Anne Olmak Bir Zorunluluk Değil, Bir Seçimdir

Anne Olmak Bir Zorunluluk Değil, Bir Seçimdir

Son Güncelleme: 30 Aralık, 2018

Hiçbir kadın kendisini çocuk sahibi olmak zorunda hissetmemelidir; anne olmak bir zorunluluk değil, bir seçimdir.

Bazı kadınların anne olmaya hazır olmadıklarını hepimiz biliriz. Birçok kadın doğal ve basit bir şekilde anne olmaya karar verirken, diğer bazı kadınlar da ister doğal ister sosyal engeller neticesinde anne olmamayı seçerler.

Bu konu bir şekilde, tarafların radikal görüş ve düşünceleri sebebi ile tartışmalara yol açan bir konudur. Her şeye rağmen öncelikle herkesin görüşünü ve haklarını dikkate alıp eşit derecede saygı göstermeliyiz.

Kadın vücudu fizyolojik anlamda üretken olarak dizayn edilmiştir ama bu beceri her kadının hayatı ile ilgili amaç ve planlarına ya da düşüncesine uymayabilir.

Gerçekte, çocuk doğurabiliyor olmamız, her ne kadar üzerimizde yıllar boyunca toplum baskısı hissetmiş de olsak, anne olmak zorunda olduğumuz anlamına gelmemektedir.

Annelik ile ilgili zıt düşüncelere sahip kadınlara son derece sık rastlanır.

Annelikleri ile mutlu olan kadınlar çoğu zaman anne olmak istemeyen kadınları anlamazlar. Diğer yandan çocuk sahibi olmak istemeyen diğerleri de bazen bu mutlu annelerin gerçekten mutlu olduğuna inanmazlar.

Annelik, kadınların farklı bakış açılarını ifade etmelerini engelleyen bir engel haline gelir. Bir kadının, anne olmayı seçme ya da seçmeme hakkını savunmak, çocuklarımızı diğer annelerden daha az sevdiğimiz anlamına gelmez.

Her insan, kendi hayatı ile ilgili istediği kararı özgürce alabilmelidir ve bu anlayış evrensel anlamda kabul görmelidir.

Ne yazık ki, anne olmamaya karar veren kadınların bu düşünceleri her zaman saygı ile karşılanmıyor. Bununla birlikte anne olmak istemeyen kadın kümesi ise gün geçtikçe büyüyor.

Bu günlerde birçok kadın, çocuk sahibi olurlar ise istedikleri hayatı yaşamayacağını düşünüyor. Bu düşünce tarzlarının nedeni genellikle kişisel ya da profesyonel ilgi alanları oluyor. Hiç kimse, kendi hayatı ile ilgili verdiği karardan dolayı yargılanmamalıdır.

Çocuksuz

2015 yılında vizyona giren Arjantin yapımı bir filmde annelik konusuna (her ne kadar filmin amacı bu olmasa da) hassas bir bakış açısından bakılıyor. Filmin başrol oyuncusu olan 44 yaşındaki İspanyol aktris Maribel Verdu, Vicky karakterini canlandırıyor.

Sin Hijos (Çocuksuz) isimli film, Latin Amerika’da hala çok tartışmalı olan bir mevzuyu konu ettiği için kamuoyunda ciddi bir tepki uyandırdı.

Aktris, anne olmayı bir zorunluluk olarak değil, bir seçim olarak gören bir kadını canlandırdı. Canlandırdığı karakter hayatını, kendini uygun bulduğu şekli ile yaşama hakkını savunuyordu. Ve aynı düşünceyi paylaşan diğer kadınlar gibi bu kadın karakter de neden çocuğu olmadığına dair sorulan sorularla muhatap olmaktan dolayı yorulmuştu.

Film, çocuğu olan kadınların, 40 yaşını aştığı halde çocuk istemeyen bir kadının nasıl olabileceğini anlamadıklarını çok isabetli bir şekilde göstermesi ile dikkat çekti. Bu kadınlar, toplum kurallarına uymayan çocuksuz kadına hayal kırıklığı ve “acıma” duygusu ile bakmaktaydılar.

Çocuksuz filminin baş karakteri olan Vicky, kendi hayat görüşü ile ilgili radikal bir konumda bulunup birçok kadının düşündüğü ama yüksek ses ile söylemeyi cesaret edemediği şeyleri açıkça söylüyor.

Bazı kadınlar, çocuklarının kendi hayatlarını diğer yönlerden geliştirmeleri adına bir engel olduğunu söylerler ise kötü bir anne olacakları ya da en azından diğer insanların yargılayıcı cümlelerine muhatap olacaklarını düşünüyorlar.

Filmin vermek istediği mesaj diğer insanların fikir ve seçimlerine saygı göstermemiz gerektiği idi. Ne çocuk sahibi olmayan kadınlar ne de anneler birbirlerini hor görüp küçümsememeliler. Toplumun, insanlara çeşitli fikirleri dayatmasına bir son vermeliyiz; herkes, başkasına zarar vermediği müddetçe, yaptığı her türlü eylemde özgür olmalıdır.

Anne olmak bazen bir zorunluluk olabilir

Kadınlar, hayatta ne yapmak istediklerini seçme hakkına sahiptirler ve bunu hak ederler. Bununla birlikte bu seçenek her zaman geçerli olmayabilir.

Eğer kişisel haklara odaklanılsaydı, belki de birçok anne farklı seçimler yaparak hayatlarını tekrar tanımlardı.

Anne olmak ya da olmamak ile ilgili bir genel değerlendirme yapmaya başlarsak, bu karara “hayır” demek için ya da en azından karar verip uygulama sürecini uzatmak için pek çok neden bulabiliriz. Annelik ile ilgili eldeki koşullar her zaman çok iyi olmayabilir ve bazen planlama yapmak gerekebilir.

Kendi kişisel durum ve konumumuzu olabilecek en iyi şekilde değerlendirmek, eylem ve karalarımızın sorumluluğunu almak zorundayız.

Kendimiz ve isteklerimiz ile yakından ilgilenip, çocuklarımızla nasıl bir hayat yaşatmak istediğimizi düşünmemiz çok önemlidir. Eğer kararlarımızı doğru gerekçeler ile alırsak, anne olmayı toplum baskısı nedeni ile değil doğru zamanda verilmiş kendi kararımız olarak seçeriz.