Kürtaj geçirmiş bir kadına söylenmemesi gereken 6 şey

Kürtaj geçirmiş bir anneye ne söyleyeceğinizi bilmiyorsanız belki de hiçbir şey söylememeniz gerekir. Çünkü söylediğiniz hiçbir şey kadının acısını ortadan kaldırmayacaktır.
 

Kürtaj sonrasında çocuğunu aldıran bir annenin yaşadığı acı genellikle pek anlaşılamamaktadır. Bu tip kayıplar sık yaşansa da birçok insan -en iyi niyetlere sahip olanlar bile- bu durumu farkında olmadan körükleyebilirler.

Sosyal anlamda bu konunun önemsizleştirilmesi  empati eksikliğiyle de birleştiğinde annenin kürtaj geçirmiş diğer arkadaşlarının düşüncesizce söylemlerde bulunmasına sebep olur.

Bu söylemler annenin sakinleşmesi noktasında yardımcı olmadığı gibi yaşanan rahatsızlığı daha da belirgin hale getirir ve işleri daha da içinden çıkılamaz hale getirir.

Doğuma yakın süreçte annenin yaşadığı bu büyük kaybı hangi sözler teselli edebilir? Şimdi sizlerle bu yazımızda kürtaj geçirmiş bir kadına hiçbir koşulda söylememeniz gereken ve yapmamanız gereken şeylerden bahsedeceğiz.

Neden bu şanssız sözlerden uzak durmak gerek?

Hamile bir kadın kendi vücuduyla hamilelik sırasında daha önce olmadığı kadar bağlantı içindedir. Bu noktada anne umutları ve neşeleri bir yandan da korkuları üzerinden beslenir. Annenin hissettiği tüm bu yoğun duygular aslında anne karnındaki bebeğin yarattığı hislerin ürünü olmanın ötesine geçemez.

Kürtaj geçiren anneler çocuklarıyla bağlanma yeteneklerini kaybederek yine de kendi vücutlarında ve karakterlerindeki hamileliğin getirdiği değişimlere maruz kalırlar.

Bu noktada yaşanan kayıptan ötürü bir şey görmek ya da hissetmek mümkün olmayabilir. Bu bağlantı eksikliği birçok kürtaj geçiren kadının trajik sonuçla karşılaşmasına verdiği doğal bir tepkidir.

 

Hiç kuşkusuz ki bir insanın karşılaşabileceği en acı verici kayıplardan biri çocuklarını kaybetmeleri olur. Büyüklerimiz şöyle der: “Çocuk düşürdüğümüzde yaşadığımız acı doğmuş bir çocuğun ölümüyle karşılaştırılamaz”.

Çünkü onlar şu görüştedir: “Doğmadan ölmüş olan çocuğun kaybındansa doğan bir çocuğun daha sonra ölümü o çocuğun deneyimlerini, hikayesini ve bıraktığı unutulmaz hisleri de beraberinde götürür.”

Fakat belki de en kötüsü vücutta hissedilmeyen acı veya üzüntüyü çocuk kaybıyla yaşanan hayallerin ve yanılsamaların yıkılmasıyla oluşan tüm karanlık hislerle karşılaştırmak olur. Kürtaj geçiren bir kadın kendini oldukça acınası, mutsuz ve tüm bunların ötesinde yanlış anlaşılmış hissedebilir.

Kürtaj geçirmiş bir kadının karşısında nasıl hareket etmeliyiz?

Hamilelik sırasında bebeğini kaybeden birisine kötü niyetle yaklaşmak kolay olmasa da birtakım faydalı prensipler yaklaşımımızı gözden geçirmemizde faydalı olabilir.

Öncelikle kürtaj geçirmiş bir annenin yaşadığı kaybı dikkate alarak düşüncesizce cümleler kurmaktan kaçınmalıyız. Çünkü bu cümleler anneyi sadece daha fazla üzmekte etkili olacaktır.

Yaklaşık hamileliklerin %20’si vaktinden önce gerçekleşmektedir. Bu durum çocuk kaybına sebep olduğunda ebeveynler için başa çıkması oldukça güç bir durum sunar. Bu noktada ebeveynleri rahatlatabilecek tek şey belki de yaşadıkları acı için insanların saygı duymaları olur.

Peki, bu saygıyı nasıl yakalayabiliriz? Tek yapmamız gereken kendini kayıp yaşayan anne ya da babanın yerine koymak ve onun evladını kaybettiğini anlamak olacaktır.

çocuk düşürmek

Çocuk düşürmüş bir kadının daha fazla hareketi bulan sözler işitmesi gerekmez. Genelde bu sözler söyleyen kişinin düşüncesizliği ya da yaşanan acıyı inkar etmesinden kaynaklanır. Fakat yeterli dozda anlayış, empati ve özellikle sosyal çevreden gelen destek bu süreçte çok faydalı olacaktır.

Yaşanan her kayıp ya da acı içinde bulunan rahatsızlığın sebebini dışarıda aramayı gerektirir. Yaşanan kayıp ve tüm ağlamaların sonucunda ortaya çıkan üzüntüyü anne ve babanın aşması için elimizden geleni yapmamız gerekir.

