Bana "Kötü Anne" Diyenlere...

13 Temmuz, 2020
"Kötü anne" deyimi son dönemlerde sıkça kullanılmaya başlandı. Bu bağlamda, kötü anne sendromu, sosyal ağların yarattığı baskı nedeniyle daha ciddi ve yaygın bir sorun haline gelmiş durumda. Bu yazımızda sizlere, çevresel baskılar ve bunların günümüz anneleri üzerindeki etkilerinden bahsediyoruz.

Bu yazı, çocuklarım üstünü başını kirlettiği, düşüp kendi başlarına kalktıkları ve hala onları kucağımda taşıdığım için beni eleştirenlere gelsin. Bu insanlar şunu bilsin ki, ben çocuklarım için dünyadaki en iyi anneyim. Hiç kimsenin beni başka türlü etiketleme ve bana “kötü anne” deme hakkı yok.

“Kötü anne” deyimi son dönemlerde sıkça kullanılmaya başlanan bir tabir. Sosyal ağlarda bu başlıkla açılan çok sayıda sayfa bulmak mümkün. Ayrıca yakın dönemde Türkçe’ye “Eyvah Annem Dağıttı” olarak çevrilen ve orijinali kötü anneler olan Amerikan yapımı filmler de piyasaya sürüldü. Bu tür sözcükler kadınların hayatlarının her alanında mükemmel olma zorunluluğunu hissetmelerine ve büyük bir baskı altına girmelerine yol açıyor. Bu bağlamda, çocuk yetiştirmenin her aşaması annenin etrafındaki insanlar tarafından adeta bir büyüteçle incelenerek yakından takip ediliyor.

“Kötü anne” sendromu, sosyal ağların yarattığı baskı nedeniyle daha ciddi ve yaygın bir sorun haline gelmiş durumda. Birçok anne beş yaşındaki çocuklarını emzirirken ya da çocuklarını dudaktan öperken çekilmiş fotoğraflarını çeşitli sosyal medya platformlarına yüklüyor. Bu fotoğraflar da kısa süre içerisinde pek çok kişi tarafından etiketleniyor.

Şimdi sizleri bu konuda önemli olduğunu düşündüğümüz şu detaylar üzerinde düşünmeye davet ediyoruz.

“Kusursuz” Olma Zorunluluğu

Günümüz kadınları çok sayıda rolü aynı anda oynamak zorunda kalıyorlar. Bunları yaparken de bu rollerin hepsini başarılı bir biçimde yerine getirmeleri bekleniyor. Oysa ki bundan bir süre öncesine kadar büyükannelerimiz ve pek çoğumuzun anneleri sadece tek bir amaç için kendilerini yetiştiriyorlardı: İyi birer ev kadını olmak.

Elbette iyi bir ev kadını olmak demek kusursuz bir eş, iyi bir aşçı ve çocuklarını hiç ihmal etmeyen bir anne olmak demekti. Bugün ise kadınlarının sorumluluk alanları çok daha büyük boyutlara ulaşmış durumda. Bu sorumluluk alanlarını şu şekilde özetlememiz mümkün:

Stresli kötü bir anne

  • İş hayatında başarılı birer profesyonel olmak
  • İyi bir arkadaş çevresine sahip olmak
  • 38 ya da 40 beden kıyafetlere girebilen, genç ve güzel bir görünüme sahip olmak
  • Bağımsız bir biçimde hareket edebilmek
  • Kişisel gelişimine dikkat etmek
  • Gösterdiği çabalara değer veren, sevgi dolu ve anlayışlı bir eşe ya da partnere sahip olmak
  • Spor yapmak
  • Sürekli gelişim için çalışmaya ve öğrenmeye devam etmek
  • İyi bir aşçı olmak ve evi her zaman mükemmel bir biçimde temiz ve düzenli tutmak
  • Ve tabii ki günümüzün karmaşık dünyasında başarıyı yakalayabilecek harika çocuklar yetiştiren kusursuz bir anne olmak.

Tüm bunlar günümüzde her annenin en yakın çevresinden hissettikleri baskılar haline gelmiş durumdadır. Bir kadın bunların tamamını başarmak gibi mucizevi bir durumu gerçekleştirmeyi ya da imkansızı aramayı takıntı haline getirirse, elde edeceği tek şey daha fazla acı çekmek olacaktır.

O nedenle, gerçeklikle pek de bir ilgisi olmayan ve daha çok pazarlama içerikli bu tür sosyal baskıları önem derecesine göre sıralamak gerekir. Hiçbir anne böyle bir yaşam temposuna ayak uyduramaz. Örnek olarak spor salonundan işe giden, oradan kreşe gidip çocuğunu alan, daha sonra bir dil okulunda derse katılan, sonra da akşam eve geldiğinde harika bir yemek hazırlayan, yemekten sonra ise 4 yaşındaki çocuğuna okuma yazma öğretmeye çalışan, çünkü ancak bu şekilde çocuğunun akademik geleceğini güvence altına alabileceğini düşünen bir kadını hayalinizde canlandırabiliyor musunuz?

