça önemli.
  • Yemek, temizlik ve uyku konusunda düzenli alışkanlıklar edinmeye çalışalım; bu alışkanlıklar çevreye çocuğunuzun uyum sağlaması konusunda oldukça yardımcı olacaktır.
anne ve bebek iletişimi

  • Bebeğiniz izin verin sizin hareketlerinizi takip etsin. Hatta özellikle sizin hareketlerini takip edebilmesi için hareketli bir şekilde konuşmadan da iletişim kurmaya özen gösterin.
  • Şimdi ise yüzümüzü de kullanarak çeşitli hareketler yapalım ve her zaman çocuğa doğru yüzümüzün döndüğünden emin olalım. Böylece çocuğunuz yeteri miktarda sizi gözlemleme ve bu hareketleri öğrenme fırsatı bulur. Bunun yanında örneğin veda ederken el sallayabilir ya da bebeğinize katıldığınızı ve onu onayladığınızı ifade etmek için kafa sallayabilirsiniz. Tüm bunlar bebeğin yeteri kadar sosyo-duygusal uyarılma görmesini sağlar.
  • Bebeğe öğrettiğimiz alıştırmaların birçoğunu bebeğiniz büyüdüğünde oyuncaklarıyla da tekrarlayarak daha iyi öğrenebilir. Daha sonra örneğin çocuğunuz oyuncak figürleri giydirirken, saçını tararken ya da beslerken sizden gözlemleyip öğrendiği şeyleri pratiğe dökme fırsatı bulabilir.
  • Şimdi ise sizlere belli uyarılmaların kökeninden bahsedeceğiz. Örneğin eğer bebeğinizin canı yandıysa, soğuk hissetmesi ya da üşümesine sebep olmuşsa ya da en basitinden çocuğu ağlattıysa o uyarıcıdan kurtulmanız gerekir.
  • Bebek yaklaşık 12 aylıkken kıyafet giyme ya da yemek yeme sürecinde söz almaya başlar. Siz de bu noktada örneğin bebeğinize pantolon giydirirken onun bacağını kaldırabilir, ellerini kullanarak yemek yiyebilmesi ya da şişeyi tutup süt içebilmesi için yardımcı olmalıyız ve bunların bizim gözetimimiz dahilinde olduğundan emin olmalıyız.
  • Yaşlarıyla bağlantılı olarak içinde olduğumuz anda yaptığımız görevler ya da aktivitelerde çocuğumuzun da katkı sağlamasına fırsat tanıyıp onunla işbirliği içinde hareket edebilmeliyiz. Bu durum onun ileride bağımsız bir birey olarak yetişmesinde önemli olacaktır ve bunun yanında çocuk yaşadığı çevreyi daha iyi anlayıp daha iyi uyumlanmaya başlar.
  • Onların etrafındaki insanlarla bir iletişim kurmasına ve onları daha yakından tanıyabilmesine fırsat tanıyalım. Örneğin yeni insanlarla tanıştığında ona konuştuğu insanın ismini söyleyin ve o insanla olan ilişkinizi çocuğunuza açıklayın. Daha sonra öğrenmenin gerçekleşip gerçekleşmediğini kontrol etmek için çocuğumuza daha önce konuştuğu o insanın ne olduğunu sorabiliriz. Bu noktada isterseniz çocuğa bir resim üzerinden o insanın yüzünü gösterin; isterseniz gerçek hayatta o insanı parmağınızla göstererek çocuğun ilgisini o tarafa çekin.
  • Yaptığımız her şeyi çocuğa açıklamamız çok önemli. Özellikle çeşitli uyarıcıların, objelerin ve duyguların ne olduğunu açıklamak ve belirli şeylerin isimlerini söylemeniz onun konuşma ve telaffuz becerilerine katkıda bulunacaktır. Sizi doğru anlayamasa bile zamanla bebek anlamları daha iyi kavramaya başlayacaktır.

Çocuk 15 aylık olduğunda onun kişiliğinin temel yönlerini daha iyi bir şekilde görmeye başlarız. 15 ay geçtikten sonra çocuk yeterince sosyo-duygusal uyarılma görmüş olacağı için onun farklı durumlara nasıl tepki vereceğini tahmin etmeye başlarız.

15 ay ve sonrasında çocukların sosyo-duygusal gelişimi daha çok karakter gelişimine odaklanmalıdır. Odakta yaşanan bu değişim çocuğun alışık olduğu uyarılma yönünden farklı bir yöne girildiğinin de işaretidir.

Bebeğiniz 15 aylık olduğunda ve daha sonrasında siz de biraz daha bağımsızlaşacağınız için bizim verdiğimiz örnek üzerinden mi hareket edeceğinize yoksa kendi yolunuzu mu izleyeceğinize karar verebilirsiniz. O noktada çocuğunuz daha ben-merkezci ve ısrarcı bir karaktere bürünecektir.