Bu acıyı aşmak aslında acıyı unutmak anlamına gelmez. Çünkü bir çocuğun ölümü anne ve babanın hafızasından asla silinmeyecektir ve sonsuzluğa kadar gönüllerinde ve akıllarında yer edecektir.

Kürtaj geçirmiş bir kadına şu sözleri söylemekten kaçının

  • Eğer çocuk dünyaya gelmemişse bu onun aslında doğmaması gerektiği anlamına gelir.” Kürtaj gibi durumlarda bu sözün söylendiğini sıklıkla duyarız. Fakat bu durumu tabii ki kimse kürtaj geçiren kadın kadar iyi anlayamaz. Bu sözle gelen doğrulama anneyi yaşadığı kabusun başına gelen en iyi şey olduğu konusunda ikna etmeye çalışır. İyi niyetlerle de olsa yaşanan acının olumsuz izlerini hızla yok etmeye çalışmak önerilmez.
  • Daha gençsin, çocuk doğurmak için önünde başka fırsatlar olacak.” İnsanlar halen yaşadıkları olumsuz duyguları saklamak ya da maskelemek için büyük çaba gösterirler. Bu olumsuz duygular kendilerine de başka insanlara da ait olabilir. Bu sözle gelen yargı yaşanan kaybın anısını silmeyi amaçlar ki anneye umut ekilerek onun önüne çıkacak diğer fırsatlara karşı farkındalık geliştirmesi istenir. Eğer kürtaj sonrasında hemen yeni bir bebeğe hamile kalınırsa önceki bebeğin acısı atlatılmadığı için yeni bebek de bundan etkilenecektir.
üzüntü ve acı

  • Şimdi ya da birkaç hafta içinde olması aylar sonra yaşanmasından daha iyi.” Kötü insanlar genellikle kürtaj geçirmiş bir insanın deneyimleri karşısında şöyle der: “Düşünsene ya bebeğini yedi ya da sekiz ay sonra kaybetseydin.” Anne zaten bu noktada daha kötülerinin başına gelebileceğinin farkındadır. Ama aynı zamanda anne işlerin daha iyiye gitmiş olabileceğinin de farkındadır. Bu anlamda kürtaj geçiren bir kadın yaşadığı çocuk kaybının diğer insanlarınkinden daha önemsiz olduğunu düşünür. Fakat kürtaj geçiren anne için bu kayıp büyük önem taşır çünkü gelecekteki bebeğine asla kavuşamayacak ve bugün onu kaybetmiş olacaktır.
  • Böyle olması daha iyi oldu, ortada zaten bebek yoktu.” Bundan daha hatalarla dolu ve acımasız bir düşünce tarzı olamaz. Hiç şüphesiz ki kaybedilen çocukla özel bir bağlantıya sahip olan kişi annedir ve o çocuğun anne karnında tüm hareketlerini de yine anne hissetmiştir. Birilerinin kürtaj geçirmiş bir kadının içinde “hiçbir şey yoktu” demek hem oldukça zararlı ve acı vericidir. Bahsi geçen “hiçbir şey” ya da “hiç kimse” kayıp yaşayan kadının çocuğundan başkası değildir.
  • Senin zaten başka çocuğun var, onun tadını çıkar ve bu kadar şikayetçi olmayı bırak.” İster ilk ister üçüncü olsun her hamilelik beraberinde bir seri yanılsama, umut ve hayali barındırır. Hamilelik bizlere içimizde oluşan mucizeyi deneyimlememiz için yeni bir fırsat sunar. Tüm bunların yanında çocuk sahibi olan herkesin bildiği gibi bir çocuğun yerini diğeri asla dolduramaz ve her ebeveyn aslında sahip olduğu çocuğu eşit derecede dünyaya getirmek ister.
  • Uzun zaman önce oldu bu olay. Aş artık bu kaybı, düşündüğün kadar kötü değil.” Kim yaşanan bu kaybın yeterli olduğuna ve artık aşılması gerektiğine karar verebilir ve ne tip bir otoriteyle bunu söyleme hakkını kendinde bulur? Kayıp yaşayan her ebeveyn acıyı ellerinden geldiğince iyi bir şekilde yönetmeye ve yaşamaya çalışır. Bu noktada kimsenin onu yargılamaya hakkı yoktur. Çünkü başkalarının ne tip bir acıdan geçtiğini bilemeyiz. Önemli olan bu noktada kayıp yaşayan her insanın acısına saygı duymak olacaktır. Çünkü her insan kendi hızında acılarıyla yüzleşip onların üstesinden gelebilir.
 

Bu yüzden eğer kürtaj geçirmiş bir anneye ne söyleyeceğinizi bilmiyorsanız belki de hiçbir şey söylememeniz gerekir. Çünkü söylediğiniz hiçbir şey kadının acısını ortadan kaldırmayacaktır.

Bu noktada o kişiye ağlayabileceği bir omuz sunmak, o kişiyi dinlemek ya da duruma bütüncül bir şekilde bakabilmek daha iyi olacaktır. İdeali ise “üzgünüm” deyip ardından kayıp yaşayan kişiye sarılmak olacaktır. Konuyu daha fazla deşmek yerine aile bu konuyu konuşmayı tercih ederse söz almak gerekir.