Kongo’da Ultrason Sürprizi

4 Ocak 2020
Kongolu kadınlar ultrason ile tanıştığında, bu cihazın yarattığı kafa karışıklığıysa hemen önlerinde durmaktadır: karınlarındaki bebeklerini ekranda görmek.

Dünyanın pek çok yerinde doğum öncesinde hastaneye giderek gerekli testleri yaptırmak oldukça doğal ve sıradan bir durumdur. Ancak bazı ülkelerde karşı karşıya kaldığımız gerçek bundan çok farklıdır. Hatta kimi zaman inanılması güç ve üzüntü vericidir. Örnek olarak, Kongo’da hamile kadınların ultrasonla muayene olmaları oldukça büyük bir sürpriz niteliği taşımaktadır.

Orta Afrika’da bulunan bir ülke olan Kongo, devasa doğal zenginlikleri ile öne çıkmaktadır. Maalesef bir süredir devam eden politik çatışmalar, özellikle altyapı ve temel hizmetler konusunda ülkedeki sağlık sektörünün ciddi anlamda geri kalmasına neden olmuştur. Kongo Cumhuriyeti, büyük şehirleri de dahil olmak üzere geleneksel yapısını büyük oranda korumuştur. Bu durumun bir sonucu olarak Kongo halkı son derece yavaş ve temkinli bir gelişim süreci içinde yaşamaktadır.

Dünyanın bu bölgesinde en büyük pazar, temel teknolojik ürünlere odaklanmış durumdadır. Yani telefon, internet ve ulaşım en fazla rağbet gören modern imkanlar arasında yer almaktadır. Bu bağlamda, her ne kadar teknolojinin sağlık sektöründe de ağırlığının hissedilmesi bir ihtiyaç olarak kabul edilse de, bu durum Kongolular için olağanüstü bir imkandan öteye geçmemektedir.

Ultrason Bir Hayal

Hem Kongolu annelerin hem de tüm halkın sağlık alanındaki teknolojik gelişmelere ulaşmalarının önündeki en büyük engel ülke ekonomisidir. Şüphesiz, sağlık hizmetlerine harcanacak gider ülkede yaşayan insanların büyük bir kısmının karşılayabileceği düzeylerin üstündedir. Bu nedenden dolayı, sık sık salgınlar ve yaygın hastalıklar sonucu ülke nüfusu önemli ölçüde etkilenmektedir.

Halk sağlığı hizmetlerini sınırlayan ve en uç bölgelerdeki nüfusa ulaşılmasını engelleyen diğer nedenler arasında ülkedeki şiddet, göç ve askeri kontrol gibi etkenler ön plana çıkmaktadır. Son yıllarda ayrıca, sağlık kuruluşları için çalışanları kaçırma ve sağlık personeline yönelik şiddet gibi olumsuz olaylar da yaşanmaktadır.

Tüm bu engellere rağmen kimi zaman portatif bir ultrason cihazı en uzak bölgelere bile ulaşabilmektedir. Böyle bir cihazın bu yerlere gitmesi, Kongo Cumhuriyetinin başkenti olan Kinşasa’da dahil olmak üzere, o bölgede yaşayan insanları son derece heyecanlandırmaktadır. Ancak bu cihazın gelmesinin sadece iyi bir gelişme olduğunu söylemek mümkün değildir. Çünkü Kongoluların bir kısmında bu tür cihazlara karşı bir tür şüphe ve tereddüt bulunduğundan, halkın reaksiyonunun karışık ve hatta kimi zaman olumsuz olduğunu da belirtmek gerekir.

Ultrason ve hamile kadın

Kolayca tahmin edileceği gibi, Kongo’da anne adayı hamile kadınlar bebeklerini beklerken, dünyanın diğer bölgelerindeki gibi bir hamilelik süreci yaşamamaktadırlar. Bu ülkedeki kadınların büyük bir çoğunluğu doğum öncesinde herhangi bir doktor kontrolünden geçmez, muayene ya da tedavi görmek gibi bir imkana sahip olmaz. Bu durum, dikkat edilmeyen ya da gözden kaçırılan bir detay değildir. Sadece böyle bir süreç, Kongolu kadınların yaşantılarında hiç yer almaz.

Afrikalı bir anne adayının, karnındaki bebeğin cinsiyetini doğmadan önce bilme ihtimalinin bulunduğunu hayal etmesi bile neredeyse imkansızdır. Bunun tek istisnası ebelerin ya da büyücülerin yaptıkları tahminlerin doğru çıkmasıdır. Bu yüzden Kongolu kadınlar ultrason ile tanıştığında, bu cihazın yarattığı kafa karışıklığıysa hemen önlerinde durmaktadır: karınlarındaki bebeklerini ekranda görmek.

Ultrasonun Değeri

Bir doktor için, Kongolu bir anne adayını hamilelik süresince birkaç kez muayene etmek gerçekten sıra dışı bir ayrıcalıktır. Bu bölgede, ultrasona dair oldukça belirsiz ve mesafeli bir algı bulunmaktadır. Ciddi miktarlarda maliyete yol açabilecek bu cihazın Kongolular için hiçbir değeri olmayabilir. Yani bu insanlar, ultrason cihazı ile yapılan bir testi gereksiz ve hatta kötü bir şey olarak görmektedirler.

Kongolu anne adayları için ultrason muayenesi, anlatacakları ilginç bir hikaye niteliği taşımamaktadır. Bunu adeta bir büyü olarak gören bu kadınlar için cihazın hayatlarını hiç etkilemediğini belirtmek gerekir. Doğal olarak bu bölgedeki insanların çok azı, ultrasonun hem kendilerinin hem de bebeklerinin hayatını kurtarabilecek bir cihaz olduğunu düşünmektedirler. Tüm zorluklara rağmen, şehirlerde özel gebelik merkezleri bulunmaktadır. Bu yüzden, anne adaylarının sadece ölmek üzere olduklarını düşündükleri zamanlarda değil, hamilelik sürecinde halen vakitleri varken bu tür yerleri ziyaret etmeleri onlar için faydalı olacaktır.

Kongolu anneler ve bebekleri

Kongo’da kadın başına düşen ortalama çocuk sayısı beştir. Bu kadınların büyük bir kısmı da çok genç yaşta anne olmaktadırlar. Ancak buna rağmen hemen hemen hepsi de doktorlara ve uyguladıkları tedavilere karşı bir güvensizlik duygusu beslemektedirler. Ulaşımı zor olan bölgelerdeki kadınlar halk kliniklerine gidebilecek durumda olsalar da, çoğunluğu bir şifacıya gitmeyi tercih etmektedir. Yani ülkede tıbbi kültürün son derece gelişmemiş olduğu bir gerçektir.

“The Safe Motherhood Initiative – Güvenli Annelik Projesi” gibi birtakım programlar, dünyadaki gebelik ve doğumda ölüm oranını %75 oranında azaltmayı amaçlamaktadır. Bu tür programların amacı sadece tıbbi imkanlara başvurmanın önemi konusunda insanların farkındalığını artırmak değil, aynı zamanda gönüllü sağlık çalışanları ile ihtiyaç sahiplerine profesyonel destek sağlamaktır. İşte bunlardan bir kısmı da Kongo’ya o “harika” ultrason cihazını götüren gönüllülerdir.