Böyle bir tempo elbette gerçekçi değildir. Daha doğrusu haftanın yedi günü bu şekilde yaşamak imkansızdır. Şimdi sizlere neden “kötü anne” olmadığınızı analiz ederek anlatacağız. Sizin aslında harika bir anne olduğunuzu ve kimsenin bunun aksini iddia etmeye hakkı olmadığını göstereceğiz.

Çocuklar

“Kötü Anne” Olmadığınızı Gösteren Nedenler

Öncelikle tamamen basmakalıp fikirler üzerine kurulmuş olan bu tür bir sosyal inanış karşısında sezgilerimize güvenmemiz ve bu şekilde hareket etmemiz gerekir. Bu noktada baskının tamamen özellikle kadının üzerinde yoğunlaştığının da altını çizmemiz gerekir. Çünkü “kötü anne ve baba” deyimi pek de duyulmuş bir tabir değildir. Bir şekilde bu önyargıda da bir türlü aşmayı başaramadığımız cinsiyet algısı devam etmektedir. Elbette çocuk yetiştirmenin ya da ebeveynlik kavramının hem anne hem de babayı kapsayan iki yönlü bir olgu olduğunun anlaşılması önemlidir.

Annesini öpren bir çocuk

Bunun yanında annenin ya da babanın tek başına olduğu ailelerde de sorumluluğun bir kısmının başka kişiler tarafından üstlenilmesi yaygın bir durumdur. Bu nedenle, “kötü anne” ifadesini tamamen ortadan kaldırmak gerekir. Tam tersine bu şekilde bir tanımlamaya maruz kaldığımızda kulak asmamalı ve kendimizle gurur duymalıyız. Çünkü aslında bizler son derece iyi birer anneyiz.

Eğer Gününüzün Bir Kısmını Kendinize Ayırırsanız Kötü Bir Anne Olmazsınız

Çocuğumuzu eşimize, ailemizden birilerine ya da yakın arkadaşlarımıza bırakıp kendimize biraz zaman ayırdığımız için kimsenin bizi eleştirmeye hakkı yoktur. Aslında bu süreçte de kişisel gelişimimizi devam ettirmek için çaba göstermemiz doğru bir davranış olacaktır. Çünkü eğer biz iyi olursak etrafımızdaki insanlara da elimizden gelenin en iyisini vermeye devam edebiliriz.

Kimsenin Çocuk Yetiştirme Biçiminizi Eleştirmeye Hakkı Yoktur

Çocuk yetiştirme tarzınız tamamen size ve eşinize kalmış bir seçimdir. Herhangi bir sorunla karşı karşıya kaldığınızda doktorunuzdan gerekli desteği alacağınızı bilirsiniz. Bunun dışında bebeğinizi beş yaşına kadar emzirmeye karar verdiyseniz, çocuğunuzun gelişim sürecini hiç aceleye getirmiyorsanız ve onu beslemeye devam ediyorsanız ya da ona mümkün olan en kısa zamanda katı gıdalar vermeye başladıysanız bu seçimler kimseyi ilgilendirmez.

Çocuğunuzun kendine göre bir gelişim süreci ve ritmi vardır. Ve siz bu süreci yakından bilir ve takip edersiniz. O nedenle kimsenin bu konuda sizin davranışlarınızı eleştirme hakkı yoktur.

“Kusursuz Anne” Diye Bir Şey Yoktur

Anneler ve kızları

Kusursuz anne yoktur. Hatalarından dersler çıkarabilen, her gün çocuklarını mutlu etmek için çaba gösteren ve aynı zamanda kendisini de ihmal etmeyen anneler vardır. Çünkü anne olmanın yanında o bir kadındır, bir eştir, babasının ve annesinin kızıdır, bir arkadaştır ve bir insandır.

Önemli olan şey, dışarıdan gelen baskılara boyun eğmeden hayatımızın her anından keyif almaktır. Çocuklarımıza kaliteli anlar sunmak ve kendimizi de onlarla birlikte adeta büyütmek en doğru yaklaşım biçimi olacaktır.

Anne olmak her kadının kendine göre bir hız ve biçimde yaşadığı bir süreçtir. Kişi mutlu olduğu sürece kimsenin bir başkasını eleştirmeye ya da onu etiketlemeye hakkı yoktur. Konuyu daha derinden ve geniş bir biçimde incelemek için bu konuda yazılmış olan çeşitli kitapları okuyarak bilginizi artırabilirsiniz.