Bebeğin Cinsiyeti Konusunda Nasıl Yanılırız?

3 Ocak 2020
Bebeğin cinsiyeti konusunda neden yanılırız? Bu hata ne kadar süre boyunca devam edebilir?

Bazen anneler, aslında bir erkek çocuğunun dünyaya geleceğinden habersiz bir biçimde bir kız çocuğunun olacağını bekler ve ona göre hazırlık yaparlar. Ya da bunun tam tersi bir durum gerçekleşebilir. Bu tür durumlarla sık sık karşılaşmak olasıdır. Peki bebeğin cinsiyeti konusunda neden yanılırız? Bu hata ne kadar süre boyunca devam edebilir?

Teknolojinin bu denli ileri olduğu bir çağda, bebeğin cinsiyeti konusunda halen çeşitli hatalar yaşanıyor olması inanması zor bir durumdur. Ancak yine de bu durumun kimi zaman yaşandığı da bir gerçektir. Bunun en temel açıklaması, ultrason teknolojisinin gittikçe daha gelişen ve yaygınlaşan bir uygulama olmasına rağmen, ortaya koyduğu verilerin sonuçta bir insan gözüyle değerlendirilmesi gerektiğidir.

Doktorların, anne karnındaki bebeklerin cinsiyetinin ne olduğu konusunda hata yapmaları sıra dışı bir durum değildir. Ancak bu noktada ilgi çekici olan detay, böyle bir hatanın düşündüğümüzden daha sık bir biçimde yaşanıyor olmasıdır. Bununla birlikte, bu tip bir yanlış değerlendirme kısa süre içinde düzeltilebilir. Yani ilk ultrason muayenesinde bebeğin cinsiyetine dair net bir fikir oluşmasa da, ikinci muayenede akıllarda kalan soru işaretleri giderilecek cinsiyet net olarak ortaya konabilir.

Fakat bir süreliğine de olsa, bir kız ya da erkek çocuk bekliyor olmak aile içinde bu yönde duyguların gelişmesine neden olur. Bu tür duygusal bir ortamın getirdikleri telafi edilebilir olduğu sürece herhangi bir endişeye kapılmaya gerek yoktur. Ancak kimi durumlarda, bebek bekleyen çiftler bebeklerinin cinsiyeti konusunda o denli emin olurlar ki, bebeğin ismi belirlenir, cinsiyetine uygun kıyafetler alınır ve doğum için tamamen yanlış bir konsept içinde parti bile hazırlanır.

Babaannelerimiz Döneminde Bebeklerin Cinsiyeti

Bundan bir süre öncesine kadar anne karnındaki bebeğin cinsiyeti konusunda hata yapma olasılığı daha yüksekti. Çünkü bunu ortaya koyacak herhangi bir bilimsel metot bulunmuyordu. Bu nedenle, doğum öncesi kontrollerin genellikle daha az sayıda ve daha dar kapsamlı olduğunu söylemek mümkündü. Bunun sonucunda da, bebek cinsiyetine dair uygulamalar daha çok mitolojik tahminlerden öteye pek geçmiyordu.

Çoğu kez daha önceden anne olanların ya da ebelerin tecrübeleri ve hamile kadının karın şekli, bebeğin cinsiyetinin belirlenmesi konusunda en temel dayanak noktaları olarak ön plana çıkmaktaydı. Anne karnının şekline ek olarak, yürüyüş biçimi ya da hamilelik dönemindeki istekleri de birer gösterge olarak kullanılıyordu.

Uzun bir süre boyunca bebek cinsiyetini tahmin konusunda kullanılan inanış ve efsanelerin belirli bir dereceye kadar başarılı olduğu görülmüştür. Bu sayede anne adaylarının bebeklerinin geleceğine yönelik planlar yapması mümkün olmuştur. Ancak tüm bunlara rağmen, kesin olarak emin olmak için bebeğin doğmasını beklemekten başka herhangi bir seçenek bulunmuyordu. Kimi zaman doğumdan sonra beklentilerin aksine çeşitli sürprizlerle karşı karşıya kalmak da mümkündü.

Erkek ve kız bebek odası

Babaannelerimiz zamanında bebeklerin cinsiyeti konusunda yanılmak son derece normal bir durumdu. Bu durum çoğu kez pek dikkat edilmeyen ve bazen de tatlı bir anı olarak hafızalarda yer eden bir detay olma özelliği taşıyordu. Büyüklerimizden, “Ben doğmadan önce bir erkek çocuk bekliyorlarmış ama ben kız olmuşum.”, “Benim için hazırladıkları oda tamamen pembe, kıyafetler ve oyuncakların hepsi bir kız içinmiş; ama ben erkek bir erkek olarak dünyaya gelmişim.” gibi hikayeler dinlemişizdir. Yani o dönemlerde bebeğin cinsiyeti konusunda bir hata yapmak daha sık rastlanan ve sıradan bir durumdur. Bununla birlikte kimi zaman bu hataların sonucunda ortaya çıkan durumların üstesinden gelmek pek de kolay olmamıştır.

Bebeğin Cinsiyetini Yanlış Bilmek Bizi Duygusal Anlamda Etkiler Mi?

Bu tür durumları yaşayan ailelerde, doğacak bebeğin gerçek cinsiyetinin oldukça uzun bir süre sonunda ortaya çıkması ciddi anlamda duygusal bir şok yaşanmasına neden olabilir. Bebeğinizin işine yaramayacak birçok eşyaya ve giysiye para harcamak gibi ekonomik detayların da ötesinde, bu durum duygularınızı oldukça derinden etkileyebilecek bir kayıp anlamına gelebilir.

Kimi anneler için bu durum adeta bir düello niteliği taşımaktadır. Çünkü onlar için belki de ismini bile koydukları bir kızı ya da erkek çocuğu kaybetmek ve elbette bununla birlikte o çocuk için biriktirdikleri büyük heyecanı da yitirmek anlamına gelebilir. Annelerin içindeki o küçük parça büyümeye başladığı andan itibaren, aslında onunla birlikte büyüyen sadece sevgi değil, aynı zamanda onunu nasıl bir bebek olmasını arzu ettiklerine dair o beklentidir.

Ancak aynı zamanda, örnek olarak bir erkek çocuğun doğmasıyla birlikte bir tür rahatlama duygusu da yaşanabilir. Çünkü bu durumda kızlar için gerekli olacak onca aksesuara artık gereksinim duyulmayacaktır. Bununla birlikte bir isim konusunda karar vermiş ve başka bir alternatifi artık düşünmüyor olmak elbette bir miktar strese neden olacaktır. Çünkü en baştan bir isim arayışına başlamak gerekecektir.

Diğer yandan daha uç örneklere bakıldığında, dördüncü çocuğunu kucağına almalarına rağmen hala bir kızları olmayan bir çift için bu durumun oldukça büyük bir hayal kırıklığına neden olacağı da açıktır. Ancak çoğu kez bu tür bir hayal kırıklığının geçici olduğunu ve aile içi duygusal bağlılıklar anlamında ciddi bir etkisinin bulunmadığını söylemek mümkündür. Ancak yine de gerçek duygularının ne olduğunu annenin kendisinden başka kimsenin bilmesi pek olası değildir.